Tüm Bilgi Paylaşımlarım

“Yağmacı“ Dergi Yayınları Akademik Yükseltmelerde Kullanılamayacak

Üniversitelerarası Kurul (ÜAK), Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın önerisiyle para karşılığı yayın yaptığından "yağmacı" (predatory) adı verilen dergilerde yayımlanan bilimsel makalelerin, akademik yükseltmelerde dikkate alınmamasını kararlaştırdı. Türkiye, bu kararla dünya genelinde de hızla artan, akademik yükseltmeler için dergilerde para karşılığı yayımlanan makalelerin kullanılmasına "dur" diyen ilk ülkeler arasında yer aldı. Üniversitelerarası Kurulun kararına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Saraç, Türkiye'deki akademik yayınların sayısına bakıldığında bir sorun görünmediğini, asıl sorunun pek çok ülkede olduğu gibi yayınların niteliğinde olduğunu ifade etti. Bazı dergilerde yer bulan makalelerin, araştırmaların niteliğinin çok düşük olduğuna işaret eden Saraç, şu bilgileri verdi: "Bunun sebebi araştırıldığında 'yağmacı' şeklinde tanımlayabileceğimiz para karşılığı yayın yapan dergilerin giderek artması gösterilebilir. Aslında bu, bütün dünyada bir sıkıntı, bizim ülkemize has bir durum değil. Avrupa Üniversiteler Birliği de bunun üzerine çalışıyor fakat henüz alınmış bir kararları yok. Biz ilk defa bir karar aldık ve artık bu yağmacı dergilerdeki yayınların akademik yükseltmelerde kullanılmasına müsaade etmeyeceğiz. Üniversitelerarası Kurul da YÖK'ün önerisiyle bu kararı almış oldu. Bundan sonra açık ve net şekilde ifade ediyoruz ki yağmacı dergilerde yayın yapanlar, bu yayınlarını akademik yükseltmelerde kullanamayacak. Ancak yağmacı yayıncılık ile mücadeleyi YÖK'ün son zamanlarda önem verdiği açık erişim/açık bilim çalışmalarına zarar vermeden yürüteceğiz." - Konferanslar da mercek altında Saraç, yağmacı dergilerin yanında yağmacı konferanslar ve sempozyumları da mercek altına aldıklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bazı konferanslarda, para karşılığı çeşitli alanlarda sayısı beş yüzü hatta bini aşan bildiriler sunuluyor, çok farklı alanların hepsi bir yere toplanıyor. Bu uluslararası toplantılara, konferanslara evinizden de elektronik ortamda katılabiliyorsunuz, bazen katılmasanız da, doğrudan özetini de gönderseniz oluyor. Tabii bunların hepsi para karşılığı. Buna da 'dur' diyeceğiz. Bu bildiriler de atama ve yükseltmelerde kullanılamayacak. Bununla ilgili de bir düzenleme yapıyoruz. Akademik teşvik alınması için paralı kongreler düzenleniyor, dergiler çıkarılıyor. Bu, akademinin namusunu haleldar ediyor." - 5 rektör rapor sundu Söz konusu karar, YÖK Başkanı Saraç'ın önerisiyle ve ÜAK tarafından 5 üniversite rektöründen oluşan komisyonun hazırladığı rapor doğrultusunda alındı. Raporda, yayımlanmak üzere kabul edilen makalelerde, içeriğin özgün olmasını veya çalışmanın ilgili alana yüksek etki yapma potansiyeli barındırmasını beklemeyen ve yayımlanma şartı olarak yazarlardan ücret isteyen açık erişimli dergilerin, akademik camiada "yağmacı", "şaibeli" veya "predatör" olarak tanımlandığı vurgulandı. Bu dergilerin ana amacının olabildiğince çok makale yayımlayarak para kazanmak olduğuna dikkat çekilen raporda, "Bu amaç doğrultusunda yayımlanan makaleler nitelik, özgünlük ve etki açısından çok düşük bir standarda göre değerlendirilmekte, hızlı yayın yapma sözü ile yazarları çok sayıda makale sunmaya cezbedilmektedir." ifadelerine yer verildi. - "Yağmacı" dergilerin özellikleri belirlendi Raporda, "yağmacı" olarak tanımlanan dergilerin özelliklerine de yer verildi. Buna göre, bu tür dergilerin özelliklerinin "yayımlama için makale işleme ücreti (Article Processing Charge) ödenmesinin zorunlu tutulması", "makaleleri hızlı yayınlama sözü verilmesi ve yayınlanması", "ilan ettiği konu dışında veya birbiriyle ilgisi olmayan birçok farklı alanda makalelere yer verilmesi", "yayın ilkeleri açıklamasının eksik olması", "yayın ilkelerinde açıkça makalelerde özgünlük, önem ve etki aranmadığının belirtilmesi", "yayınlanan araştırmanın telif hakkını saklama veya koruma politikası olmaması" ve "hakem sürecinin gerçekçi işletilmemesi, hakem görüş ve önerilerinin yazar ile paylaşılmaması" olduğu belirtildi. Bu dergilerden ücret alınan fakat değerli ve akademik usule uygun yayın yapanlar ayrıca değerlendirilecek. - Türkiye'nin kararı dünyada ilkler arasında ÜAK'ın aldığı karar doğrultusunda, her akademisyen, akademik yükseltmelerde makalesinin şaibeli dergilerde yayımlanmadığına ilişkin yazılı beyanda bulunacak. Türkiye, YÖK Başkanı Saraç'ın isteği üzerine ÜAK tarafından alınan kararla, dünya genelinde, akademik yükseltmelerde ticari amaçla çıkarılan dergilerde para karşılığı yayımlanan makaleleri dikkate almayacak ilk ülkelerden olacak. - "Dünyada para karşılığı yapılan yayımlar hızla artıyor" Dünya genelinde son yıllarda akademik unvan almak isteyen akademisyenlerin hızla artmasına karşın, kapsamlı değerlendirmeler sonucunda makale yayımlayan dergi sayısında büyük bir değişiklik olmaması ücret karşılığı yayım yapan şaibeli dergilere talebi artırıyor. Şaibeli dergilerdeki yayınların birçoğunun bilimsel nitelik dahi taşımadığı görüşünü savunan uzmanlar tarafından, makalelerin, insanlığa yeni bilgiler sunması, bilime katkı sağlaması, ilgili alanına yenilik getiren çalışmalar olması gerektiği vurgulanıyor.   Kaynak:Anadolu Ajansı

