Tüm Bilgi Paylaşımlarım

Icser Konferansları

  Konferans;  bilgi şöleni,bilgi ziyafeti, bilgiyi kutlamak....Latince kökenli...  ... Fransızca dan Türkçeye girmiş... Danışma toplantısı, kamuya açık bilgilendirme  anlamında … Öyle Yazıyor Kitaplar…  Değerli Akademisyenler ve Araştırmacılar ICONASH: 3rd International Conference on New Approaches in Social Science and Humanities 05-07 Eylül 2019 tarihleri arasında Ukrayna’nın başkenti Kiev'de gerçekleştirilecektir. ICSER-International Center of Social Science & Education Research tarafından düzenlenecek olan konferans IJSSER: International Journal of Social Sciences and Education Research ile JTTR: Journal of Tourism Theory and Research dergileri tarafından desteklenmektedir. Konferansta yazarların tercihine bağlı olarak İngilizce, Türkçe ya da Rusça olarak sunum yapılabilecektir.    Sosyal ve Beşeri Bilimler alanlarındaki araştırma bulguları ve sonuçlarınızı, akademik ve bilimsel çalışmalarınızı paylaşmak üzere ICONASH Kiev 2019 konferansına davet ediyoruz. Verimli bir organizasyon gerçekleştirmek için yapacağınız değerli katkılarınızı önemsiyor ve birlikte olmayı umuyoruz. Organizasyon Komitesi http://www.conash.org/?_l=0 /  ttp://www.icser.org/icser-hakkinda  

Kafkas Dağlarının Eteklerinde “Cennetin Saklı Bahçesi“ Memleketim Posof ..

Kötülüğü tanımamış insanların memleketi Posof Ardahan’ın Ahıska sınırındaki ilçesi Posof.. Posof, Türkiye’nin Kafkasya’ya açılan çok önemli bir stratejik noktası. Ahiska Türklerinin Büyük sürgünden  sonra özgürce yaşadığı yer Posof.. Doğduğum ama hep özlem duyduğum memleketim Posof. Birlikte izleyelim Kafkas Dağlarının eteklerinde "Cennetin Saklı Bahçesi"  Memleketim POSOF .https://www.youtube.com/watch?v=ztjl7md_BNQ. Her nedense hep  İçim burkularak izledim Ahıska Ömür Dediğin Mustafa Hacioğlu^nu. Birlikte izleyelim....  https://www.youtube.com/watch?v=1AEaX1_3NV8 Ömrünün neredeyse tamamını sürgünde geçiren 74 yaşındaki Ahıska Türkü Mustafa Hacıoğlu'nun şahsında tüm Ahiska Türkleri 'nin  hem Türkiye, hem de hür dünya için ibretlik, bir o kadar da dramatik hayat hikâyesi.  . "Bizi vatana hasret bırakacak trenlerin yolunu, kendi ellerimizle yapmıştık. 14 Kasım 1944 tarihi, yalnız Türk tarihinin değil, insanlık tarihinin de kara sayfasıdır.Bir kış gecesi 200'den fazla köy ve kasabada yaşayan binlerce Ahıska Türkü, birkaç saat içinde ocağından sökülerek yük ve hayvan vagonlarında Sibirya, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'a sürüldük. Soğuktan ve açlıktan yollarda binlerce insanımız öldü. Askere gidenlerin yarısı savaşta öldü. Herkese bu ülkenin, bu bayrağın kıymetini bilmelerini istiyorum. Hainlik yapan bölücüleri gördükçe çok üzülüyorum. Yaşadıklarımızın binde birini yaşasalar bu ülkeye dört elle sarılırlar" . Türkiye'de de Türk milletinin Türk hükümetinin, Türk bayrağının kadrini kıymetini bilmeyenler vardır, görüyorum bunu. Ne mutlu Türküm diyene rahmet...." Referans: Fotoğraflar: Bugün derse girerken aldığım muhteşem 3 eser .. Kafkas Dağlarının Eteklerinde “Cennetin Saklı Bahçesi“ Memleketimin gözü fotoğraf sanatçısı / tarih ve kültür araştırmacısı Şevket Kaan Gündoğdu' nun hazırlayıp imzalı olarak gönderdiği eserler bizi ziyadesiyle mutlu etti .. Emeği geçenleri tebrik ederim, çok güzel bir içerik ile hazırlanmış. Teşekkürler Kaan...   https://twitter.com/kaangndodu2

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Vizyon Arayışlarına İlişkin Öngörü Projelerim

