Tüm Bilgi Paylaşımlarım

4. Lisanüstü İşletme Öğrencileri Sempozyumu

Sayın Hocalarım, İzmir Demokrasi Üniversitesi tarafından düzenlenmekte olan 4. Lisanüstü İşletme Öğrencileri Sempozyumu 18-19-20 Nisan 2019 tarihlerinde, İzmir Çeşme-Dalyan Sisus Hotel’de gerçekleştirilecektir. Sempozyumun amacı, lisansüstü işletme öğrencilerini ve akademisyenlerimizi bir araya getirerek bilimsel çalışma, uygulama ve deneyimleri paylaşmak, bilimsel ve sosyal etkileşimi sağlamak, bilim insanları arasında işbirliğini geliştirmek, yeni bakış açıları ve çalışma alanlarının oluşmasına katkı sağlamaktır. Özellikle lisansüstü öğrencilerimizin çalışmalarında kaynak olarak atıf yaptıkları hocaları ile bilimsel tartışma ortamı yaratmak en önemli hedefimizdir. Sempozyumda düzenlenecek ücretsiz araştırma yöntemleri seminerleri ile öğrencilerin araştırmalarına destek olmak amaçlanmaktadır. Sempozyuma; Muhasebe ve Finansman, Sayısal Yöntemler, Üretim Yönetimi ve Pazarlama, Yönetim ve Organizasyon alanında hazırlanmış bildiriler kabul edilmektedir. Sempozyum kapsamında genişletilmiş bildiri özetleri kabul edilecek ve online genişletilmiş bildiri özeti kitapçığı yayınlanacaktır. Genişletilmiş özet olarak kabul edilecek olan bildirilerde, ilk yazarın ismi lisansüstü eğitim yapan öğrencinin adı olurken ikinci isim ya da isimler öğretim üyelerinden oluşmalıdır Sempozyumda ilgili anabilim dallarından her birinden seçilen en az üç bildiriye “Jüri Özel Ödülü” verilecektir. Ayrıca kriterleri taşıyan bildirilere, -bildiriyi geliştirerek- cüzi bir yayın ücreti karşılığında uluslararası kitap bölümü olarak yayınlanma fırsatı sağlanacaktır. Yine kriterleri taşıyan bildiriler, ulusal ve uluslararası endekslerde taranan dergilerde tam metin olarak -ilgili derginin editör sürecinden geçtikten sonra- yayınlanacaktır. Sempozyum hakkında daha detaylı bilgiye www.liosplatform.com adresinden ulaşılabilir. 4. Lisansüstü İşletme Öğrencileri Sempozyumu’nda sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyacağımızı belirtir, iyi çalışmalar dileriz.

2018-2019 Bahar Dönemi Yönetim Muhasebesi ve Maliyet Muhasebesi Ayrıntılı Ders Planı ((syllabus)

    Bazı öğretim üyeleri pek önemsemese de İlk günden öğrenciye syllabus,yani ayrıntılı ders planı dağıtılmasının çok önemli olduğuna inananlardanım.. İlgilenenler için; 2018-2019 Bahar Dönemi Maliyet Muhasebesi ve Yönetim Muhasebesi Dersi Ayrıntılı Planı (syllabus)                                                                                     T.C.                                          KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ                                           İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ                                                               MALİYE BÖLÜMÜ                                                           MALİYET MUHASEBESİ                                                                         Bahar 2019   Öğretim Üyesi: Prof. Dr. Orhan ELMACI Dersin Yeri & Zamanı: N.Ö. Salı 1400 -1700 D9   İ.Ö.   Salı 1700 -2000 D9 Öğretim Üyesi Oda No: İşletme Binası - 308 Görüşme Saati: Her gün 1100 -1300 (randevu almak koşuluyla ) Oda tel no: 265 21 93 - 2004 E-posta: oelmaci@gmail.com     orhan.elmaci@dpu.edu.tr   Web Adresi: http://www.orhanelmaci.com Dersin Tanımı: Üretim işletmelerinde birim ve toplam üretim maliyetlerinin maliyet muhasebesi sistemleri ile hesaplanması, kayıt altına alınması ve raporlanmasıdır. Dersin Amacı: Genelde: Birim – Toplam üretim/ürün maliyetini hesaplamak Özelde: üretim işletmelerinde gelirin doğru bir şekilde nasıl ölçümleneceğini, maliyetlerin nasıl azaltılacağını ve planlama/karar almada maliyetlerin etkin bir şekilde nasıl kullanılacağını ortaya koymaktır. Dersin İşlenme Esasları: Ders, “öğretim elemanının tamamen aktif olduğu” metotla ders konuları öğrencilere teorik ve uygulamalı olarak anlatılır. Öğrencinin Yükümlülükleri: İşlenecek tüm konular birbirine bağımlı olması nedeniyle, öğrencilerin dersleri düzenli olarak takip etmeleri zorunludur. Derse ilişkin konuların daha iyi anlaşılması ve kavranması özümsenmesi için, öğrencilerin dersten önce konuya hazırlanmaları gerekir. Ders sonunda özümsenmiş olan konular, kitaptaki problem örneklerinin çözümlenmesi ile daha da pekişmesi sağlanmış olacaktır. Öğrenciler, öğretim elemanının vermiş olduğu haftalık ödevleri yapmaları da konuların daha da pekişmesine yardımcı olacaktır. KAYNAKÇA   1. Temel Kaynaklar   Kitap i-ELMACI, Orhan, (2018), Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne Göre Maliyet Muhasebesi, Gazi kitabevi, Yayın No: 20, Ankara https://www.gazikitabevi.com.tr/arama/orhan+elmac%C4%B1   ii-ELMACI, Orhan, (2018), Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne Göre İmalat Sektörü  İşletmelerinde Maliyet Muhasebesi Uygulamaları, Gazi kitabevi, Yayın No: 20, Ankara https://www.gazikitabevi.com.tr/arama/orhan+elmac%C4%B1   Makaleler - 2. Yardımcı Kaynaklar   Kitaplar ÜSTÜN, Rıfat; (1994), Maliyet Muhasebesi, Bilim Teknik Yayınevi, ESKİŞEHİR ÜSTÜN, Rıfat; (1994), İmalat İşletmelerinde Çözümlü Maliyet Muhasebesi Problemleri, Anadolu Üniversitesi Yayını, Yayın No: 13, ESKİŞEHİR AKDOĞAN, Nalan; (1994), Tekdüzen Muhasebe Sisteminde Maliyet Muhasebesi Uygulamaları, İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Yayınları, ANKARA KARAKAYA, Mevlüt; (2007), Maliyet Muhasebesi, Gazi Kitabevi, ANKARA YÜKÇÜ, Süleyman; (1999), Yönetim Açısından Maliyet Muhasebesi, Cem Ofset, İZMİR BASIK, Feryal Orhan, vd.; (2006), Maliyet Muhasebesi Çözümlü Problemler ve Test Soruları, Nobel