Tüm Bilgi Paylaşımlarım

2019 Yılının Ülkemize, Dünyamıza Barış, Huzur ve Mutluluk Getirmesi Dileğiyle…

Yeni Yıla Girerken, Pagan Kültür Temelli Kapitalist Tüketim Festivali ile Afazileşmiş Yurdum İnsan Manzaraları! Yeni Yıla Girerken Pagan Kültürü...(*) İlk Söz: Noel; çocukların başına oyuncak dağıtanların değil, bombalar yağdıran küresel oyun kurucuların ürünü.. Bu yıla girerken de "küresel devşirme, eğlence ve afaziliğin" simgesi haline gelen "havai fişek" gösterilerini izleme olanağını bulacağız. Kutlayanlar medenileşmiş ,sosyal! Kutlamayanlar ise, “asosyal” ya da bazılarının anlamını bile bilmediği, kaba bir deyimle “denyo”… Yeni yıl dolayısıyla meydanlarda düzenlenen geleneksel Kutlamalarda her zaman olduğu gibi katılanlar saat 24.00'e bir dakika kala insanların çoğu hep birlikte geriye doğru sayacak ve yeni yıla girildiğinde, çığlıklar atarak, ışıl ışıl yanan rengarenk yılbaşı kristal toplarının yüksekten düşer ken çıkardıkları renk ve ışık gösterileri ile masallar dünyasında hayallere dalacak. Hem de ne hayaller! "Çalışmadan, üretmeden, emek harcamadan ulaşabileceklerini sandıkları rahat /refah yaşam düzeyleri! Hani sözlerini Nazım Hikmet Ran’ın yazdığı, Cemal Reşit Rey tarafından bestelenmiş, Türk tiyatrosunun klasik eserlerinden birisi olmuş Şişli'de bir Apartıman” ya da diğer adıyla “Lüks Hayat” şarkısının sözleri gibi… “Hey lüküs hayat, lüküs hayat Bak keyfine Yan gel de yat Ne güzel şey, Oh ne rahat Yoktur eşin lüküs hayat” Bu “halet-i ruh” haliyle gösterileri izlerken, Türk-İş tarafından yapılan "açlık ve yoksulluk sınırı" araştırmasını da umarım ıskalamazlar! Yılbaşını kutlamamak… Dinsel anlamda mı? Yoksa eğlence anlamında mı? Yoksa ideolojik anlamda mı? Yoksa yozlaşmış, tüm kadim değerlerini kaybetmiş, afazi olarak mı? Yoksa da eşik altı büyücülerin zihinsel Subliminal stratejileri sonucu mu? Bir ritüel yapılıyorsa içeriğini de bilmek gerekir. Yoksa tam bir afazi hale geldiğinizin resmidir! Hıristiyanlığın otantik ve kutsal bir figürü olmayan Noel Baba'nın popülerleşmesi ile kapitalist tüketim kalıplarının yerleştirilmesi ve yaygınlaştırılması arasında sıkı bir ilişki var… Batı dillerinde Santa Claus, bizde Aziz Nikola denen Noel Baba’nın gerçekten yaşayıp yaşamadığı, yaşadıysa nerede ve ne zaman yaşadığı, onu önemli kılan özelliklerinin neler olduğu gibi sorulara henüz bilimsel açıdan doyurucu yanıtlar verilemedi ama Noel Baba’nın gündelik hayata girişi ilk kez, 1863 yılında Thomas Nast adlı bir grafikçinin, yoksullara, gereksinim sahiplerine yardım eden bir Hıristiyan azizinden esinlenerek hayali bir beyaz sakallı tonton bir dede resmi çizmesi ile başladı… Ve bu resim Harper’s Weekly adlı bir derginin 3 Ocak 1863 tarihli kapağında yayımlandı. 