Tüm Bilgi Paylaşımlarım

Akademisyenin Vasıfsız İnsan Kaynağına Dönüşümü

"Tmes2016|35. Türkiye Muhasebe Eğitimi Sempozyumu " nda bir öğretim üyesinin kulakları çınlasın... "Ne muhasebe dersi olsa verirmiş" "1 Mayıs" geride kalırken... Üniversitelerin geldiği nokta... “Ne Ders Olsa Veririz” Akademisyenin  Vasıfsız İnsan kaynağına Dönüşümü" "Hiçleşmenin Sistamatik Arka Planı" Akademik emeğin ve bilginin metalaşması Serbest piyasa ekonomisi,  kârı sürekli maksimize etmek için, mümkün olan her şeyi piyasaya sürme ve kendi birikim düzeneğine katma eğilimindedir . Bugün yeni olan şey, 20. yüzyılın son çeyreğinden beri, serbest piyasa ekonomisinin bu negatif seleksiyon etkisini nötür hale getirip pozif etkiye dönüştürecek olan alt yapının  genetik kodları da mutasyona uğratmıştır . 1980’ler de, serbest piyasa ekonomisin alt yapısında yaşanan değişim ve dönüşümün  arka planında, serbest piyasa ekonomisinde baş gösteren krizi aşmak için, emek esnekleştirilirken yeni teknolojileri kullanmak suretiyle üretimi talebe endekslenmiştir. Üretimin talebe endekslenmesi, yani emeğin piyasaya tâbi kılınması, ülke ekonomilerinin üst yapılarında ki kodlarında da değişme  neden olmuştur. Siyasi düzlemde, neoliberalizm sistemin üretim, örgütlenme ve revize bağlamındaki katılıklarının aşılmasını sağlayacak olan ve deregülasyon kisvesi altında sermayenin lehine re-regülasyon yapan neoliberal devlet modeli hayata geçirilmek suretiyle, sosyal devlet kazanımları aşama aşama geri çevrilmiştir. Sosyo-psikolojik düzlemde de, emeği kendi isteğiyle piyasanın gerektirdiği sınırsız çalışma düzenine girecek hâle getirebilmek için, çalışanın işle özdeşleşme derecesini azamiye çıkartacak ve merkezsiz otorite konsepti üzerine kurulu yeni bir işletme modeli hayata geçirilmiştir . Bu sayede, daha önce emeğin tümden metalaşmasının önünde duran siyasi ve psikolojik/zihinsel bariyerler, 25-30 yıllık bir süre zarfında büyük ölçüde bertaraf edilmiştir. bilgi toplumuna geçişin üretimin yapısında yol açtığı değişim ve 1980’lerin başından beri küresel çapta uygulamaya konan neoliberal politikalar, emeğin bütün türleri üzerinde aşındırıcı bir etki göstermiştir. Bu noktada, daha önceki dönemde piyasaya sunulmamış olan yaşamsal öğelerin de bugün artık metalaştığını söylerken, bunun, aynı zamanda, ister istemez, o ürünü ortaya koyan insan emeğini de serbest piyasa ekonomisinde ücretli emek ilişkisine sokması, yani onu da piyasada satışa çıkarılacak bir meta hâline gelmesine neden olmuştur.  Dolayısıyla, insan yaşamının tüm yönlerini piyasa koşullarına dâhil oluyorsa, insanın üretici gücü de o kadar çok alanda sermayenin tahakkümüne girmiş ve kendisine yabancılaşmıştır. Bu anlamda neolibaralizm, simgeler, bilgi, iletişim, duygulanım, arzu gibi maddi olmayan (immaterial) ilişkisel öğeleri serbest piyasa ekonomik süreçlerine sokarken, bunları üreten ve yeniden üretilmelerini sağlayan maddi olmayan emeği de (immaterial labor), ücretli emek ilişkisine sokmuştur.  