Yayını, No:964, ANKARA BÜYÜKMİRZA, Kamil; (1998), Maliyet ve Yönetim Muhasebesi, Barış Yayınevi, ANKARA CİVELEK, Muzaffer; (2000), Maliyet Muhasebesi, (A) Ajans, KAYSERİ Makaleler -             HAFTALIK KONULAR VE İLGİLİ ÖN HAZIRLIK İÇİN DERS KİTABINDAKİ SAYFALAR Hafta Konular Hazırlık Sayfa 1 Maliyet Muhasebesinin Temel Kavramları ELMACI 1-16, ÜSTÜN 1-26, ÜSTÜN-Problem 1-12, AKDOĞAN 1-25, KARAKAYA 7-22, YÜKÇÜ 39-72, BASIK 1-11, BÜYÜKMİRZA 3-64, CİVELEK 2-46 2 Maliyet Muh. Sistemleri / SMM / Gelir Tablosu /Bilanço ELMACI 19-22, ÜSTÜN 32-35, ÜSTÜN-Problem 13-32, AKDOĞAN 5-48, KARAKAYA 25-80, YÜKÇÜ 3-36, BASIK 1-47, BÜYÜKMİRZA 58-63, CİVELEK 16-46 3 Tekdüzen Muhasebe Sisteminde Maliyet Hesapları ve İşleyişi ELMACI 33-133, ÜSTÜN 86-101, ÜSTÜN-Problem 1-32, AKDOĞAN 53-75, KARAKAYA 83-130, YÜKÇÜ 3-36, BASIK 53-74, BÜYÜKMİRZA 69-111, CİVELEK 2-46 4 Direkt İlk Madde ve Malzeme Giderleri ELMACI 133-170, ÜSTÜN 116-165, ÜSTÜN-Problem 33-55, AKDOĞAN 197-273, KARAKAYA 133-178, YÜKÇÜ 75-130, BASIK 132-154, BÜYÜKMİRZA 113-122, CİVELEK 47-115 5 İlk Madde ve Malzeme Stok Değerleme Yöntemleri ELMACI 133-170, ÜSTÜN 116-165, ÜSTÜN-Problem 33-55, AKDOĞAN 197-273, KARAKAYA 133-178, YÜKÇÜ 75-130, BASIK 132-154, BÜYÜKMİRZA 113-122, CİVELEK 47-115 6 Direkt İşçilik Giderleri ve Özel Sorunların Çözümüne İlişkin Yaklaşımlar ELMACI 171-200, ÜSTÜN 166-219, AKDOĞAN 273-317, KARAKAYA 181-232, YÜKÇÜ 105-130, BASIK 155-176, BÜYÜKMİRZA 122-142, CİVELEK 89-118 7 Örnek Problem Çözümleri ELMACI 1-200, ÜSTÜN 1-75, BASIK 1-78 8 Genel Üretim Giderleri ELMACI 200-275, ÜSTÜN 220-309, ÜSTÜN-Problem 76-146, AKDOĞAN 353-484, KARAKAYA 363-427, YÜKÇÜ 163-216, BASIK 177-260, BÜYÜKMİRZA 143-182, CİVELEK 119-176 9 Genel Üretim Giderlerinin Dağıtım Yöntemleri ile Gider Merkezlerine Dağıtımı ELMACI 200-275, ÜSTÜN 220-309, ÜSTÜN-Problem 76-146, AKDOĞAN 353-484, KARAKAYA 363-427, YÜKÇÜ 163-216, BASIK 177-260, BÜYÜKMİRZA 143-182, CİVELEK 119-176 10 Genel Üretim Giderlerinin Hizmet Gider Merkezlerinden Esas Üretim Gider Merkezlerin Yüklenmesi ELMACI 200-275, ÜSTÜN 220-309, ÜSTÜN-Problem 76-146, AKDOĞAN 353-484, KARAKAYA 363-427, YÜKÇÜ 163-216, BASIK 177-260, BÜYÜKMİRZA 143-182, CİVELEK 119-176 11 Genel Üretim Giderlerinin Ürünlere Yüklenmesi ve Sipariş Maliyet Sistemi ELMACI 257-283, ÜSTÜN 266-348, ÜSTÜN-Problem 147-201, AKDOĞAN 353-484, KARAKAYA 462-526, YÜKÇÜ 219-284, BASIK 261-290, BÜYÜKMİRZA 183-199, CİVELEK 227-278 12 Safha (Evre) Maliyet Sistemi ve İşleyişi (Tek Safha) ELMACI 291-315, ÜSTÜN 349-390, ÜSTÜN-Problem 201-249, AKDOĞAN 454-484, KARAKAYA 503-576, YÜKÇÜ 287-377, BASIK 291-354, BÜYÜKMİRZA 199-217, CİVELEK 276-410 13 Safha (Evre) Maliyet Sistemi ve İşleyişi (Birden Fazla Safha) ELMACI 291-315, ÜSTÜN 349-390, ÜSTÜN-Problem 201-249, AKDOĞAN 454-484, KARAKAYA 503-576, YÜKÇÜ 287-377, BASIK 291-354, BÜYÜKMİRZA 199-217, CİVELEK 276-410 14 Üretim Kayıpları (Fire) / Bozuk / Kusurlu Mamul / Yan Mamul / Birleşik Mamul ELMACI 373-381, ÜSTÜN 391-425, ÜSTÜN-Problem 251-343, AKDOĞAN 413-430, KARAKAYA 421-457, YÜKÇÜ 421-457, BASIK 355-379, BÜYÜKMİRZA 444-456, CİVELEK 361-410   Ölçme ve Değerlendirme Sınavın Türü Değerlendirme Şekli Yüzdesi Tarih Ara Sınav Klasik Sınav     % 40 18-24.03.2019 (Tahmini) Final Sınavı Klasik Sınav     % 60 20-25.05.2019                                                                                      T.C.                                       KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ                                      İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ                                                 İŞLETME BÖLÜMÜ                                                YÖNETİM MUHASEBESİ                                                          Bahar 2019   Öğretim Üyesi: Prof.Dr. Orhan ELMACI   Dersin Yeri & Zamanı: N.Ö.Pazartesi 900 -1200 D3     İ.Ö. Pazartesi 900 -1200 D9               Öğretim Üyesi Oda No: İşletme Binası - 308   Görüşme Saati: Her gün 1100 -1300  (randevu almak koşuluyla )   Oda tel no: 265 21 93 - 2004   E-posta: oelmaci@gmail.com     orhan.elmaci@dpu.edu.tr     Web Adresi: http://www.orhanelmaci.com   Dersin Tanımı: . Yönetim muhasebesi  tekniklerinin açıklanması ve uygulama sorunlarına çözüm yolları gösterilmesi.     Dersin Amacı: Maliyet kavramı, muhasebe ve fırsat maliyeti; maliyet-hacim ilişkileri; gider ve maliyet fonksiyonlarının saptanması ve karşılaşılan sorunlar; eğrisel, çok değişkenli ve diğer özel gider fonksiyonları;  maliyet-hacim-kâr analizleri ve yönetim kararlarında uygulanması; tam, normal ve değişken maliyet yöntemlerinin etkileri; geçerli maliyet analizleri; bütçeleme ve bütçe kontrolü; standart maliyetler ve sapma analizleri.     Dersin İşlenme Esasları: Ders, “öğretim elemanının tamamen aktif olduğu” metotla ders konuları öğrencilere teorik ve uygulamalı olarak anlatılır.   Öğrencinin Yükümlülükleri: İşlenecek tüm konular birbirine bağımlı olması nedeniyle, öğrencilerin dersleri düzenli olarak takip etmeleri zorunludur. Derse ilişkin konuların daha iyi anlaşılması ve kavranması özümsenmesi için, öğrencilerin dersten önce konuya hazırlanmaları gerekir. Ders sonunda özümsenmiş olan konular, kitaptaki problem örneklerinin çözümlenmesi ile daha da pekişmesi sağlanmış olacaktır. Öğrenciler, öğretim elemanının vermiş olduğu haftalık ödevleri yapmaları da konuların daha da pekişmesine yardımcı olacaktır.   