1924 yılında da siyah-beyaz Noel Baba figürü, kapitalist tüketimin sembol içeceği Coca-Cola için reklamlar tasarlayan İsveçli grafikçi Haddon Sundlom; Noel Baba’sını, kırmızı-beyaz elbiseli güleç yüzüyle sekiz atlı bir rengeyiğinin çektiği kızağa bindirmek suretiyle renklendirdi. Neden renklendirdi acaba? Tabi ki Coca-Cola’nın kış aylarında da tüketilmesini sağlamak. Ürünü çocuklar dünyasına sokmak ve bu ürünün içeriğinin iyi olduğunu bilinçaltına işlemek… Artık ‘kızakla dolaşan neşeli Noel Baba’ figürü 1939’da, Denver Gillen’in çizgileri ve Robert May’in şiirinden oluşan bir broşür o yıl tam 2.4 milyon basılıp dağıtıldı. Neden dağıtılmış dersiniz? Tabi ki kapitalist tüketim kalıplarının yerleştirilmek ve yaygınlaştırmak için… Artık 1947 Noel Baba’nın tam olarak popüler hale geldiği yıl olmuş… Rusya 1918 yılında, yunanistan 1923 yılında, Türkiye 1926 yılında “Gregoryen Takvimi” resmi takvim olarak kullanır olmuş. Açık anlatımıyla 1 Ocak günü, 1926 yılından bu yana Türkler için yeni bir yılın başlangıcı olmuş.. Türkiye’nin Noel Baba ile tanışması ise, Demokrat Parti’nin Türkiye’yi ‘Küçük Amerika’ yapmaya soyunduğu 1950’lerin başında... Bu tarihten sonra yıllardır hasetle seyredilen Beyoğlu eğlenceleri hızla yurda yayılmış. Dergiler, özel yılbaşı sayıları çıkarmaya, gazinolar balolar düzenlemeye, ‘Tayyare Piyangosu’ özel çekilişleri yapılmaya başlanmıştı bile… Sadece büyük şehirlerde değil, Anadolu'da , her gelir grubundan aileler, yılbaşında bir sofra etrafında toplanarak yeni yıl yemeği yemeyi, radyo dinlemeyi, gece yarısı Milli Piyango çekilişini izlemeyi âdet edinmiş. Televizyon yayını başladıktan sonra da gece saat 24.00’te “Zeki Müren konser verecek mi? Dansöz (oryantal) çıkacak mı?” havasına girilmiş. Kuruyemiş, tombala bu gecenin sembolü haline gelmiş. Gelirdeki farklılaşmaya ve değişime bağlı olarak yılbaşı eğlenceleri gazinolara, lokallere, otellere taşınmış. E ne de olsa o tarihlerde siyasilerin belirlediği hedefe ulaşılmış… ve medenileşmiştik! Nasıl bir medenileşmek ise?! Gerçi ‘medenileşme’ projemiz 1935’te ‘bütün medeni milletlerce’ tatil günü olarak kabul edilen 31 Aralık öğleden sonrasıyla 1 Ocak günlerinin uygulanmakta olan tatil günlerine eklenmesi’ teklifi kabul edildiğinde olmuş! 1951-1955 arasında Noel Baba figürlü posta pullarının basılmasıyla başlamış bu furya… Artık Türkiye Radyoları’nın hazırladığı özel yılbaşı programları, şöhretli sanatçıların rol aldığı skeçler, şarkılar ve türkülerden oluşan konserler, oyun havaları ve Milli Piyango çekilişi yılbaşı kutlamalarının tipik unsurları olmuş…   30 Aralık 1958 tarihinde Tercüman gazetesinde Ayhan Hünalp tarafından çizilen Noel Baba portresi ile doruk noktasına ulaşmış … Hünalp’in Noel Baba’sı, 342 yılında Fethiye yakınlarında bir antik kent olan Patara’da doğmuş. Çeşitli mucizeler göstererek (örneğin vaftiz edildiği leğenden ayağa kalkarak Allah’a şükretmiş, Hıristiyanların oruç günlerinde ve her cuma annesinin sütünü emmeyerek perhiz yapmış) azizlik mertebesine ulaşmıştı. Daha sonra darda kalanlara yardım etmeyi gelenek haline getirmiş olan Aziz Nikola, ömrünün son yıllarını Demre’de (Antalya’nın Kale ilçesinin antik adı) piskopos olarak geçirmiş. Noel Baba adını alması, hayırseverlik işini iki kez üst üste 26 Aralık’ta yapmış... 