İslam Medeniyeti Araştırmaları Dergisi (İmad) Yeni Sayı Yayımlandı

İMAD’ın akademik yolculuğunda yeni bir durağa daha ulaşmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 2014 yılında başlamış olduğumuz akademik yayın sürecinde ikinci cildin 3. sayısına ulaşmış bulunuyoruz.  Bu süre içerisinde akademik dergi olmanın gereklerini eksiksiz yerine getirmeyi kendisine hedef haline getirmiş olan İMAD’ın EBSCO’da taranması sonrası diğer indekslerde de taranma süreci devam etmektedir. Bu amaçla TR Dizin, İndeks Islamicus, Web of Sicience tarafından yakın zamanda başlatılan Emerging Sources Citation Indexte de taranma süreçleri devam etmektedir. İMAD’ın bu sayısında sekiz telif, bir kitap tanıtım yazısı bulunmaktadır. Fatih Semerci “Anadolu Selçuklu Medreselerinin Cephesel ve Mekânsal Kalite Analizi: Sivas Kenti Örneği” başlıklı yazısında Sivas’taki Gökmedrese, Burûciye Medresesi ve İzzeddin Keykâvus Dârüşşifâsı (Şifâiye Medresesi) örneğinde günümüze kadar ulaşan eserlerin özgünlük ve koruma değerleri tespit etmeye çalışmıştır. Sorumlu yazarlığını Ümit Aktı’nın yaptığı “Vicdani Zekâ Ölçeği: Geçerlilik Ve Güvenilirlik Çalışması” başlık yazı çok yazarlı olup yazıda,  insanın vicdani zekâsını ölçümleyecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu haliyle yazı alanda önemli bir konuyu gündeme getirmektedir. Nesibe Özmen ise “Türk Toplumunda Allah İmgesi: Bir Edebiyat Sosyolojisi Denemesi” başlıklı yazısında edebi eserlere yansıyan Allah imgesini  örneklerden yola çıkarak ele almaya çalışmıştır.  İlhami Günay “Ahterî’nin Eserlerinin Tefsir ve Kur’ân İlimleri Açısından Değerlendirilmesi” başlık yazısında çok yönlü bir Osmanlı âlimi olan Ahteri’nin eserlerini tefsir ve Kur’an ilimleri açısından incelemeye tabi tutmuştur. Kasım Kocaman da “Osmanlı Medrese Sistemini Etkileyen Faktörler” başlıklı yazısında Osmanlı medrese sisteminin işleyişinde etkili olan faktörleri medrese, müderris ve müderrislerin faaliyetleri boyutuyla ele almıştır. Ömer Faruk Erdoğan “Tehâfüt Eksenli Kelâm-Felsefe Tartışmalarında Nefislerin Bedenlere Tekrar İadesi Meselesi” başlıklı çalışmasında nefsin ölümden önce ve sonraki durumunu, dirilişin mahiyetini, bu konuda nakledilen üç yorumun değerlendirilmesini ve ruh göçünün geçersizliğini ele almıştır.  Gazzâlî ve İbn Sînâ’nın bu konudaki genel kanaati ortaya konulmaya çalışılmıştır. Hasan Özer ise “Ebû Saîd Muhammed Hâdimî’nin (V. 1176/1762) Hayatı ve Eserleri” başlık yazısında XVIII. yüzyılın Osmanlı Devleti’nin önde gelen âlim ve sufilerinden Ebû Saîd Muhammed el-Hâdimî’yi fakih, usûlcü ve sufi kimliği ile diğer yönleriyle ele almıştır. Ömer Ergül de yüksek lisan tezinde geliştirdiği “Dâvûd-i Karsî’nin Şerhu’l-Kasîdeti’n-Nûniyye Adlı Eseri Çerçevesinde Kelâmî Görüşleri” yazısında Dâvûd-i Karsî’nin kelami görüşlerini ortaya koymaya çalışmıştır. Son olarak “VI. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi (10-13 Mayıs 2017 Muş)” yazısı kongre tanıtım yazısı olup gelenekselleşen TLÇK’nın tanıtımı yapılmıştır. Bu arada hak edilmiş birkaç teşekkürü ifade etmek istiyorum. İlk olarak yazı ve ilgisiyle İMAD’a en büyük desteği veren siz değerli okuyucu ve yazarlarımıza teşekkür ediyorum. Yine yazıları yoğun mesaileri arasında değerlendirme nezaketinde bulunan hakemlerimize, her bir yazıyı titizlikle okuyup redakte eden redaktörlerimize, danışma  ve editörler kurulu üyelerimize, İMAD’ın diğer kurul üyelerine teşekkür ederim. Ayrıca maddi ve manevi desteklerini her zaman gördüğümüz İMAD’ın imtiyaz sahibi DPÜ İslami İlimler Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Halis AYDEMİR’e, bu süreçte yanımızda olan Dumlupınar Üniversitesi yönetimi ve personeline de teşekkür ederim. Bir sonraki sayıda buluşmak dileğiyle…                                                                                             Dr. Rifat TÜRKEL                                                                                               Baş Editör    