         İlk Söz: Büyük Senfoniler,  büyük orkestralarla ve en önemlisi “büyük şefler” ile, iyi orkestralarda iyi estürüman çalanlarla kurulur…Üniversitelerde…..o.e. “Verileri yönetmek için çok fazla güce ihtiyacınız var; öngörüleri eyleme çıkarmak için çok fazla hesaplama gücüne ihtiyacınız var. Mevcut mimariler sadece sürdürülebilir değil!” Eski paradigma yanlış değildir, artık geçersiz hale gelmiştir. Yanlış işleri yapmamaya ve doğru işleri yapmaya başlamalıyız. İşleri doğru yapmak yetmiyor, doğru işleri de yapmak gerekiyor . Çok genel ama akılda kalır olması için kısa not:Üniversite imajı: Nasıl yaratılır? Reklam kampanyaları ile imajı değiştirme gayretleri boşuna çaba...Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder."  / Kelimeler gördüklerimizi kavrayamıyorsa ya da gördüklerimiz kelimelere sığmıyorsa konuşmak ne işe yarar?     Ünlü bir bilim adamının notu: "Aslında herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirir."/ “Eğitim gerçeklerin öğretilmesi değildir; düşünmek için aklın eğitilmesidir.”/"Eğitimin bütün amacı, aynaları pencereye dönüştürmektir."Her memlekette toplumun eğitimsiz katmanlarının nitelikseliz davranışlarda ve tutumlarda bulunması maalesef evrensel bir gerçek..Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin bedeline bakın”     "Bir kavram ne zaman tehlikeli olur? İçeriği bulanık olduğu halde, herkes bu kavramı bildiğini sanınca." Sözcük ve kavramların içini boşaltan, altını oyanlara itibar etmeyiniz. Onlarsız da yaparız ama kavram ve sözcüklerden bağımsız varolamayız.Bu bağlamda  hep ama hep aynı soru: Eğitim nedir?;    “Bugün yaşamak azminde bulunan bir milletin, bir cemiyetin çocuklarının talim ve terbiyede yalnız bir maksadı olabilir, bu maksat onları hayata hazırlamaktır.” [Talim ve Terbiye’de İnkılap]. Asıl olan ‘Mektep için mektep’ değil, ‘Hayat için mekteptir’. “Gerçek maarif, gençleri hayat mücadelesinde başarılı olmaları için kuvvetli, maneviyat sahibi, duygulu, müteşebbis (girişimci), kendine güven duyan, dayanıklı ve cesaretli yapmaktır.” [İsmail Hakkı Baltacıoğlu /Terbiye İlmi]. Bu bağlamda; Üniversite Enstitülerinde ki araştırma projelerine sponsor olmamış hiçbir marka, futbol sponsorluğu yapamamalı......Yerel yönetimler de kendi şehirlerinde ki üniversitelerin kalitesinin artmasının şehirlerine getireceği katma değeri hesaba katarak üniversitelere gerekli desteği vermeli....Ülkemizin en önemli sorunlarından birisi İşsizlik değil mesleksizlik..Üniversite kontenjanlarının neden boş kaldığı sorusunun cevabı da burada saklı..Bu sorunun çözümü, İş dünyasına yönelik daha uygun yetkinlik ve beceri bazlı kaliteli eğitim (Metafordan Gerçeğe Üniversite)Türkiye'nin en büyük problemlerden bir taneside Akademik Çalışmaların ülke ekonomisine ( Üretimine ) ne kadar katkı sağladığı ile ilgili..    Üniversitelerde kurumsallaşma ve dünya üniversitesi olma ülküsünü çok önemsiyorum.  Bu ülkü ile “Türk Ulusu' nu çağdaş uygarlığın en ön safhasına geçirme, bilimde, teknikte özgür ve bağımsız olarak hareket edebilme, dünyanın en gelişmiş ülkesi olarak diğer ülkelere liderlik edebilme ve sürekli ilerlemenin bir düşünce-nesnesi olarak somut çıktılar elde etmek bir hayal değil... Belki ülkenin sosyal, politik ve ekonomik gelişmelere önderlik etme isteği…. Bir yandan Ulusal irade seslenişi yeteneğini, diğer bir deyişle kolektif ruh/irade varlığını çağdaş bilim ve akılcılıkla geliştirme isteğimiz bizim yol haritamızın kilometre taşları. Çünkü ,Bilim'de ihmalin maliyeti çok çok büyük; bugün ise çok daha büyük, telafisi yok...      