1960’lardan itibaren açılan ‘Amerikan Pazarları’ Amerikan malları, otomobilleri, dergileri, Amerika’nın Sesi Radyosu (VOA), Hollywood filmleri ve ‘Barış Gönüllüleri’ ile Amerikan kültürünün topluma nüfuz etmesiyle 1970’li yıllara gelindiğinde büyük otellerde ve çocuk yuvalarında Noel Baba’lı kutlamalar başlamış. Kimse de Antalya gibi sıcak bir yerden nasıl olup da rengeyiğinin çektiği kar kızağında hediyeler dağıtan bir Noel Baba çıktığını sorgulamamış! Patara ile Demre bir süre Noel Baba için yarıştılarsa da Noel Baba’nın Patara’da doğduğu, Demre’de yaşadığı şeklindeki formülde uzlaşılmış ve böylece iki şehrimizin de bu kutlu olayın meyvelerini toplaması mümkün olmuş. Batı kültürü artık iyiden iyiye tüm ülkeye nüfuz etmiş...   1960’lar, 1970’lerde Hilton, Park ve Divan otellerinde serpantinli ve konfetili yılbaşı kutlamaları giderek yaygınlaşmış. 1980’lerde yılbaşını kış tatili ile birleştirip ‘ bir yerlere kaçma’ modası başlamış. 1990’larda Noel Baba’ya Noel Anne ve Noel Köpekleri eklenmiş… 2000’li yıllarda ise Noel Baba artık ailemizden biri olmuş…   Öyle ki bir Noel Baba’yı anlatan 2009 tarihli ‘Neşeli Hayat’ adlı filmi, kısa sürede bir milyonu aşkın izleyicinin ilgisini çekmeyi başarmış...  2014 yılına geldiğimiz bu günlerde, Türkiye'de Asgari Ücret 16 yaş altı ve üstü uygulamasına son verilirken ilk altı ay için aylık brüt 1071 TL, net 846TL.  İkinci altı ayın brüt 1131 TL, net 891 TL olarak belirlenmiş.(*) Bir karşılaştırma olarak, "5 yıldızlı" otellerde yeni yılı karşılamanın bedeli kişi başı 900 lira! Milyoner'le zilyoner arasındaki uçurumun ne kadar derinleştiğini gösteren bir karşılaştırma... Buzdağına çarpan Titanic'in güvertesinde keman çalmaya devam edenlerle, güverte altında üçüncü sınıf yolcusu olarak seyahat edenler gibi! Bu  notumuz şimdilik burada kalsın...    Her neyse "5 yıldızlı" otellerde... Yeni yılı karşılamanın bedeli kişi başı 900 lira dedik ya! Buna limitsiz yerli içki dahil!     Masa üzerinde (Amuse Bouche/Meze Fransızca) Zeytinyağlı yaprak ve midye dolma, dometes carpaccio Sebzeli Crostini, peynir tabağı pastırmalı mutabbel Menü İstakoz madalyonları, Andiv yaprakları, Tabuleh salata ve siyah havyar ile Bloody Mary çorbası, yeşil kereviz ve tava edilmiş Tarak balığı ile Kaz ciğeri, Akdeniz yeşilliği, karamelize tarçın ve kestaneli ayva sotesi ve Balsamik şurubu ile Balmoral steak, Ratatouuille sebze, Fondina peynirli polenta ve çikolata aromalı sosu ile The Maria sorbe Çikolatalı ve Citrus Meyveli Kestaneli Terrin Çay/kahve Mevsim meyveleri tabağı, karışık kuru meyveler, çikolatalı dondurma topları, zencefilli kek...   Gece yarısından sonra işkembe çorbası ikramı…       Ve filmin koptuğu..... Nirvana’ya ulaşıldığı an!... Kafada püskülü sauka/katyon,, Ağzında kaynana dilli ile gece ısınacak ve DJ müziği eşliğinde gönüllerince dans edilecek. Yılbaşının vazgeçilmez muhteşem oryantal şovun da sunulacak galada, misafirlere gece için özenle hazırlanan Türk ve Dünya mutfağından farklı lezzetleri tatma olanağı da bulacak.  Parası olana, 900 lira çerez parası olana sözümüz yok! Adamın parası var harcıyor! Parası olan için, lüksün sınırı yok. Adam köpeğine kürk giydirir, pırlanta kolye takar! Altın banyo muslukları yaptırır! Pırlantalı şarap kadehleri, iPhone kılıflarını çeşitli mücevherler ile süsler! Aslında zenginliğin, lüksün ve bir anlamda şımarıklığın sonu yok! Amerikan gazeteleri yazıyordu üç dört sene evvel... Havadan para kazananlar   Wall Street Restoranların da kedi dışkısıyla filtre edilmiş kahvenin(**) fincanına 100 dolar, bir burger’e 175 dolar öder.... Köftesi Kobe bifteğinden Trüf mantarı ve kaz ciğeri sosuyla tepesinde altın yaprağıyla servis ediliyormuş. Dedik ya! Parası olana ne sözümüz olabilir. Var harcıyor! İsrafta, lüks düşkünlüğünde, çar çur'da üstlerine yok ama… Egoları altın varaklı. Kültürleri teneke.  