Buradaki yabancılaşmanın ikili bir boyutu olduğunu söylemek mümkün. Birincisi, daha önce piyasa dışı ilişkilerin bir parçası olan hizmet, bakım, duygulanım, iletişim vb. temel toplumsal fonksiyonların metalaşmasıyla birlikte, artık bu işlevleri serbest piyasa ekonomi koşulları içerisinde yerine getirmek durumunda kalan emek biçimleri, aynı işlevleri, iş yaşamı dışında yerine getiremez hâle gelmesi kaçınılmaz olmuştur. Bu durum, yalnızca birincil yakınlıktaki ilişkilerin temel bazı işlevlerinden soyutlanarak erozyona uğramasına neden olmakla kalmamış. Bunun yanında ücretlendirilmemiş emeği, yani serbest piyasa ekonomisinin gereksindiği emek gücünün yeniden üretimini sağlaması bakımından sistem için elzem olan sistem-dışı bir mekanizmayı da saf dışı bırakmıştır..Birincinin sonucu olan ikinci bir yabancılaşma boyutu ise, sözü edilen bu ücretlendirilmemiş hizmetlerin artık onlara gereksinim duyan kişiler tarafından bizzat yerine getirilememesi nedeniyle, “dışarıdan” satın alınmak zorunda kalmasıdır. Böylece, önceden gönüllülük, karşılıklılık ve paylaşım esasına dayanarak ve (bireylerin, bu öğeleri kendi gereksinmeleri doğrultusunda, kendileri için üretmeleri anlamında) yabancılaşmamış bir emek tarafından gerçekleştirilen bu hizmetler de artık birer sektör ve piyasa ürünü hâline gelmiştir. İnsan yaşamının giderek daha fazla veçhesinin piyasaya intikal etmesiyle kastedilen de budur. 1980’lerden başlayarak, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin refah devleti kazanımlarının altı oyulmak suretiyle, piyasa ilişkileri tüm toplumsal alanlara nüfuz ederken, akademik/bilimsel üretim alanı da elbette bunun dışında  kal(a)mamıştır. Arzu, merak gibi kişisel itkilerle yapılagelmiş olan bilgi üretiminin de, aslen kolektif sorumluluğun alanına giren eğitimin de, artık kullanım değeri yerine piyasa değeri üzerinden tanımlanarak araçsallaştığı görülmektedir. Bu trend, sıklıkla, artık gündelik sohbetlerde bile kullanılır hâle gelmiş olan üniversitenin “şirketleşmesi” olgusu çerçevesinde ele alınır  olmuştur.Ancak “ticari üniversite”, “akademik kapitalizm” vb. sloganvari tanımlamalar, meselenin boyutlarıyla ilgili yüzeysel ve muğlak bir mefhum vermekten öteye gidemez. Bilimsel üretim ve eğitim kurumlarının piyasa kurallarıyla işlemeye başlamasını, yalnızca öğrencinin müşteri hâline gelmesinden öte, emeğin ve bilginin eşzamanlı metalaşması çerçevesinde ele alınması yadsınamz bir gerçektir.

Bilim Kurulu Üyesi Olduğumuz Uluslararası Konferans

Kongre Bilim Kurulu üyesi olduğumuz "Gelecek için Bilimsel Işbirliği 2016 Uluslararası Konferansı" http://scfcongress.com/ http://scfcongress.com/COMMITTEE-ipages-en23.cgi

Dünyanın En İyi Üniversiteleri ...

Dünyanın en iyi üniversiteleri sıralaması (2015): İlk beşte önemli değişiklikler var... https://www.timeshighereducation.com/…/worl…/2019005.article …https://www.timeshighereducation.com/news/world-reputation-rankings-2015-results/2019005.article  

“Okumak Çağırmaktır..“

Yazar "Okumak çağırmaktır..." diyor... http://m.bianet.org/…/154711-oku-kelimesinin-kokenine-yolcu… …
Arkadaş Listem