KAYNAKÇA     1. Temel Kaynaklar     Kitap (*)    ELMACI, Orhan,(2015)Sürdürülebilir Stratejik yönetim Açısından Yönetim Muhasebesi, Gazi kitabevi, Yayın No: 20, Ankara https://www.gazikitabevi.com.tr/arama/orhan+elmac%C4%B1     Makaleler -   2. Yardımcı Kaynaklar     Kitaplar ÜSTÜN, Rıfat; (1994), Yönetim Muhasebesi, Bilim Teknik Yayınevi, ESKİŞEHİR ÜSTÜN, Rıfat; (1994), Çözümlü Yönetim Muhasebesi Problemleri, Anadolu Üniversitesi Yayını, Yayın No: 13, ESKİŞEHİR AKDOĞAN, Nalan; (1994), Tekdüzen Muhasebe Sisteminde Maliyet Muhasebesi Uygulamaları, İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Yayınları, ANKARA KARAKAYA, Mevlüt; (2007), Maliyet Muhasebesi, Gazi Kitabevi, ANKARA YÜKÇÜ, Süleyman; (1999), Yönetim Açısından Maliyet Muhasebesi, Cem Ofset, İZMİR BASIK, Feryal Orhan, vd.; (2006), Maliyet Muhasebesi Çözümlü Problemler ve Test Soruları, Nobel Yayını, No:964, ANKARA BÜYÜKMİRZA, Kamil; (1998), Maliyet ve Yönetim Muhasebesi, Barış Yayınevi, ANKARA CİVELEK, Muzaffer; (2000), Maliyet Muhasebesi, (A) Ajans, KAYSERİ   Makaleler -         HAFTALIK KONULAR VE İLGİLİ ÖN HAZIRLIK İÇİN DERS KİTABINDAKİ SAYFALAR   Hafta Konular Hazırlık Sayfa   1 Yönetim Muhasebesinin Muhasebe Sistemi içindeki yeri ve Diğer muhasebe dalları ile ortak ve farklı yönleri (*) 1-16, (1) 1-26, (2) 1-12, (3) 1-25, (4) 7-22, (5) 39-72, (6) 1-11, (7) 3-64, (8) 2-46   2 Yönetim muhasebesinin ilgi alanı içindeki problem örnekleri (*) 19-22, (1) 32-35, (2) 13-32, (3) 5-48, (4) 25-80, (5) 3-36, (6) 1-47, (7) 58-63, (8) 16-46   3 Maliyet kavramı,Maliyet çeşitleri(Ürünlere yüklenme Açısından/Üretim Faktörleri ile ilişkisi Açısından/İşletme Fonksiyonları Açısından/Ürünlere Yüklenme Açısından/Kapasite ile ilişkisi Açısından /Karar Alma Açısından(Muhasebe Maliyeti/Fırsat Maliyeti-Net Ekonomik Kazanç-Kayıp ) (*) 33-133, (1) 86-101, (2) 1-32, (3) 53-75, (4) 83-130, (5) 3-36, (6) 53-74, (7) 69-111, (8) 2-46   4 Maliyetlerin Sabit ve değişken olarak ayrımında kullanılan yöntemler (*) 133-170, (1) 116-165, (2) 33-55, (3) 197-273, (4) 133-178, (5) 75-130, (6) 132-154, (7) 113-122, (8) 47-115   5 Maliyet-Hacim-Kar Analizleri I (*) 133-170, (1) 116-165, (2) 33-55, (3) 197-273, (4) 133-178, (5) 75-130, (6) 132-154, (7) 113-122, (8) 47-115   6 Maliyet-Hacim-Kar Analizleri II (*) 171-200, (1) 166-219, (3) 273-317, (4) 181-232, (5) 105-130, (6) 155-176, (7) 122-142, (8) 89-118   7 Örnek Problem Çözümleri (*) 1-200, (1) 1-75, (6) 1-78   8 Statik BütçelerI (Satış/Üretim/Hammade ve Malzeme Kullanım/DirektHammadde ve Malzeme Alım/Direkt İşçilik/GÜG) (*) 200-275, (1) 220-309, (2) 76-146, (3) 353-484, (4) 363-427, (5) 163-216, (6) 177-260, (7) 143-182, (8) 119-176   9 Statik BütçelerII (Dönemsonu DHM Stok /Dönemsonu Mamul Stok/Faliyet Giderleri/SMM/Nakit Akış /Proforma Gelir/Proforma Bilanço) (*) 200-275, (1) 220-309, (2) 76-146, (3) 353-484, (4) 363-427, (5) 163-216, (6) 177-260, (7) 143-182, (8) 119-176   10 Önceden Saptanan (standart) Maliyetleme sistemi işleyişi ,Farkların hesaplanması;Muhasebeleştirilmesi  ve Analizi (*) 200-275, (1) 220-309, (2) 76-146, (3) 353-484, (4) 363-427, (5) 163-216, (6) 177-260, (7) 143-182, (8) 119-176   11 Esnek Bütçeleme(GÜG Farklarının Hesaplanması ,Muhasebeleştirilmesi ve Analizi) (*) 257-283, (1) 266-348, (2) 147-201, (3) 353-484, (4) 462-526, (5) 219-284, (6) 261-290, (7) 183-199, (8) 227-278   12 Özel Yönetim Kararlarına İlişkin Teknikler(Değişken ve Tam maliyetleme sistemler) (*) 291-315, (1) 349-390, (2) 201-249, (3) 454-484, (4) 503-576, (5) 287-377, (6) 291-354, (7) 199-217, (8) 276-410   13 Değişken maliyetleme sisteminin işletme kararlarında  kullanılmasına ilişkin örnek problemler (*) 291-315, (1) 349-390, (2) 201-249, (3) 454-484, (4) 503-576, (5) 287-377, (6) 291-354, (7) 199-217, (8) 276-410   14 Değişik seçenekleri Zorunlu kılan karar örnekleri (Makine Donatım Yenilenme /Belirli Bir mamulün üretimine son verme/Özel (indirimli Fiyat Öneren)Bir Siparişin Kabul Edilip Edilmemesi /Bir Mamul Parçasını Üretme Ya da Satınalma ) (*) 373-381, (1) 391-425, (2) 251-343, (3) 413-430, (4) 421-457, (5) 421-457, (6) 355-379, (7) 444-456, (8) 361-410       Ölçme ve Değerlendirme   Sınavın Türü Değerlendirme Şekli Yüzdesi Tarih   Ara Sınav Klasik Sınav     % 40 18-24.03.2019 (Tahmini)   Final Sınavı Klasik Sınav     % 60 20-25.05.2019                  

Zaferin Başlama Anının Paşası: Kâzım Karabekir Paşa

https://bit.ly/2CMQrxR  Zaferin başlama anının paşası 27 Ocak 2019   İlber Ortaylı iortaylihs@hurriyet.com.tr   Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa’yla temasa geçti. Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul hükümeti tarafından azli ile İstiklal Savaşımızın en muhteşem görünümü ortaya çıktı. Kâzım Karabekir Paşa tevkifiyle görevlendirildiği Mustafa Kemal Paşa’nın karşısına geçip bütün karargâh ve askerle emirinde olduğunu söyledi. Aslında İstiklal Savaşı’nın o gün kazanılmaya başladığı çok açıktır. 71 yıl önce, 26 Ocak 1948’de Türk askeri tarihinin en müstesna komutanlarından biri olan Kâzım Karabekir Paşa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1946’dan beri deruhte ettiği başkanlığı sırasında ani bir kalp kriziyle vefat etti. Başarılı, fedakâr bir asker, iyi bir kurmay ve entelektüel kişiliğiyle önde gelenlerdendi. Fakat şunu da belirtmek gerekir ki o kuşağın bütün genç komutanları gibi Türk ordusundaki yeni yüzü temsil eden biridir. Türk subayı o dönemde her zaman olduğu gibi mütevazı ve orta sınıf halk kademelerinden gelir. Hüviyetine baktığımızda bu genç komutanın babasının da paşa olduğu görülüyor. Babası Mehmed Emin Paşa Karamanlı bir Türk çocuğu (Köyü bugün Kâzım Karabekir adını taşıyor). 