Ama "aç tavuk olup da kendini buğday ambarında" sananlara ne demeli?! Bunlara özenenlere, içten içe iç geçirenlere ve yapanlara ne demeli?! Herhalde Kerizlikte Nirvana! Farkında mısınız? Bu Prototiplerin çoğu "Hem kel, hem fodul" olanlar. Yaşamımızın çoğunu başkaları ne der diye düşünerek inşa edenler. Yani kendilerinden, örf ve adetlerinden git gide uzaklaşanlar!. Umut başka, kendini kandırma başka.. Umut gerçekleşmedikçe yara halini alıyor. Çirkin kalın bir yara...    Bilimsel olarak ifade edecek olursak topluma ve kendine" yabancılaşanlar" "..mış gibi yaşayanlar" Ama burada dikkat edilmesi gereken kritik nokta: Bu âdetin sadece eğlence tarafını almış olmamız.. Zira bizdekinin Hıristiyanlardaki gibi dinle alakası yok… Hayır ve hasenat işlemekle de hele bir hafta evvel gelen Noel’le de! Tuhafı şudur ki, tek geleneğimize dayanmayan bu yeni âdete, yani yılbaşı sabahlamasına, bütün âdet ve bayramlarımızdan fazla gayretle, dört elle sarılmış haldeyiz! son söz olarak  size güzel iki hikaye…   Birinci hikaye:    Adamın biri köyüne doğru yola koyulmuş, heybesine iki tane karpuz koymuş evine götürmeye. Eski zaman tabii yollar uzun, güneş yakıcı... Yolda yorulmuş adamcağız, heybesinden çıkardığı karpuzun birini kesmiş, yemiş. Kabuklardan arta kalan kırmızı kısımlara bakıp, "Desinler ki bunu bir ağa yemiş." deyip, kabukları bir kenara bırakmış. Sonra yan gelip yatmış. Biraz sonra kalkıp, kabuklardaki kırmızı kısımları iyice kazımış. Beyaz kabukları bırakırken, kendi kendine söylenmiş: "Desinler ki yanında bir de hizmetkârı varmış. " Yorgunluk kolay çıkmaz. Ağacın altında uzanmış kalmış. Bir de doğrulmuş ki vakit epeyce ilerlemiş. Bu arada terleyip susamış da. Yine kabuklara bakmış ve başlamış yemeye. Hem yiyip hem söylenmiş: "Desinler ki bir de eşeği varmış."  İkinci hikaye:   Adamın biri aç mı aç, sefil mi sefil, zavallı mı zavallı...   Ev kirasını ödese, bakkalı ödeyemeyecek, bakkalı öderse, ev kirasını...    Tutmuş kira için ayırdığı parayla at yarışlarında oynamaya kalkmış. Ola ki kazanırım, ola ki benim de cebim para görür, ola ki çoluğuma çocuğuma birer kat elbise alırım, bir eğlence yerine götürürüm onları, borçlarımı öderim...  Ve oynamış. Kaybetmiş bütün parayı.   “Çekiver kuyruğunu,” demiş adam, “şu dünyanın” ve akşam saatlerinde sokaklardan el etek çekilince, şehrin en yüksek köprüsünün korkuluklarını aşarak, suya atlamaya hazırlanmış.    Bir el dokunmuş omzuna. Saçları yapış yapış, burnu çenesine değen bir kocakarı: - Ne yapıyorsun evladım? demiş. - Hiç, ne yapacağım, kuyruğunu çekmeye hazırlanıyorum dünyanın. - Bir sıkıntı mı var ? - Bir sıkıntı olsa mesele yok. Ne ev kirasını ödedik, ne bakkal borcunu, alacaklıların suratları, karının dırdırı, çocukların yalvaran bakışları... Sıkıldım yaşamaktan. Kocakarı: - Ben cadıyım, demiş. Vazgeç bu işten. Ev kirası bankaya yattı, bakkalın borcu ödendi, karın neşeyle seni bekliyor. Adam: - Ne olacak, demiş, bir dahaki aya yine aynı hikâye değil mi? Kocakarı: -Peki, açıktan bir de yüz bin liralık çek bulacaksın masa örtüsünün altında, demiş. Şimdi tamam mı? Adam duraklamış, korkuluğun ön tarafına geçmiş: - Niye yapıyorsun bunu bana? - Hiç, gençsin, yaşamak hakkın, onun için. Yalnız bir tek şey rica ediyorum senden, bu geceni benimle geçireceksin. Kabul etmiş adam ve gitmişler kocakarının kulübesine...  