Ülkelerin zenginliğini doğal kaynakları, altın stoku değil beşeri sermayeleri, bireylerinin nitelikleri, becerileri, değer yargıları belirliyor. Ülkelerarası farklı doğal kaynaklar, altın, kıymetli maden varlıkları değil, insan yaratıyor. Fizikteki birleşik kaplar kuralı gereği toplumun hemen her kesiminde düzeyin giderek düştüğünü gözlemlemek mümkün.....İşinin gereğini yapma yerine, “herkesin abisi” olma yolunu tercih edenlerin bilgisizliği, ilkesizliği, kuralsızlığı, ölçüsüzlüğü ile onlara alkış tutanların bolluğu , ülkemizin çok şeyleri yitmesine yol açtı; yol açmaya da devam ediyor...Dün olduğu gibi bugün de tüm kurum ve kuruluşlar da temel parametre zamana uyum kapasitesi. Diğer bir deyişle, Sürdürülebilir yetenekleri geliştirebilme kapasitesi.   "Kalite" insanın ve kurumların  tüm yaptıklarının toplamında ortaya çıkmakta ve sadece yandaşların değil tüm paydaşların mutluluğu; "Ya var ya da yok". "Bunun ortası yok"!... "Üniversite sadece bilim için değildir, aynı zamanda Hak, Hukuk, Adalet ve Cumhuriyet içinde üniversite gereklidir.Üniversite Cumhuriyet'in sahipliğindedir."Memleket işlerinde, millet işlerinde, gerçek işlerde, duyguya, hatıra, kardeşliğe ve dostluğa bakılmaz. " 01.03.2019 tarihinde Ankara ‘da katıldığım bir toplantıda ” Sorumluluklarımızdan kaçınabiliriz, ama kaçınmanın sonuçlarından kaçamayız.Bu bağlamda ,."muhatap alarak yüceltmek" veya "meydanı boş bırakarak beslemek" ikilemine düşmemek için ve hak arayan, doğru bildiğini ortam gözetmeden söyleyen, adaleti ve hakkaniyeti arayan, tüm  üniversiteyi; hak bilen meslektaşlarımla birlikte yönetmek için  vermiş olduğum kararın ne kadar doğru bir karar olduğunu bir kez daha teyit ettim. Bu arada  "Yaptığına üzülmek başka, yapmadığına üzülmek bambaşka". Olgu ile olanak farkı..Bu notumuz şimdilik burada kalsın..     Belirli sosyal grup ve sınıfların üniversiteyi çekip çevirme anlamında ayrıcalıklı bir konumda bulunmalarına Cumhurbaşkanımızın son vereceğine inancım tam. Üniversite sadece bilim için değil, aynı zamanda Hak, Hukuk, Adalet ve Cumhuriyet içinde üniversite gerekli.Üniversite Cumhuriyet'in sahipliğinde. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Vizyon Arayışlarına İlişkin Öngörü Projelerimin özeti : Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi kapsamında, yükseköğretim kurumlarının sürdürülebilirlik konusunda yaptıkları çalışmalar ve imzaladıkları deklarasyonlar incelendiğinde, Türkiye’deki üniversitelerin yaptıkları çalışmaların henüz başlangıç aşamasında olduğu görülmektedir. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi'nin kurumsal sürdürülebilirlik stratejisinin odağında öncelikli olarak yer alması gerektiğini düşündüğümüz projelerin özeti : 1. Sivil Toplum Destekli Girişimci Üniversite Modelini Hayata Geçirmek Üniversite, Üniversite Vakıfı ve Üniversite Mezunlar Derneği; kemale ermiş, para kazanmış mümtaz, toplumda  saygıdeğer konumlarda bulunan kimselerin temsil edildiği bir yer olacak. Dernek ise tüm mezunların eşit temsil edildiği, eşit katkıda bulunduğu, mezunlar arası dayanışmayı ve üniversiteyle özdeşleşmeyi teşvik eden bir kurum olacak. "Sivil toplum destekli girişimci üniversite" modeli ana hatlarıyla bu çerçevede örgütlenmesiyle kurulacak ve Kütahya ile sağlam temelli ilişkiler kurularak kentsel politikaların üretilmesi ve uygulanması noktasında etkin bir akademik/bilgi desteği sağlanacak. Kütahya Dumlupınar üniversitesi; eğitim, kültür, sanat, sağlık, spor, sosyal hizmetler vb. gibi hizmet alanlarında kentin yerel dinamiklerine ve/ya yerel yönetimlere etkin bir akademik destek vermesi planlanmakta. Bunun etkin mecralarını (iş birliği protokolleri vd.) var etmek suretiyle kent ile üniversitenin bütünleşik biçimde bir değer üretmesi amaçlanmakta. Bu destek, etkin ve verimli bir kentsel hizmet anlayışı doğrultusunda gerekli olan bilgisel ve kültürel katkıyı da temin edecek. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, kendine özgü tarihi ve kültürel dokusu ile sosyolojik yapısı olan Kütahya’nın marka değerine farklı bir boyuttan katkı sağlamak. Araştırma ve/veya eğitim-öğretim kapasiteleri açısından markalaşacak Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, yerleşik bulunduğu Kütahya’nın global ölçekte erişilebilirliğine ve uluslararası tanınırlığına anlamlı bir değer katacak. Toplumsal sorumlulukları doğrultusunda Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, kentin, tarihi, doğası ve kültürel varlığını keşfedici bir işlev üstlenecek. Çevre ve enerji ilişkisi ve doğal kaynakların verimli kullanımı gibi konulardaki sosyal ve kültürel sorumluluk projeleri ile kentte yaşam kalitesini artırmaya yönelik bir misyon icra edecek. Bu misyonu gerçekleştirme konusundaki akademik öncülük, kent toplumunda yaygın bir toplumsal bilinçlilik düzeyi var edecek. Girişimci Üniversite Modeli; hemen akla piyasa çağrışımı getirdiği için. Ben bu tanımı o anlamda kullanmıyorum. Üniversite de girişimcilik çok başka. Çünkü üniversite yatay bir organizasyon. Herkesin söz sahibi olma, sorgulama hakkı var. Dolayısıyla çok farklı piyasa girişimciliğinden. Türkiye’de herkes hiyerarşik bir yönetime alışmış. Herkes birbirine şüpheyle bakıyor. Ben ise Kapalıçarşı modeline bakıyorum. Esnafa gidiyorsun, cebinden para çıkmıyorsa ‘’yarın gelir verirsin’’ diyor. İşte bu sistemi izleyerek, beraber çalışarak, yanındakine güvenerek, şeffaf olarak aslında çok güzel işler yapabilirsin. Benim DPÜ’deki yimibeş yıllık -İİBF 24 yıl  Dekan Yardımcılığı /Dekan Vekiliği ve eş zamanlı olarak 12 Yıl Tavşanlı MYO Kurucu Müdürlüğü / Müdürlük -yöneticilik tecrübem budur. Hürmet, şeffaflık, birlikte çalışmak ve güven. İnsanlara bunu verdiğiniz zaman inanılmaz işler yapabilirsiniz. Demokrasi sözü bana çok popülist geliyor. Hürmet, şeffaflık, dinleme gibi kavramları kullanmayı tercih ederim. Çok demokrat gibi olup otoriter de olursun. Demokrat olmak çok özgürlükçü biri olduğunuz anlamına gelmez. İnsanları daima kazanmak gerektiği konusundaki ilkem sadece bir eğitimci olarak değil; bir yönetici olarak kurumsal başarıyı oluşturan arka planı daha iyi anlamamızı sağlıyor İkinci aşamada ana strateji olarak üniversitenin kente yönelimi. ‘Kendini yöneten kentine yönelen bir üniversite” sloganıyla hareket etmek. Sürdürülebilir rekabet için evrensel bilgi ve teknolojiler geliştirerek bölgenin gelişmesine ve ülke kalkınmasına katkı sağlayan bir teknoloji üretim merkezi olmak.Bölgemiz ve ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda, ileri bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli ürünler üretebilmek için ulusal ve uluslararası şirketleri bir araya getirerek üniversite-sanayi işbirliği ile akademisyen, girişimci, şirket ve çalışanlara, yüksek standartta Ar-Ge ve Teknopark hizmeti sunmak. 2. Üniversite Yönetişim Modelini Kurumsallaştırmak Kurumsallaşma (Reorganizasyon) Yönetsel ve Akademik Rotada Değişim: Yeni Yol Haritası. Üniversitenin öncelikle kendini iyi yönetmesi gerekiyor. Kendini yönetemeyen, iç  dinamiklerini harekete geçiremeyen akdeminin dışsal bir fayda sağlaması imkansız. Bu bağlamda stratejik amaçlarımızın başında üniversitemizin teslim aldığı kültürel mirasa sahip çıkma ve geliştirmeye devam ettirme. Bu çerçevede akademik ilke ve değerleri savunarak Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’ni farklı kılan üniversite yönetişim modelini kurumsallaştırmak. Üniversitemizde bilimsel çalışmalarla, akademik programlarla ve yetiştirilen insan gücü ile yaşadığımız toplumun ekonomik refahının yanı sıra sosyal ve kültürel esenliğine katkıda bulunmak. Özgürlük ve medeni ilişkiler çerçevesinde birlikte yaşam. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi bir medeniyet ve sulh ortamında söyleyeceğini söyleyebilen çözüm odaklı bir kurum olacak ve bu konumunu gelecekte de muhafaza edecek.  Birbirine hürmet, şeffaflık ve güven. Hayatta en önemli güç bir yönetici için etrafında olan biteni dinlemek, radarlarını hep açık tutarak kazanılır. Bu nasıl olur? İnsanların arasına karışarak, onları dinleyerek sorunları çözme.Bu bağlamda ,Akademik kurumlardaki yönetimin çok önemli parçası,bilim adamlarına iyi bir araştırma ve öğrenme ortamını sağlamaktır.Bina inşaatı falan değil,en asli görevi,insanların birbirleriyle konuşabildiği,araştırma üretebildiği,dersini iyi verebildiği,öğrencinin mutlu olduğu,çeşitliliğe,değişik fikirlere imkân tanıyan bir ortam yaratmaktır. Ben eğitime yalnız şu kadar matematik, bu kadar fizik diye bakmıyorum. Sorumlu vatandaşlar da yetiştirebilmemiz gerek. Üniversitemizin en büyük ihtiyacı bu. Ben kendime hep şu kuralı koydum: İnsanlar beni bugün alkışlamasın ama 10 sene sonra alkışlasın. Çoğulluk, açıklık ve özgürlük ilkelerini sahiplenerek bilimsel akıl ile sosyal aklı birlikte çoğaltacak çalışmalarla ve etkinliklerle daha demokratik ve kapsayıcı bir gelecek için öğrencilerimize faydalı olmak. Bir kamu üniversitesi olarak farklı toplumsal kesimlere farklı ihtiyaçlarına cevap verebilecek teknolojiler, projeler ve bilimsel eserler üretmek. Ürettiğimiz bilgi ile eğitimin ve bunları üretme yollarımızın kamusal olma özelliğini yitirmemesine özen göstermek. Günümüzün kaotik koşullarında farklı kulvarlarda bu süreçleri birlikte başarıyla götürmek. Bunu yaparken uluslararası sıralamalarda yükselmek, üniversitemize yeni projeler kazandırmak, performans ölçütleri ile uyumlu biçimde sonuca odaklı faaliyetlerde bulunmak. Bununla birlikte yaptığımız işler arasında belki de en önemlisinin yaratıcılığı ön planda tutan, eleştirel düşünceyi ve yeni sorular sorulmasını destekleyecek altyapıyı kurmak. Böylelikle bir yandan akademik anlamda mükemmeliyete ulaşırken bir yandan da toplumsal ve ekolojik anlamda sürdürülebilir bir dünya kurmak için daha demokratik ve kapsayıcı yeni değerler yaratmamız mümkün olacak. Yeni stratejik planımızın oluşumuna katkı sağlayan çok sayıda ve her gruptan üniversite mensubunun, stratejik planda yer alacak faaliyetlerin yürütülmesi, izlenmesi ve değerlendirilmesi konusundaki niyet ve kararlılıklarının planın hayata geçirilmesinin en önemli güvencesi olacağı inancındayım. Akademik, bilimsel ve kültürel faaliyetlerimizle daha iyi bir geleceğin şekillenmesine katkıda bulunmak, Kurumsal değerlerimizi sahiplenen, yaratıcı ve eleştirel düşünen, özgür ve özgürlükçü, etik değerleri önemseyen, doğa ve çevre bilinci gelişmiş, yerele kök salmış, evrensele açık, bilimsel, sosyal ve kültürel formasyonu ve özgüveni ile üstleneceği mesleki ve sosyal sorumlulukları başarıyla yerine getirecek bireyler yetiştirmek; evrensel boyutta düşünce, bilim ve teknoloji üreterek insanlığın hizmetine sunmak ve bilim, sanat ve kültürün toplumda yer bulmasında ve yaygınlık kazanmasında yardımcı ve öncü olmak. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İleri Teknoloji Merkezi  (İLTEM) bünyesinde kurulacak Tarım Ar-Ge Merkezi aracılığı ile özellikle Altıntaş-Aslanapa ovalarında  tohum ıslahı üzerine çalışmalar yapmak. Yerli sermayeli, yerli üretimle piyasada özellikle hastalıklara dayanıklı, verimliliği yüksek ürünler üzerine çalışmak. Dünya Üniversiteler Birliği'ne ve Avrupa Üniversiteler Birliği’ne üye Kadın Araştırmaları ve Uygulamaları Merkezi kurmak. Bu merkez  aracılığı ile Kütahya’ nın el sanat değerleri olan çini işlemeciliği, halıcılık, telkâri vb. geliştirmek. 3.Sürdürülebilir Üniversite Modeli Öncelikle, sürdürülebilir üniversite olmak için birinci aşama olarak sürdürülebilirlik vizyonunu belirlemesi gerekir. Stratejik yönetimin artan önemi, kurumun gelişmesinin sadece bir alt birimde değil tüm alt birimlerde entegre bir şekilde iyileşme sağlamaya bağlı olduğunun anlaşılmasıyla birlikte üniversitelerde yürütülen araştırmalar bütüncül ve yönetimsel bir boyuta ulaşmıştır. Bütüncül bir değerlendirme için yöneticiler üniversitenin performansının ölçülmesine odaklanmaktadırlar. Üniversitelerde hizmet kalitesini artırmak ayrıca kuruluşların faaliyetlerinde kontrol ve takip mekanizması geliştirmek için etkili bir performans değerlendirme sistemine ihtiyaç vardır. Bu nedenle tüm paydaşların çıkarlarını gözeten, stratejik amaçlara hizmet eden, Fakültelerin spesifik özelliklerini dikkate alan bir performans ölçüm sisteminin kurulması gereklidir. Üniversitelerin güncel verilerini ve anket yöntemiyle elde edilecek veriler önem taşımaktadır.- Böylece nicel ve nitel yöntemlerin entegrasyonu yoluyla etkin bir performans yönetim sistemi oluşturmak öncelikli olmalıdır. Üniversiteyi tüm boyutlarıyla ele alan bütüncül bir yaklaşım sergileyen balanced scorecard modeli ve alt boyutlarına ilişkin performans göstergeleri tespit edilerek oluşturulacak performans yönetim sistemi, tüm üniversitenin alt modüllerini dikkate alan ve aynı anda hem analiz ve raporlamaya hem de planlamaya imkân tanıyacak bir karar destek modeli tabanına kurulmasını gerktirmektedir. Bu kapsamda ilk olarak üniversite tüm birimleri- Fakülte /Enstitüler/Yüksekokular/ Meslek Yüksekokulları /Araştırma Merkezleri- bazında  paydaşlarına uygulanacak /arama konferansları, anketler analiz edilerek misyon, vizyon ve temel stratejileri belirlenerek SWOT analizi yapılması gerekir. Yine bu anket  ve arama konferans verileri ile balanced scorecardın her bir alt boyutuna ilişkin anahtar performans göstergeleri ve stratejik amaçlar belirlenmesi hedeflenmektedir. Belirlenen performans göstergeleri ve stratejik amaçlar ikili karşılaştırma anketleri aracılığı ile birbirleriyle kıyaslanarak elde edilen veriler Bulanık AHP yöntemi analiz edilerek üniversitedeki tüm birimlerin entegre olduğu yönetsel süreçlere destek verecek bir karar destek modeli üniversitemizin 2023-2071 hedeflerine ulaşmasında mihenk taşı olacaktır.Bu aşamada üniversitenin kendine özgü özellikleri ve kendi dinamiklerini göz önüne alarak tüm paydaşalrle birlikte arama konferansları ile bir sürdürülebilirlik vizyonu oluşturulması hedeflenmekte.sürdürülebilirliğin tanımı gereği kütahya Dumlupınae üniversitesinin yapacağı hertürlü girişimde çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan ortaya çıkabilecek olumsuz etkileri en aza indirmesi hedeflenmekte.Bunu yaparken de topluma öncülük etmek gibi bir yükümlülüğü bulunmaktar.İkinci aşama, misyonun tanımlanması aşaması. Bunun için üniversite, sürdürülebilirlik açısından önce hangi noktada olduğunu fotoğrafı çekilerek (durum  tesbiti) ve vizyonunda belirlediği noktaya hangi paydaşlarla ve nasıl gideceğini ortaya konulacak. 