16 yaşında gönüllü olarak Kırım Savaşı’na katılmış. Zekâsı ve cesaretiyle temayüz etmiş, ordunun subay kadrosu içinde bulunduğu Doğu kentlerinde idarecilik de yapmıştı. Son olarak Mekke’de vali vekiliyken koleradan öldü. Perişan aile dul Refika Havva Hanım’ın yanında uzun bir yolculuktan sonra İstanbul’a döndü. 5 erkek çocuk en iyi şekilde yetişmişlerdi ve tabii burs sistemine dayalı Osmanlı askeri eğitim ve terbiyesi ailenin ayakta kalmasına yardım etmiştir. Bu şekilde yetişen sivil ve asker memurların çok erken yaşlarda devlet fikri ve millete hizmet ülküsü etrafında şekillendikleri açıktır. 3 DİL BİLİYORDU 19. yüzyılda Türk imparatorluğunun geçirdiği en önemli değişiklik bu ideolojik yapıdır. Fatih Askeri Rüştiyesi ve Kuleli İdadisi’nden birincilikle mezun olan Kâzım, asrın başında Pangaltı’da bulunan bugünkü Askeri Müze olan Harbiye Mektebi’ne girmiş, burada Enver Paşa, Fevzi Paşa, Mustafa Kemal Paşa, Nureddin (sakallı) Paşa gibi matematik ve yabancı dillerde iyi bir eğitim almıştır. Piyade teğmeni olarak mezun olduğunda Kâzım Bey kurmay sınıfına ayrıldı ve Erkân-ı Harbiye mektebini bitirdiği zaman Almanca, Rusça ve Fransızca gibi dilleri biliyordu. Kendi isteğiyle derhal faal kıta görevine tayin edilmiş, Rumeli’de Bulgar ve Rum çeteleriyle mücadele etmiştir ve bu yıllarda hiç şüphe yok ki tarihi kaderin I. Dünya Savaşı’na ve İstiklal Savaşı’na sürüklediği genç komutan sınıfının umumi çizgilerini o da kazandı: Erken yaşta imparatorluk coğrafyasını kan ve ateş içinde tanımak, muasır Avrupa ordularına göre tecrübeli ve genç komutan vasfını edinmiş olmak. ERMENİLERDEN ALDI 31 Mart olayı üzerine o da Selanik’ten gelen Hareket Ordusu’nu içindeydi. 1912’de binbaşı rütbesiyle Balkan Savaşı’nın içinde Edirne müdafaasındaydı. 10. Tümen Kurmay Başkanı olan Binbaşı Kâzım Bey Bulgarların Edirne kuşatması karşısında Şükrü Paşa gibi seçkin komutanın yanında düşmana karşı koydu ve Nisan 1913’te ordu teslim oldu, o da esir düşerek Sofya’ya gönderildi. Edirne’nin istirdadının (geri alınmasının) ve II. Balkan Savaşı’nın bitiminden sonra İstanbul’a geldi. Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Muharebesi’nde bulunmuş, albaylığa terfi etmiş, sonra Irak’taki orduya kurmay başkanı olarak gitmiş, Bağdat Savaşı’nın sonuna kadar bu cephede kalmıştır. 1917 başlarında Diyarbakır mıntıkasındaki ikinci kolorduya nakolundu. 18 Şubat 1918’de Erzincan’ı, 12 Mart 1918’de Erzurum’u, Sarıkamış ve Kars’ı Ermenilerin elinden aldı. Rusya’da ihtilal olmuş, Ruslar bu bölgeden çekilince yeni kurulan Ermenistan ordusu burayı ele geçirmişti. Başarılarıyla mirlivalığa yükseltildi ve 15 Mayıs 1918’de Gümrü şehrini işgal etti, oradan Tebriz’e hareket ederek İngilizleri şehirden çıkarmaya muvaffak oldu. EMRİNİZDEYİM PAŞAM Şüphesiz ki Mondros Mütarekesi’yle bu sahalardaki zaferlerin ve hareketin arkası durdu. İstanbul’a geldiğinde payitahtta Genelkurmay’da ve Tekirdağ Kolordu Komutanlığı’ndaki görev tayinlerini değiştirterek doğu cephesine tayin ettirdi. 1919 Nisan ayında Trabzon ve ardından Erzurum’da kolordunun başına geçerek doğu illerinde tekrardan işgale başlayan Ermenistan kuvvetleriyle savaştı. Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa’yla temasa geçti. Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul hükümeti tarafından azli ile İstiklal Savaşı’mızın en muhteşem görünümü ortaya çıktı. Kâzım Karabekir Paşa tevkifiyle görevlendirildiği ordu müfettişiyle Mustafa Kemal Paşa’nın karşısına geçip bütün karargâh ve askerle emirinde olduğunu söyledi. Aslında İstiklal Savaşı’nın o gün kazanılmaya başladığı çok açıktır. Doğu cephesindeki muvaffakiyetiyle dolayısıyla sınırlar belirlendi, batıya asker ve silah göndermek mümkün oldu. İtilaf devletleri arasındaki politik ayrılık başladı. Kâzım Karabekir’in doğudaki başarıları, bir taraftan da güney cephesindeki direnişler Fransa’yı genç Türkiye’nin Büyük Millet Meclisi hükümetiyle musalahaya, bir barışa zorladı. GERÇEK BİR MÜNEVVER - KÂZIM Karabekir’in kendi kaleminden hayatını anlattığı, askeri tarihçi Erhan Çifci’nin editoryal katkılarıyla yayına hazırladığı ‘Hayatım’ adlı eserin okunması tavsiye edilir. Kâzım Karabekir Paşa şahsi hırs ve büyüklük duygularından uzak, gerçek bir münevverdi. Çocuk piyesleri yazmaktan tutalım, güzel bir lisanla biyografilerini kaleme almış, üstün bir kurmay olduğunu göstermiştir. İstiklal Savaşı’nın başında Mustafa Kemal Paşa’nın bu işi götürecek tek komutan olduğunu ve onun dehasını tespit edecek derin zekâ sahibidir. İmparatorluğun genç komutan neslinde ister Fevzi Paşa olsun, ister Esat Paşa, ister Enver Paşa ve İsmet Paşa olsun bütün komutanlarla yakın ilişki kurmuş, onları takdir etmek ve takdir edilmek mazhariyetine eren makul bir simadır. Kurtuluştan sonraki siyasi hayatta farklı düşüncelere sahip olması ve çok partili rejimin içinde 1924’te Terakki Perver Fırka’yı, Ali Fuat Paşa ile birlikte kurması son imparatorluğun subay neslinin ne kadar demokratik fikirlere ve siyasi terbiyeye sahip olduğunu göstermektedir. Fikri yapıları ayrı olduğu için Mustafa Kemal Paşa’yla yolları ayrılmıştır. Gazi Paşamızın ölümünden sonra İsmet Paşa bu dargınlığın yaratacağı hüznü ve tahribatı kaldırmak için eski arkadaşını tekrar siyasi hayatın içine çekmiştir. MUAZZEZ ŞAHSİYETLER Menfa (sürgün) döneminde üç çocuk sahibi olan, başta hatıratı olmak üzere sayısız eserler yazan Kâzım Karabekir Paşa, hiç şüphesiz bugünkü maksatlı siyaset bezirgânlığı yapan sahte tarihçiliğin değerlendirip anlayabileceği bir kişi değildir. İstiklal Savaşı komutanlarımız bu gibi mütalaaların dışında muazzez şahsiyetler olarak anlaşılıp şükrana yâd edilmelidirler. YETİMLER BABASI - KÂZIM Karabekir Paşa, doğu cephesindeyken savaşta öksüz ve yetim kalmış Türk ve Ermeni çocuklara sahip çıkmıştı. Gürbüz Çocuklar Ordusu Teşkilatı’nı kurup, sahipsiz çocukları açlık ve sefaletten kurtararak meslek sahibi olmalarını sağlamıştı. Bu yüzden kendisine ‘Yetimler Babası’ denilmişti. 