Gece öyle geçmiş, sabahleyin kocakarı yatağın ortasında pörsük göğüslerini sallayarak, yağlı, yapışık saçlarını tarıyormuş. Adamın ise midesi bulanıyor, yüreğini tarif edilmez bir pişmanlıkla iğrenme duygusu sıkıştırdıkça sıkıştırıyormuş. Olanları bitenleri şöyle bir hatırlamaya çalışmış. Bir teselli bulmak için: - Neyse, demiş, artık ev kirası da yok, bakkal borcu da; yüz bin liralık çek ise hazır. Kocakarı kahkahalarla gülmeye başlamış: - Ne, ne dedin bakayım? - Kurtuldum sayende sıkıntılardan, şimdi giyinecek, insan gibi, yaşamaya başlayacağım.   Kocakarı, saçlarının üzerinden traktör geçirir gibi hart diye çekmiş tarağı aşağıya: - İlahi evladım, diye sormuş, sen kaç yaşındasın? - Otuz sekiz civarı... - Bu yaşa gelmişsin bak. Hâlâ cadılara inanıyor musun?   Cadılara, Noel babalara inanmamak gerektiğini öğrenmeden göçüp gidiyoruz.... son söz:     Bir yıl dediğin nedir...? Güneş etrafında kat edilen 940 milyon kilometrecik!... Ne çabuk geçti değil mi ? Hiç bir şey anlamadık. Bi' de anlasaydık n'olurdu acaba?   Demek ki neymiş? Takvim zaman demek değilmiş. Bitiyor çünkü ve hiçbir şey olmuyor. Oysa zaman bitince varoluş kalmaz... Pagan kültüründen esinlenerek ortaya çıkarılan Noel kutlamalarının asıl önemi tarihsel mantığı değil, çok kazançlı bir iş olduğu…. Başka bir deyişle, ticari bir festival olarak icat edilmesi. Noel kutlamalarının  başından beri pazarlama amaçlı olduğu gerçeği.… Doğal afetler, savaşlar, terör eylemleri, yine dünyada olacak 2019'da. Bunu iyi bildikleri halde, insan insanlar mutluluk ve huzur dileyerek girecek yeni yıla yine. Insanı güçlü kılıp ileri götüren de durumunu yadsımasına yol açıp uyanışı ve değişimi geciktiren de aynı şey. Umut. Yeni yıl huzur versin. Umarım ve dilerim ki 2019 Yılı Türk Dünyasına , Ülkemize, Barış, Huzur ve  Mutluluk Getirsin..... Çocuklarımızın güzel günler göreceği nice mutlu ve umutlu yıllar olsun.... Varmak başka, erişmek bambaşka. Umut başka, kendini kandırmak bambaşka... Umut, yarındır...  Sessizce kırlır: Kalp, umut, hayal... Sağlıcakla kalın.. Yüreği "Berkehan" ve "Bilgehan  Deniz " Kadar temiz tüm insanların, günleri, gelecek yılları hep aydınlık olsun! Yüreklerindeki sevgi daim olsun! O.E. 30.12.2013 http://blog.radikal.com.tr/yasam/havai-fisek-gosterileri-altinda-kuresel-devsirme-eglence-ve-afazilik-9691  01.01. 2013  Not: Bir zamanlar Türkiye diye çokça  paylaşılan bu fotoğraf 8 Ocak 2002 tarihliymiş. Ne kadar güzel .. (*)(2013 'de yazılmış ancak günümüz için de geçerli yeni Yıla ilişkin bir deneme)  TÜRK-İŞ: Aralık 2018’de 4 kişilik bir ailenin: #AÇLIK SINIRI: Sağlıklı, dengeli & yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması 1.941 ₺'na  #YOKSULLUK SINIRI: Gıda+giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık vb. zorunlu diğer harcamalar ise 6.323 ₺'na yükseldi... (**) Endonezya'da bulunan Sumatra adası ve çevresindeki birkaç adada bulunan palmiye misk kedisinin kahveyi yemesi ve sonrasında dışkılaması sayesinde elde edilen ve yılda 380 kilo üretilebilen kopi luwak kahvesi 350 dolar ile 500 dolar arasında satılıyor O.E. 30.12.2013 http://blog.radikal.com.tr/yasam/havai-fisek-gosterileri-altinda-kuresel-devsirme-eglence-ve-afazilik-9691  01.01. 