4. Kütahya Politikalar Merkezi (KPM) Bu merkez üniversite ile ilişkili ama özerk bir kurum olacak. Üniversite’nin bürokrasi ve organizasyon şemasında hiyerarşik olarak yer almayacak, hiçbir fakülteye bağlı olmayacak. Müdürünün doğrudan rektöre ve mütevelli heyetine sorumlu olduğu bir yapı olacak. Bu kurum üniversiteye ancak yeteri kadar yakın olacak, sivil toplum kuruluşları ve diğer üniversiteler ile ağ kurabilmesini sağlamak amacıyla da Kütahya Dumlıpınar Üniversitesi'nin bir iç kuruluşu olmayacak. Şeytanın avukatı olabilecek, ülkenin karşılaştığı sorunlarda veri tabanlı ciddi analizler yapabilecek, ayakları yere basan politika alternatifleri üretebilecek, bunu sağlamak içinde sivil toplum ve bilim dünyası arasında köprü olabilecek bir kurum hedefliyorum. Bu proje benim için Türk sivil toplum ve akademik dünyasına sunulabilecek öncü bir proje KPM sivil toplum ve akademik dünya arasında köprü olmayı, bilgi ve veri bazlı uygulanabilir politikalar (siyasa) geliştirmeyi, kamuoyu ve siyasi karar vericilerin dikkatlerine sunmayı amaçlayacak. Merkez özerkliğini koruyabilmesi için de fonlanmasının projelerden ve diğer kaynaklardan sağlanan imkânlarla yapılması öngörülmekte. KPM’nin yapacağı etkinliklerin hemen hepsi projelerden sağlanan gelirlerle gerçekleştirilecek. .Son Söz: Bir "değer sistemi" olmadan, felsefe olmadan bununla ilgili bir zihniyet modeli oluşturmadan,  üniversite eğitiminin somut tarafının ortaya konulabileceğine hiçbir zaman inanmıyorum, "Bu bir zincir meselesi. Zincir aslında genel bir felsefeyle başlar. Eğitim-Öğretim felsefesiyle devam eder. Buna bağlı bir eğitim-öğretim teorisi gerekiyor. Yani bir kavram çerçevesi gerekiyor. Kavram çerçevesinden hareketle model kurulması gerekiyor. Modele bağlı strateji koymak, stratejiye bağlı yöntemler, teknikler ve uygulama zincirini kurmamız gerekiyor. Bu kurulmadığında sadece aktivite olur. Sadece birtakım etkinliklerle projelerle yetinmek zorunda kalırız.    Üniversite de kriter akademik başarı yanında  üniversitede herkese eşit yaklaşacak, katılımcı yönetim anlayışını benimsemiş, yönetimde deneyimli, karizmatik liderlik özelliklerine sahip, tertemiz lekesiz tüm paydaşları dışarıda bırakmayan tek bir bayrak altında toparlama gücü ve iradesi bulanan.kısacası özü sözü bir olan...Gerisi-lafu-guzaf... Dünya üniversitesi olma ülküsüne yönelik olarak "Türk Ulusunu” çağdaş uygarlığın en ön safhasına geçirme,bilimde, teknikte özgür ve bağımsız olarak hareket edebilme,dünyanın en gelişmiş ülkesi olarak diğer ülkelere liderlik edebilme ve sürekli ilerlemenin bir düşünce-nesnesi olarak somut çıktılar elde edebilmek için Ulusal irade seslenişi yeteneğini, diğer bir deyişle kolektif ruh/irade varlığını çağdaş bilim ve akılcılıkla geliştirmek.Bu bağlamda; beşeri sermayemizin, aydınlık yarınlarımızın umudu olan gençlerimizi ;Fikri, Vicdanı ve İrfanı Hür olarak Kadim değerlere (İnancına, Tarihine , Kültürüne )bağlı analitik düşünen, tartışan , üreten bireyler olarak yetiştirmek. Üniversite sadece bilim için değil, aynı zamanda Hak, Hukuk, Adelet ve Cumhuriyet içinde üniversite gerekli.Üniversite Cumhuriyet'in sahipliğinde Saygılarımla. Sağlıcakla kalın! Günleriniz hep aydınlık olsun! Yüreğinizde sevgi daim olsun! Yüreği "Berkehan ve Bilgehan Deniz"  kadar temiz olanların! Referanslar: https://goo.gl/xLnLQQ https://goo.gl/BKk5eh https://goo.gl/BVJ458 https://bit.ly/2HYkwzu Not:YÖK'ün üniversitelere karne verme kriterleri https://bit.ly/2OPVTWo Yüksek Öğretim kurumunun i-Eğitim-öğretim, ii-araştırma geliştirme,Proje,ve Yayın,iii-uluslararasılaşma,iv-Bütçe ve Finansman,  v-Toplumsal Hizmet ve Sosyal sorumluluk olarak  beş ana başlıkta toladığı kriterler.  