19. yüzyılda Türk imparatorluğunun geçirdiği en önemli değişiklik bu ideolojik yapıdır. Fatih Askeri Rüştiyesi ve Kuleli İdadisi’nden birincilikle mezun olan Kâzım, asrın başında Pangaltı’da bulunan bugünkü Askeri Müze olan Harbiye Mektebi’ne girmiş, burada Enver Paşa, Fevzi Paşa, Mustafa Kemal Paşa, Nureddin (sakallı) Paşa gibi matematik ve yabancı dillerde iyi bir eğitim almıştır. Piyade teğmeni olarak mezun olduğunda Kâzım Bey kurmay sınıfına ayrıldı ve Erkân-ı Harbiye mektebini bitirdiği zaman Almanca, Rusça ve Fransızca gibi dilleri biliyordu. Kendi isteğiyle derhal faal kıta görevine tayin edilmiş, Rumeli’de Bulgar ve Rum çeteleriyle mücadele etmiştir ve bu yıllarda hiç şüphe yok ki tarihi kaderin I. Dünya Savaşı’na ve İstiklal Savaşı’na sürüklediği genç komutan sınıfının umumi çizgilerini o da kazandı: Erken yaşta imparatorluk coğrafyasını kan ve ateş içinde tanımak, muasır Avrupa ordularına göre tecrübeli ve genç komutan vasfını edinmiş olmak. ERMENİLERDEN ALDI 31 Mart olayı üzerine o da Selanik’ten gelen Hareket Ordusu’nu içindeydi. 1912’de binbaşı rütbesiyle Balkan Savaşı’nın içinde Edirne müdafaasındaydı. 10. Tümen Kurmay Başkanı olan Binbaşı Kâzım Bey Bulgarların Edirne kuşatması karşısında Şükrü Paşa gibi seçkin komutanın yanında düşmana karşı koydu ve Nisan 1913’te ordu teslim oldu, o da esir düşerek Sofya’ya gönderildi. Edirne’nin istirdadının (geri alınmasının) ve II. Balkan Savaşı’nın bitiminden sonra İstanbul’a geldi. Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Muharebesi’nde bulunmuş, albaylığa terfi etmiş, sonra Irak’taki orduya kurmay başkanı olarak gitmiş, Bağdat Savaşı’nın sonuna kadar bu cephede kalmıştır. 1917 başlarında Diyarbakır mıntıkasındaki ikinci kolorduya nakolundu. 18 Şubat 1918’de Erzincan’ı, 12 Mart 1918’de Erzurum’u, Sarıkamış ve Kars’ı Ermenilerin elinden aldı. Rusya’da ihtilal olmuş, Ruslar bu bölgeden çekilince yeni kurulan Ermenistan ordusu burayı ele geçirmişti. Başarılarıyla mirlivalığa yükseltildi ve 15 Mayıs 1918’de Gümrü şehrini işgal etti, oradan Tebriz’e hareket ederek İngilizleri şehirden çıkarmaya muvaffak oldu. EMRİNİZDEYİM PAŞAM Şüphesiz ki Mondros Mütarekesi’yle bu sahalardaki zaferlerin ve hareketin arkası durdu. İstanbul’a geldiğinde payitahtta Genelkurmay’da ve Tekirdağ Kolordu Komutanlığı’ndaki görev tayinlerini değiştirterek doğu cephesine tayin ettirdi. 1919 Nisan ayında Trabzon ve ardından Erzurum’da kolordunun başına geçerek doğu illerinde tekrardan işgale başlayan Ermenistan kuvvetleriyle savaştı. Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa’yla temasa geçti. Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul hükümeti tarafından azli ile İstiklal Savaşı’mızın en muhteşem görünümü ortaya çıktı. Kâzım Karabekir Paşa tevkifiyle görevlendirildiği ordu müfettişiyle Mustafa Kemal Paşa’nın karşısına geçip bütün karargâh ve askerle emirinde olduğunu söyledi. Aslında İstiklal Savaşı’nın o gün kazanılmaya başladığı çok açıktır. Doğu cephesindeki muvaffakiyetiyle dolayısıyla sınırlar belirlendi, batıya asker ve silah göndermek mümkün oldu. İtilaf devletleri arasındaki politik ayrılık başladı. Kâzım Karabekir’in doğudaki başarıları, bir taraftan da güney cephesindeki direnişler Fransa’yı genç Türkiye’nin Büyük Millet Meclisi hükümetiyle musalahaya, bir barışa zorladı. GERÇEK BİR MÜNEVVER - KÂZIM Karabekir’in kendi kaleminden hayatını anlattığı, askeri tarihçi Erhan Çifci’nin editoryal katkılarıyla yayına hazırladığı ‘Hayatım’ adlı eserin okunması tavsiye edilir. Kâzım Karabekir Paşa şahsi hırs ve büyüklük duygularından uzak, gerçek bir münevverdi. Çocuk piyesleri yazmaktan tutalım, güzel bir lisanla biyografilerini kaleme almış, üstün bir kurmay olduğunu göstermiştir. İstiklal Savaşı’nın başında Mustafa Kemal Paşa’nın bu işi götürecek tek komutan olduğunu ve onun dehasını tespit edecek derin zekâ sahibidir. İmparatorluğun genç komutan neslinde ister Fevzi Paşa olsun, ister Esat Paşa, ister Enver Paşa ve İsmet Paşa olsun bütün komutanlarla yakın ilişki kurmuş, onları takdir etmek ve takdir edilmek mazhariyetine eren makul bir simadır. Kurtuluştan sonraki siyasi hayatta farklı düşüncelere sahip olması ve çok partili rejimin içinde 1924’te Terakki Perver Fırka’yı, Ali Fuat Paşa ile birlikte kurması son imparatorluğun subay neslinin ne kadar demokratik fikirlere ve siyasi terbiyeye sahip olduğunu göstermektedir. Fikri yapıları ayrı olduğu için Mustafa Kemal Paşa’yla yolları ayrılmıştır. Gazi Paşamızın ölümünden sonra İsmet Paşa bu dargınlığın yaratacağı hüznü ve tahribatı kaldırmak için eski arkadaşını tekrar siyasi hayatın içine çekmiştir. MUAZZEZ ŞAHSİYETLER Menfa (sürgün) döneminde üç çocuk sahibi olan, başta hatıratı olmak üzere sayısız eserler yazan Kâzım Karabekir Paşa, hiç şüphesiz bugünkü maksatlı siyaset bezirgânlığı yapan sahte tarihçiliğin değerlendirip anlayabileceği bir kişi değildir. İstiklal Savaşı komutanlarımız bu gibi mütalaaların dışında muazzez şahsiyetler olarak anlaşılıp şükrana yâd edilmelidirler. YETİMLER BABASI - KÂZIM Karabekir Paşa, doğu cephesindeyken savaşta öksüz ve yetim kalmış Türk ve Ermeni çocuklara sahip çıkmıştı. Gürbüz Çocuklar Ordusu Teşkilatı’nı kurup, sahipsiz çocukları açlık ve sefaletten kurtararak meslek sahibi olmalarını sağlamıştı. Bu yüzden kendisine ‘Yetimler Babası’ denilmişti.