2013  Not: Bir zamanlar Kütahya diye çokça  paylaşılan bu fotoğraf 8 Ocak 2002 tarihliymiş. Ne kadar güzel .. (***) Fonksiyona indirgenmiş, araçsallaştırılmış bir beden işçisidir Dansöz (oryantal)    

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Mezunlarına İş Olanakları

İlk söz:Ülkemizin en önemli sorunlarından birisi İşsizlik değil mesleksizlik.. Bu sorunun çözümü, İş dünyasına yönelik daha uygun yetkinlik ve beceri bazlı eğitim.. Türkiye'nin gerçek sorunu ! 19 - 25 yaş arası "vasıfsız" genç nüfus.. "İşsizlerin içinde en yüksek oran Üniversite mezunlarında..." Çözüm, İş dünyasına yönelik daha uygun yetkinlik ve beceri bazlı eğitim.   Türkiye, üniversiteye giren herkese bir şekilde üniversite diploması vermek zorunda değil. Öğrenci gereken düzeyi tutturamıyorsa, elenmeli. Bu yaklaşım, tüm meslek dalları için de geçerli. Üniversite mezunu sayısı, uluslararası istatistik yönünden bir ülke için elbette önemli ama, layıkıyla değilse bir devleti, toplumu ,kurum ve kuruluşları kemiren bir iç hastalık. İş Olanakları: i-TİKA uzman yardımcısı , (29.12.2018)https://bit.ly/2AmuF3L ii-Dışişleri Bakanlığı memur (29.12.2018)https://bit.ly/2EWkgPT iii-Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu uzman yardımcısı alımı için ilana çıkmış (29.12.2018)(https://www.tihek.gov.tr/duyurular/index.html )   İlk söz: İktisadi İdari Bilimler Fakültelerinin tüm bölümleri özellikle  "İşletme" bölümü son derece önemli ama değeri, Türkiye’de bilinmeyen bir dal. Gerçek değeri anlaşılsa ve doğru şekilde öğretilip, iş dünyasına yönelik daha uygun yetkinlik / beceri bazlı eğitim yapılsa, mezunları bir çok sektörde iş bulur İktisadi ve idari bilimler fakültesi öğrencilerinin okula başladıkları andan itibaren en çok karşılaştıkları soru: Mezun olduğunda hangi mesleği yapacaksın? Sorusudur. Bu soru henüz bölümünü dahi tanımayan bir öğrenci için oldukça anlamsız ve bir o kadar da bilinmezdir. Bu nedenle  İİBF  bölümlerine yeni başlayan  ve mezunlara bir katkı sağlamak /rehberlik yapmak  için bu yazı kaleme alınmıştır. Bir İİBF mezunu kamuda bir çok alanda çalışma olanağına sahiptir. Kaymakamlıktan, Müfettişliğe, Denetçilik, Uzmanlık. SPK Meslek Personel Yardımcılığı http://www.spk.gov.tr/Duyuru/Goster/20170405/0 Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir Yeminli Mali Müşavir varıncaya kadar bir çok kariyer meslekte çalışma olanağı olan İİBF mezunlarının düz memur olarak da çalışmalarının önü açık. Bir çok İİBF mezununun hayalinde olan mesleklerden biri ise, İdari Hakim olabilmektir. Dış İşleri Bakanlığı'nın konsolos ve ihtisas memurluğu mesleği ise kendisini yabancı dil konusunda iyi yetiştirmiş bir İİBF mezununun olabileceği mesleklerdir. İİBF Mezunları İçin Kariyer Meslekler  İİBF  bölümlerinde okuyan bir öğrenci için girilebilecek kariyer meslekler şunlardır: Kaymakamlık, İdari Hakimlik, Sayıştay Denetçiliği, Merkez Bankası Uzmanlığı, Bakanlık veya Bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşlarda Müfettişlik, Uzmanlık ve Denetmenlik.   Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir Yeminli Mali Müşavir SPK Meslek Personel Yardımcılığı http://www.spk.gov.tr/Duyuru/Goster/20170405/0 Bunlar içerisinde, çalışma olanaklarının en ideal olduğu, maaş ve özlük hakları açısından diğerlerinden daha iyi durumda olan meslekler sırasıyla: Merkez Bankası Uzmanlığı, Sayıştay Denetçiliği, İdari Hakimlik,  Kaymakamlık TİKA uzman ve Uzman yardımcısı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu    Müfettiş veya Uzman olmaktır. Bir çok kamu kurum ve kuruluşunda Müfettiş ve Uzman vardır. Bakanlıkların yanı sıra, bakanlıklara bağlı, ilgili veya ilişkili kurumlarda da müfettiş veya uzman olunabilir. Bununla birlikte Belediyelerde de Müfettiş olabilme imkanı söz konusudur. Maaş ve özlük hakları açısından Müfettişler uzmanlara göre bir adım daha öndedir. Uzmanlık mesleği iki kısma ayrılır: Birincisi meslek uzmanlık, ikincisi ise taşra uzmanlığı. Merkez uzmanlığı, Müfettişler ile aynı haklara sahipken,i taşra uzmanlarının özlük hakları biraz daha düşüktür.  Kariyer mesleklerde aynı şeyi ifade ettiği düşünülen oysa çalışma yeri, özlük hakkı ve maaş açısından birbirinden ayrılan mesleklerdir. Sayıştay haricinden kamu kurum ve kuruluşunda yer alan denetçiler merkez kadro olarak çalışırlar. Maaşları ve özlük hakları merkez uzmanları ile eşit durumdadır. Oysa, denetmenlerin maaş ve özlük hakları taşra uzmanları ile eşit düzeydedir. Ayrıca, denetmenler taşra kadrosuna bağlı olarak çalışır.  Bununla birlikte kontrolörlük mesleği vardır. Bu meslekle denetçilik ile aynı haklara sahiptir.  Kamuda istihdamın en fazla yapıldığı meslek olan memurluk, veri hazırlama kontrol işletmeni ve bilgisayar işletmeni aslında bu meslekleri icra edenlerin hepsi aynı işi yapar. Kamu kurum ve kuruluşlarında taşra veya merkez kadrosunda çalışırlar. Maaş ve özlük hakları kariyer mesleklere göre oldukça düşüktür. Genellikle, bürokrasideki yazışma ve ilgili kanun hükümlerine göre iş tanımının gereği işleri yapar. Kariyer ve yükselme imkanları sırasıyla: Şef, Müdür Yardımcılığı, Müdür, Bölge Müdür Yardımcılığı ve Bölge Müdürü şeklinde düzenlenmiştir.  Memur statüsü dışında bir de meslek memurlukları vardır. Bunları kariyer mesleklerin altında, memurluğun ise üstünde değerlendirmek gerekir. Gümrük memurlukları, Devlet Hava Meydanları memurlukları, Ptt memurlukları, Et ve Süt Kurumu memurlukları, EİAŞ ve TEiAŞ memurlukları, Belediye memurlukları gibi. Bunların özlük hakları memurlarla aynı iken, maaşları kariyer mesleklere yakındır.  