Yağmacı Dergi (Beall / Predatory) Listesi

https://beallslist.weebly.com/     Makale sayımız artıyor. 2013’te 26 bin iken 2016’da 36 bini aştı. Ama çoğu etki düzeyi düşük dergilerde yayımlanıyor ve atıf almıyor. Her bilim alanında etki değeri en yüksek olan ilk yüzde 25’lik dilime giren dergilerde yayımlanan makalelerin dünya ortalaması yüzde 44 iken, Türkiye kaynaklı makalelerde bu oran yüzde 21. En düşük dilime giren makalelerin dünya ortalaması yüzde 20’nin altında iken bu rakam Türkiye için yüzde 34. Türkiye üniversitelerinden çıkan makalelerin çoğu en alt dilimdeki dergilerde yayımlanıyor.“https://goo.gl/mubz4D / https://goo.gl/y8bfWH / https://goo.gl/LRfUJd Yağmacı (predatory) dergi tanımını literatüre Jeffrey Beall kazandırmış (Deprez ve Chen, 2017). Yağmacı tanımı bu çeşit dergilerde özellikle bilerek kasıtlı bir kandırmaca söz konusu olduğu için kullanılmış.. Tanımı hatalı bulan bazı araştırmacılar bu kelimenin yerine korsan (hijacked-illegitimate) dergi tanımını kullanmayı daha doğru görmüşler.. Söz konusu tanım kapsamında düşük yayın kalitesine sahip dergiler değerlendirilmiş (Shamseer ve Moher, 2017). Böyle dergiler kabul edilmiş yayın standartları ve kurallarına uygun olmadıkları için biçimsel açıdan “dergi” olarak dahi kabul edilmemektedir. Bunlar daha çok yayın hayatına yeni başlamış dergiler.. Anderson ise (2015a; 2015b) yağmacı terimi yerine “kötü niyetli” (bad faith) ve “yanıltıcı” (deceptive) terimlerinin kullanılmasının daha yerinde olduğunu savunmuş..      “Journal of Informetrics”te Kasım 2018’de yayımlanan "Predatory journals: Who publishes in them and why?" başlıklı okunması gereken çarpıcı bir makale ,Türkiye’den akademik unvan taşıyanların bu tür uyduruk dergilerde makale yayımlama yarışında dünyada üçüncü olduğunu belirtiyor. Araştırmaya göre bu tür 832 dergide 2017’de toplam 24.840 yayın (araştırma makalesi!) yer almış, tam 146 ülkeden! Başı çeken ülkeler: 1. Hindistan (Sahte dergi tüccarlığının da cenneti) 2. Nijerya 3. Türkiye Ayrıca bu tür dergilerin “editör” kadroları en çok hangi ülkelerde var diye bakıldığında Türkiye ikinci sırada! Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (International Consortium of Investigative Journalists - ICIJ) 2013 yılından bu yana dünyada 400 binden fazla bilim insanının yazmış olduğu 175 bin makalenin bu tür sadece 5 dergide yayımlandığını göstermiş.. Türkiye’de şimdi bu akademik tüccarlığın önü kesiliyor. Not: ÜAK 'ın kabul ettiği TR Dizin'de Dizinlenen Dergi Listesi - Cahit Arf Bilgi Merkezi - Ulakbim https://cabim.ulakbim.gov.tr/.../tr-dizinde-dizinlenen.../ -------------------------- Referans:  Demir,Selçuk Beşir.(November 2018),"Predatory journals: Who publishes in them and why?"Journal of Informetrics,Volume 12, Issue 4, November 2018, Pages 1296-1311. https://doi.org/10.1016/j.joi.2018.10.008 Anderson, R. (2015a, 11 Mayıs). Should we retire the term “predatory publishing”? . https://scholarlykitchen.sspnet.org/2015/05/11/should-we-retire-the-term-predatory-publishing/ Anderson, R. (2015b, 17 Ağustos). Deceptive publishing: Why we need a blacklist, and some suggestions on how to do it right. https://scholarlykitchen.sspnet.org/2015/08/17/deceptive-publishing-why-we-need-a-blacklist-and-some-suggestions-on-how-to-do-it-right/ Anderson, R. (2017a, 25 Temmuz). Cabell’s new predatory journal blacklist: A review. https://scholarlykitchen.sspnet.org/2017/07/25/cabells-new-predatory-journal-blacklist-review/ Deprez, E. E. and Chen, C. (2017, August 29). Medical journals have a fake news problem. Bloomberg Businessweek. https://www.bloomberg.com/news/features/2017-08-29/medical-journals-have-a-fake-news-problem Shamseer, L., Moher, D., Maduekwe, O., Turner, L., Barbour, V., Burch, R. ve Shea, B. J. (2017). Potential predatory and legitimate biomedical journals: can you tell the difference? A cross- sectional comparison. BMC medicine, 15(1), 1-14.https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5353955/,    

3. Ulusal Safranbolu Ekonomi Öğrencileri Kongresi

3. Ulusal Safranbolu Ekonomi Öğrencileri Kongresi 29-30 Nisan 2019 http://usek2017.karabuk.edu.tr/  
Arkadaş Listem