“Kanlı Ay Tutulması“

Kanlı Ay tutulmasını şuradan canlı izleyebiliyoruz: https://www.timeanddate.com/eclipse/in/turkey/istanbul … Ay Tutulması, Ay’ın kendi yörüngesinde dönerken, Dünya’nın, Güneş ve Ay arasına girerek, Dünya’nın gölgesinin Ay’ın üzerine düşmesi ile oluşur. Süper Mavi Kanlı Ay Tutulması denilen bu gökyüzü olayı ilk 1866 yılında gerçekleşmişti. Bu ender rastlanan gökyüzü hadisesini NASA sosyal medya üzerinden canlı yayınlıyor. Yani Güneş, Dünya ve Ay sıralanır ve Ay tam Dolunay evresindeki parlaklığını yaşarken, yavaş yavaş Dünya’nın gölgesi altında kalır ve aldığı yansımalar ile muhteşem bir bakır rengine dönüşür. Bu renginden dolayı da “Kanlı” Ay Tutulması sıfatını alır… Aslında Ay Tutulmaları çok kuvvetli Dolunaylardır.https://bit.ly/2Ml8BLz

2019 Yılının Ülkemize, Dünyamıza Barış, Huzur ve Mutluluk Getirmesi Dileğiyle…

Yeni Yıla Girerken, Pagan Kültür Temelli Kapitalist Tüketim Festivali ile Afazileşmiş Yurdum İnsan Manzaraları! Yeni Yıla Girerken Pagan Kültürü...(*) İlk Söz: Noel; çocukların başına oyuncak dağıtanların değil, bombalar yağdıran küresel oyun kurucuların ürünü.. Bu yıla girerken de "küresel devşirme, eğlence ve afaziliğin" simgesi haline gelen "havai fişek" gösterilerini izleme olanağını bulacağız. Kutlayanlar medenileşmiş ,sosyal! Kutlamayanlar ise, “asosyal” ya da bazılarının anlamını bile bilmediği, kaba bir deyimle “denyo”… Yeni yıl dolayısıyla meydanlarda düzenlenen geleneksel Kutlamalarda her zaman olduğu gibi katılanlar saat 24.00'e bir dakika kala insanların çoğu hep birlikte geriye doğru sayacak ve yeni yıla girildiğinde, çığlıklar atarak, ışıl ışıl yanan rengarenk yılbaşı kristal toplarının yüksekten düşer ken çıkardıkları renk ve ışık gösterileri ile masallar dünyasında hayallere dalacak. Hem de ne hayaller! "Çalışmadan, üretmeden, emek harcamadan ulaşabileceklerini sandıkları rahat /refah yaşam düzeyleri! Hani sözlerini Nazım Hikmet Ran’ın yazdığı, Cemal Reşit Rey tarafından bestelenmiş, Türk tiyatrosunun klasik eserlerinden birisi olmuş Şişli'de bir Apartıman” ya da diğer adıyla “Lüks Hayat” şarkısının sözleri gibi… “Hey lüküs hayat, lüküs hayat Bak keyfine Yan gel de yat Ne güzel şey, Oh ne rahat Yoktur eşin lüküs hayat” Bu “halet-i ruh” haliyle gösterileri izlerken, Türk-İş tarafından yapılan "açlık ve yoksulluk sınırı" araştırmasını da umarım ıskalamazlar! Yılbaşını kutlamamak… Dinsel anlamda mı? Yoksa eğlence anlamında mı? Yoksa ideolojik anlamda mı? Yoksa yozlaşmış, tüm kadim değerlerini kaybetmiş, afazi olarak mı? Yoksa da eşik altı büyücülerin zihinsel Subliminal stratejileri sonucu mu? Bir ritüel yapılıyorsa içeriğini de bilmek gerekir. Yoksa tam bir afazi hale geldiğinizin resmidir! Hıristiyanlığın otantik ve kutsal bir figürü olmayan Noel Baba'nın popülerleşmesi ile kapitalist tüketim kalıplarının yerleştirilmesi ve yaygınlaştırılması arasında sıkı bir ilişki var… Batı dillerinde Santa Claus, bizde Aziz Nikola denen Noel Baba’nın gerçekten yaşayıp yaşamadığı, yaşadıysa nerede ve ne zaman yaşadığı, onu önemli kılan özelliklerinin neler olduğu gibi sorulara henüz bilimsel açıdan doyurucu yanıtlar verilemedi ama Noel Baba’nın gündelik hayata girişi ilk kez, 1863 yılında Thomas Nast adlı bir grafikçinin, yoksullara, gereksinim sahiplerine yardım eden bir Hıristiyan azizinden esinlenerek hayali bir beyaz sakallı tonton bir dede resmi çizmesi ile başladı… Ve bu resim Harper’s Weekly adlı bir derginin 3 Ocak 1863 tarihli kapağında yayımlandı. 1924 yılında da siyah-beyaz Noel Baba figürü, kapitalist tüketimin sembol içeceği Coca-Cola için reklamlar tasarlayan İsveçli grafikçi Haddon Sundlom; Noel Baba’sını, kırmızı-beyaz elbiseli güleç yüzüyle sekiz atlı bir rengeyiğinin çektiği kızağa bindirmek suretiyle renklendirdi. Neden renklendirdi acaba? Tabi ki Coca-Cola’nın kış aylarında da tüketilmesini sağlamak. Ürünü çocuklar dünyasına sokmak ve bu ürünün içeriğinin iyi olduğunu bilinçaltına işlemek… Artık ‘kızakla dolaşan neşeli Noel Baba’ figürü 1939’da, Denver Gillen’in çizgileri ve Robert May’in şiirinden oluşan bir broşür o yıl tam 2.4 milyon basılıp dağıtıldı. Neden dağıtılmış dersiniz? Tabi ki kapitalist tüketim kalıplarının yerleştirilmek ve yaygınlaştırmak için… Artık 1947 Noel Baba’nın tam olarak popüler hale geldiği yıl olmuş… Rusya 1918 yılında, yunanistan 1923 yılında, Türkiye 1926 yılında “Gregoryen Takvimi” resmi takvim olarak kullanır olmuş. Açık anlatımıyla 1 Ocak günü, 1926 yılından bu yana Türkler için yeni bir yılın başlangıcı olmuş.. Türkiye’nin Noel Baba ile tanışması ise, Demokrat Parti’nin Türkiye’yi ‘Küçük Amerika’ yapmaya soyunduğu 1950’lerin başında... Bu tarihten sonra yıllardır hasetle seyredilen Beyoğlu eğlenceleri hızla yurda yayılmış. Dergiler, özel yılbaşı sayıları çıkarmaya, gazinolar balolar düzenlemeye, ‘Tayyare Piyangosu’ özel çekilişleri yapılmaya başlanmıştı bile… Sadece büyük şehirlerde değil, Anadolu'da , her gelir grubundan aileler, yılbaşında bir sofra etrafında toplanarak yeni yıl yemeği yemeyi, radyo dinlemeyi, gece yarısı Milli Piyango çekilişini izlemeyi âdet edinmiş. Televizyon yayını başladıktan sonra da gece saat 24.00’te “Zeki Müren konser verecek mi? Dansöz (oryantal) çıkacak mı?” havasına girilmiş. Kuruyemiş, tombala bu gecenin sembolü haline gelmiş. Gelirdeki farklılaşmaya ve değişime bağlı olarak yılbaşı eğlenceleri gazinolara, lokallere, otellere taşınmış. E ne de olsa o tarihlerde siyasilerin belirlediği hedefe ulaşılmış… ve medenileşmiştik! Nasıl bir medenileşmek ise?! Gerçi ‘medenileşme’ projemiz 1935’te ‘bütün medeni milletlerce’ tatil günü olarak kabul edilen 31 Aralık öğleden sonrasıyla 1 Ocak günlerinin uygulanmakta olan tatil günlerine eklenmesi’ teklifi kabul edildiğinde olmuş! 