Merkez Bankası Uzmanlığı Sayıştay Denetçiliği Kaymakamlık İdari Hakimlik TRT Yönetim Uzmanlığı ve TRT Denetçiliği Konsolosluk ve İhtisas Memurluğu Bakanlık Müfettişliği Bakanlık Uzmanlıkları Bakanlıklara Bağlı, İlgili veya İlişkili Kurum veya Kuruluş Müfettişliği Bakanlıklara Bağlı, İlgili veya İlişkili Kurum veya Kuruluş Uzmanlığı Belediye Müfettişliği veya Uzmanlığı Denetçilik Kontrolörlük Bakanlık veya Bağlı Kuruluş Denetmenliği Bakanlık veya Bağlı Kuruluş Taşra Uzmanlığı Bakanlık Meslek Memurluğu Diğer Meslek Memurlukları Memur, VHKİ veya Bilgisayar İşletmenliği ---------------------------------- i-Yeni üniversite mezunları mutlaka okuyun: "Tahsiliniz bugün bitmiyor, bilakis bugün başlıyo" diyen Peyami Safa'nın, Yeni Mecmua gazetesinde 20 Haziran 1942 tarihli yazısı... ... https://bit.ly/2kPRwLR ii-Yetenekleri temel alan bir eğitim modeli : A-Meslek Okulu (Hauptschule) B-Meslek ve Eğitim Okulu (Realschule) C-Akademik Lise (Gymnasium) D-Geçiş Okulu (Gesamtschule)... E-Ortaöğretim 2. Kademe(Gymnasium Oberstufe) F-Yüksek öğretim Gymnasium eğitimi ve ABITUR Academic Ranking of World Universities’in her sene belirlediği 500 üniversite sıralamasında 45 üniversite... Ve Dünyayı ben yöneteceğim deklarasyonu "Endüstri 4.0" Son söz: Çok genel ama akılda kalır olması için kısa not: Üniversite imajı: Nasıl yaratılır? Reklam kampanyaları ile imajı değiştirme gayretleri boşuna çaba Bu bağlamda Üniversite Enstitülerinde araştırma projesine sponsor olmamış hiçbir marka futbol sponsorluğu yapamamalı... Yerel yönetimler de kendi şehirlerinde ki üniversitelerin kalitesinin artmasının şehirlerine getireceği katma değeri hesaba katarak üniversitelere gerekli desteği vermeli.

Türkiye’nin En Büyük Dijital Kütüphanesi

  Değerli Meslektaşım;    Merhaba.                    Yıllardır hayalini kurduğumuz bir projemizi hayata geçirdik. Öğretim elemanları ve öğrencilerin buluştuğu dijital bir platform olan Dijital Kütüphanem yayın hayatına başladı. Yüksek lisans tezi, doktora tezi, makale, ders kitabı, ders notu, sesli kitap, sınav soruları, video, müzik, fotoğraf, resim, heykel ve buna benzer eserlerinizi Dijital Kütüphanem’de yayınlayabilir, eserlerinizi yükledikten sonra satış fiyatını belirleyip, telif sözleşmenizi onaylayarak telif geliri elde edebilirsiniz. Dijital Kütüphanem de akademik eserler yanında akademik olmayan eserler de yayınlanmaktadır. Bilgi için www.dijitalkutuphanem.com adresini ziyaret edip, üye olarak çok daha geniş bilgi elde edebilir ve paydaşımız olabilirsiniz. Web sitemizde olası sorularınızın cevaplarını Sıkça Sorulan Sorular bölümü içerisinde bulabilirsiniz.Sıkça Sorulan Sorular’dan 31.’nci soru yüklemeyi nasıl yapacağınız ile ilgilidir. Cevabını bulamadığınız sorularınız, üyelik ve yükleme konularında yardım için ise destek@dijitalkutuphanem.com adresine e-mail gönderebilir veya 0224 441 03 75 numaralı hattımızdan bizlere ulaşabilirsiniz. Türkiye’nin en büyük dijital kütüphanesi için işbirliğinizi ve katkılarınızı bekliyoruz. Saygılarımla. Prof. Dr. Ali Ceylan   Adres: Çamlıca Mah. Lefkoşe Cad. 76B-1 Nilüfer/BURSA Telefon: +90 (224) 441 03 75 Faks: +90 (224) 443 23 03   www.dijitalkutuphanem.com      "iyi insanlar iyi işlerin yanında.. Bir yerde güzel şeyler oluyorsa Orada güzel insanlar var."oe

Türkiye’nin ‘Nasa’sı “Türkiye Uzay Ajansı”

"Türkiye’nin 'NASA’sı kuruldu: Uzmanlar Uzay Ajansı için ne diyor?" https://tr.euronews.com/2018/12/17/turkiye-nin-nasa-si-kuruldu-uzmanlar-uzay-ajansi-icin-ne-diyor … Merve Seren  ve Prof. Ersin Göğüş'ün değerli uzman görüşleriyle http://m5dergi.com/
Arkadaş Listem