1951-1955 arasında Noel Baba figürlü posta pullarının basılmasıyla başlamış bu furya… Artık Türkiye Radyoları’nın hazırladığı özel yılbaşı programları, şöhretli sanatçıların rol aldığı skeçler, şarkılar ve türkülerden oluşan konserler, oyun havaları ve Milli Piyango çekilişi yılbaşı kutlamalarının tipik unsurları olmuş…   30 Aralık 1958 tarihinde Tercüman gazetesinde Ayhan Hünalp tarafından çizilen Noel Baba portresi ile doruk noktasına ulaşmış … Hünalp’in Noel Baba’sı, 342 yılında Fethiye yakınlarında bir antik kent olan Patara’da doğmuş. Çeşitli mucizeler göstererek (örneğin vaftiz edildiği leğenden ayağa kalkarak Allah’a şükretmiş, Hıristiyanların oruç günlerinde ve her cuma annesinin sütünü emmeyerek perhiz yapmış) azizlik mertebesine ulaşmıştı. Daha sonra darda kalanlara yardım etmeyi gelenek haline getirmiş olan Aziz Nikola, ömrünün son yıllarını Demre’de (Antalya’nın Kale ilçesinin antik adı) piskopos olarak geçirmiş. Noel Baba adını alması, hayırseverlik işini iki kez üst üste 26 Aralık’ta yapmış... 1960’lardan itibaren açılan ‘Amerikan Pazarları’ Amerikan malları, otomobilleri, dergileri, Amerika’nın Sesi Radyosu (VOA), Hollywood filmleri ve ‘Barış Gönüllüleri’ ile Amerikan kültürünün topluma nüfuz etmesiyle 1970’li yıllara gelindiğinde büyük otellerde ve çocuk yuvalarında Noel Baba’lı kutlamalar başlamış. Kimse de Antalya gibi sıcak bir yerden nasıl olup da rengeyiğinin çektiği kar kızağında hediyeler dağıtan bir Noel Baba çıktığını sorgulamamış! Patara ile Demre bir süre Noel Baba için yarıştılarsa da Noel Baba’nın Patara’da doğduğu, Demre’de yaşadığı şeklindeki formülde uzlaşılmış ve böylece iki şehrimizin de bu kutlu olayın meyvelerini toplaması mümkün olmuş. Batı kültürü artık iyiden iyiye tüm ülkeye nüfuz etmiş...   1960’lar, 1970’lerde Hilton, Park ve Divan otellerinde serpantinli ve konfetili yılbaşı kutlamaları giderek yaygınlaşmış. 1980’lerde yılbaşını kış tatili ile birleştirip ‘ bir yerlere kaçma’ modası başlamış. 1990’larda Noel Baba’ya Noel Anne ve Noel Köpekleri eklenmiş… 2000’li yıllarda ise Noel Baba artık ailemizden biri olmuş…   Öyle ki bir Noel Baba’yı anlatan 2009 tarihli ‘Neşeli Hayat’ adlı filmi, kısa sürede bir milyonu aşkın izleyicinin ilgisini çekmeyi başarmış...  2014 yılına geldiğimiz bu günlerde, Türkiye'de Asgari Ücret 16 yaş altı ve üstü uygulamasına son verilirken ilk altı ay için aylık brüt 1071 TL, net 846TL.  İkinci altı ayın brüt 1131 TL, net 891 TL olarak belirlenmiş.(*) Bir karşılaştırma olarak, "5 yıldızlı" otellerde yeni yılı karşılamanın bedeli kişi başı 900 lira! Milyoner'le zilyoner arasındaki uçurumun ne kadar derinleştiğini gösteren bir karşılaştırma... Buzdağına çarpan Titanic'in güvertesinde keman çalmaya devam edenlerle, güverte altında üçüncü sınıf yolcusu olarak seyahat edenler gibi! Bu  notumuz şimdilik burada kalsın...    Her neyse "5 yıldızlı" otellerde... Yeni yılı karşılamanın bedeli kişi başı 900 lira dedik ya! Buna limitsiz yerli içki dahil!     Masa üzerinde (Amuse Bouche/Meze Fransızca) Zeytinyağlı yaprak ve midye dolma, dometes carpaccio Sebzeli Crostini, peynir tabağı pastırmalı mutabbel Menü İstakoz madalyonları, Andiv yaprakları, Tabuleh salata ve siyah havyar ile Bloody Mary çorbası, yeşil kereviz ve tava edilmiş Tarak balığı ile Kaz ciğeri, Akdeniz yeşilliği, karamelize tarçın ve kestaneli ayva sotesi ve Balsamik şurubu ile Balmoral steak, Ratatouuille sebze, Fondina peynirli polenta ve çikolata aromalı sosu ile The Maria sorbe Çikolatalı ve Citrus Meyveli Kestaneli Terrin Çay/kahve Mevsim meyveleri tabağı, karışık kuru meyveler, çikolatalı dondurma topları, zencefilli kek...   Gece yarısından sonra işkembe çorbası ikramı…       Ve filmin koptuğu..... Nirvana’ya ulaşıldığı an!... Kafada püskülü sauka/katyon,, Ağzında kaynana dilli ile gece ısınacak ve DJ müziği eşliğinde gönüllerince dans edilecek. Yılbaşının vazgeçilmez muhteşem oryantal şovun da sunulacak galada, misafirlere gece için özenle hazırlanan Türk ve Dünya mutfağından farklı lezzetleri tatma olanağı da bulacak.  Parası olana, 900 lira çerez parası olana sözümüz yok! Adamın parası var harcıyor! Parası olan için, lüksün sınırı yok. Adam köpeğine kürk giydirir, pırlanta kolye takar! Altın banyo muslukları yaptırır! Pırlantalı şarap kadehleri, iPhone kılıflarını çeşitli mücevherler ile süsler! Aslında zenginliğin, lüksün ve bir anlamda şımarıklığın sonu yok! Amerikan gazeteleri yazıyordu üç dört sene evvel... Havadan para kazananlar   Wall Street Restoranların da kedi dışkısıyla filtre edilmiş kahvenin(**) fincanına 100 dolar, bir burger’e 175 dolar öder.... Köftesi Kobe bifteğinden Trüf mantarı ve kaz ciğeri sosuyla tepesinde altın yaprağıyla servis ediliyormuş. Dedik ya! Parası olana ne sözümüz olabilir. Var harcıyor! İsrafta, lüks düşkünlüğünde, çar çur'da üstlerine yok ama… Egoları altın varaklı. Kültürleri teneke.  Ama "aç tavuk olup da kendini buğday ambarında" sananlara ne demeli?! Bunlara özenenlere, içten içe iç geçirenlere ve yapanlara ne demeli?! Herhalde Kerizlikte Nirvana! Farkında mısınız? Bu Prototiplerin çoğu "Hem kel, hem fodul" olanlar. Yaşamımızın çoğunu başkaları ne der diye düşünerek inşa edenler. Yani kendilerinden, örf ve adetlerinden git gide uzaklaşanlar!. Umut başka, kendini kandırma başka.. Umut gerçekleşmedikçe yara halini alıyor. Çirkin kalın bir yara...    Bilimsel olarak ifade edecek olursak topluma ve kendine" yabancılaşanlar" "..mış gibi yaşayanlar" Ama burada dikkat edilmesi gereken kritik nokta: Bu âdetin sadece eğlence tarafını almış olmamız.. Zira bizdekinin Hıristiyanlardaki gibi dinle alakası yok… Hayır ve hasenat işlemekle de hele bir hafta evvel gelen Noel’le de! Tuhafı şudur ki, tek geleneğimize dayanmayan bu yeni âdete, yani yılbaşı sabahlamasına, bütün âdet ve bayramlarımızdan fazla gayretle, dört elle sarılmış haldeyiz! son söz olarak  size güzel iki hikaye…   Birinci hikaye:    Adamın biri köyüne doğru yola koyulmuş, heybesine iki tane karpuz koymuş evine götürmeye. Eski zaman tabii yollar uzun, güneş yakıcı... Yolda yorulmuş adamcağız, heybesinden çıkardığı karpuzun birini kesmiş, yemiş. Kabuklardan arta kalan kırmızı kısımlara bakıp, "Desinler ki bunu bir ağa yemiş." deyip, kabukları bir kenara bırakmış. Sonra yan gelip yatmış. Biraz sonra kalkıp, kabuklardaki kırmızı kısımları iyice kazımış. Beyaz kabukları bırakırken, kendi kendine söylenmiş: "Desinler ki yanında bir de hizmetkârı varmış. " Yorgunluk kolay çıkmaz. Ağacın altında uzanmış kalmış. Bir de doğrulmuş ki vakit epeyce ilerlemiş. Bu arada terleyip susamış da. Yine kabuklara bakmış ve başlamış yemeye. Hem yiyip hem söylenmiş: "Desinler ki bir de eşeği varmış."  İkinci hikaye:   Adamın biri aç mı aç, sefil mi sefil, zavallı mı zavallı...   Ev kirasını ödese, bakkalı ödeyemeyecek, bakkalı öderse, ev kirasını...    Tutmuş kira için ayırdığı parayla at yarışlarında oynamaya kalkmış. Ola ki kazanırım, ola ki benim de cebim para görür, ola ki çoluğuma çocuğuma birer kat elbise alırım, bir eğlence yerine götürürüm onları, borçlarımı öderim...  Ve oynamış. Kaybetmiş bütün parayı.   “Çekiver kuyruğunu,” demiş adam, “şu dünyanın” ve akşam saatlerinde sokaklardan el etek çekilince, şehrin en yüksek köprüsünün korkuluklarını aşarak, suya atlamaya hazırlanmış.    Bir el dokunmuş omzuna. Saçları yapış yapış, burnu çenesine değen bir kocakarı: - Ne yapıyorsun evladım? demiş. - Hiç, ne yapacağım, kuyruğunu çekmeye hazırlanıyorum dünyanın. - Bir sıkıntı mı var ? - Bir sıkıntı olsa mesele yok. Ne ev kirasını ödedik, ne bakkal borcunu, alacaklıların suratları, karının dırdırı, çocukların yalvaran bakışları... Sıkıldım yaşamaktan. Kocakarı: - Ben cadıyım, demiş. Vazgeç bu işten. Ev kirası bankaya yattı, bakkalın borcu ödendi, karın neşeyle seni bekliyor. Adam: - Ne olacak, demiş, bir dahaki aya yine aynı hikâye değil mi? Kocakarı: -Peki, açıktan bir de yüz bin liralık çek bulacaksın masa örtüsünün altında, demiş. Şimdi tamam mı? Adam duraklamış, korkuluğun ön tarafına geçmiş: - Niye yapıyorsun bunu bana? - Hiç, gençsin, yaşamak hakkın, onun için. Yalnız bir tek şey rica ediyorum senden, bu geceni benimle geçireceksin. Kabul etmiş adam ve gitmişler kocakarının kulübesine...  Gece öyle geçmiş, sabahleyin kocakarı yatağın ortasında pörsük göğüslerini sallayarak, yağlı, yapışık saçlarını tarıyormuş. Adamın ise midesi bulanıyor, yüreğini tarif edilmez bir pişmanlıkla iğrenme duygusu sıkıştırdıkça sıkıştırıyormuş. Olanları bitenleri şöyle bir hatırlamaya çalışmış. Bir teselli bulmak için: - Neyse, demiş, artık ev kirası da yok, bakkal borcu da; yüz bin liralık çek ise hazır. Kocakarı kahkahalarla gülmeye başlamış: - Ne, ne dedin bakayım? - Kurtuldum sayende sıkıntılardan, şimdi giyinecek, insan gibi, yaşamaya başlayacağım.   Kocakarı, saçlarının üzerinden traktör geçirir gibi hart diye çekmiş tarağı aşağıya: - İlahi evladım, diye sormuş, sen kaç yaşındasın? - Otuz sekiz civarı... - Bu yaşa gelmişsin bak. Hâlâ cadılara inanıyor musun?   Cadılara, Noel babalara inanmamak gerektiğini öğrenmeden göçüp gidiyoruz.... son söz:     Bir yıl dediğin nedir...? Güneş etrafında kat edilen 940 milyon kilometrecik!... Ne çabuk geçti değil mi ? Hiç bir şey anlamadık. Bi' de anlasaydık n'olurdu acaba?   Demek ki neymiş? Takvim zaman demek değilmiş. Bitiyor çünkü ve hiçbir şey olmuyor. Oysa zaman bitince varoluş kalmaz... Pagan kültüründen esinlenerek ortaya çıkarılan Noel kutlamalarının asıl önemi tarihsel mantığı değil, çok kazançlı bir iş olduğu…. Başka bir deyişle, ticari bir festival olarak icat edilmesi. Noel kutlamalarının  başından beri pazarlama amaçlı olduğu gerçeği.… Doğal afetler, savaşlar, terör eylemleri, yine dünyada olacak 2019'da. Bunu iyi bildikleri halde, insan insanlar mutluluk ve huzur dileyerek girecek yeni yıla yine. Insanı güçlü kılıp ileri götüren de durumunu yadsımasına yol açıp uyanışı ve değişimi geciktiren de aynı şey. Umut. Yeni yıl huzur versin. Umarım ve dilerim ki 2019 Yılı Türk Dünyasına , Ülkemize, Barış, Huzur ve  Mutluluk Getirsin..... Çocuklarımızın güzel günler göreceği nice mutlu ve umutlu yıllar olsun.... Varmak başka, erişmek bambaşka. Umut başka, kendini kandırmak bambaşka... Umut, yarındır...  Sessizce kırlır: Kalp, umut, hayal... Sağlıcakla kalın.. Yüreği "Berkehan" ve "Bilgehan  Deniz " Kadar temiz tüm insanların, günleri, gelecek yılları hep aydınlık olsun! Yüreklerindeki sevgi daim olsun! O.E. 30.12.2013 http://blog.radikal.com.tr/yasam/havai-fisek-gosterileri-altinda-kuresel-devsirme-eglence-ve-afazilik-9691  01.01. 2013  Not: Bir zamanlar Türkiye diye çokça  paylaşılan bu fotoğraf 8 Ocak 2002 tarihliymiş. Ne kadar güzel .. (*)(2013 'de yazılmış ancak günümüz için de geçerli yeni Yıla ilişkin bir deneme)  TÜRK-İŞ: Aralık 2018’de 4 kişilik bir ailenin: #AÇLIK SINIRI: Sağlıklı, dengeli & yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması 1.941 ₺'na  #YOKSULLUK SINIRI: Gıda+giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık vb. zorunlu diğer harcamalar ise 6.323 ₺'na yükseldi... (**) Endonezya'da bulunan Sumatra adası ve çevresindeki birkaç adada bulunan palmiye misk kedisinin kahveyi yemesi ve sonrasında dışkılaması sayesinde elde edilen ve yılda 380 kilo üretilebilen kopi luwak kahvesi 350 dolar ile 500 dolar arasında satılıyor O.E. 30.12.2013 http://blog.radikal.com.tr/yasam/havai-fisek-gosterileri-altinda-kuresel-devsirme-eglence-ve-afazilik-9691  01.01. 2013  Not: Bir zamanlar Kütahya diye çokça  paylaşılan bu fotoğraf 8 Ocak 2002 tarihliymiş. Ne kadar güzel .. (***) Fonksiyona indirgenmiş, araçsallaştırılmış bir beden işçisidir Dansöz (oryantal)    
Arkadaş Listem