Gedizli Hafız Mehmed Efendi Paneli

Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve DPÜ İslam Medeniyeti Uygulama ve Araştırma Merkezi (DİMAM) şehrimizin tarihi ve kültürel dinamiklerini ve medeniyetimizin hafızası olan şehrin değerlerini bilimsel etkinliklerle tanıtmayı kendisine hedef edinmiştir. Bu hedefin bir sonucu olarak “Ahteri ve Dönemi”, “Ergun Çelebi ve Kütahya Mevleviliği” sempozyumları, Abdullah-ı İlâhi Paneli vb. bilimsel etkinlikler düzenleyerek kültür ve medeniyet değerlerimizin anlaşılmasına hizmet etmeyi çalışmıştır. Yine bu amacın bir neticesi olarak Kütahya’ya bağlı  Gediz’de doğmuş bir değeri tanıtmak ve akademik camianın dikkatine sunmak için  11 Haziran 2015 Perşembe günü “Gedizli Hafız Mehmed Efendi Paneli’” düzenliyoruz. Gedizli Mehmed Efendi (Gedûsî), 1752 yılında Gediz’de dünyaya gelir.  Baba ve anne tarafından ilimle meşgul bir ailede dünyaya gelen Gedûsî, şecere kütük kayıtlarına göre hem anne hem baba tarafından seyyiddir. Küçük yaşta babasını kaybeder. Hocasının ölümünden sonra akrabaları tarafından İstanbul’a götürülür. Burada hafızlığını tamamladıktan sonra ilim tahsiline başlar. Bir müddet sonra önce müderris yardımcısı (Muid) daha sonra çeşitli medreselere müderris olarak tayin edilir.  1791 yılında Karlova’nın Kubsi beldesinde hâkimlik görevine başlar ve çeşitli beldelerdeki naiblik (hakimlik) görevinin ardından askeri kassamlık görevinde bulunur. 1813’te Bağdat ve 1817’de Filibe kadılığına getirilir. 1826 yılında ise fetvâ eminliği görevine tayin edilir. 1836 yılında Anadolu Kazaskerliği payesi alan Gedûsî, 1837 yılında İstanbul’da vefat eder. Gedizli Mehmed Efendi aynı zaman­da velûd bir müelliftir. Fetvaların sade­leştirilmesi ve Türkçeleştirilmesi çalış­malarına bizzat katılmış, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması kararında aktif rol oynamıştır. Özellikle Bağdat kadılığı ve fetva eminliği dönemlerinde verimli te­lif çalışmaları yapmıştır. Tasavvufla da­ha yoğun olarak ilgilenmesi de bu döne­me rastlar. Ayrıca hat sanatında maha­ret sahibi olduğu ve birçok eseri istin­sah ettiği kaydedilmektedir. İşte düzenleyeceğimiz bu panelle; Osmanlı Devleti’nde önemli vazifelerde bulunmuş önemli bir ilim insanını tanıtmayı, geçmiş ve gelecek arasında kurulacak olan irtibatla genelde ilimizin özelde Gediz’in manevi değerlerine sahip çıkmayı, yaşatmayı ve bunların örnek alınmasını sağlamayı, Kütahya ve ilçelerinin kültürünün daha yakından tanınmasına katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Bu projemize maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen Sayın Gediz Belediye Başkanımız Dr. Mehmed Ali Saraoğlu’na, Gediz halkına teşekkür ederiz.     
Arkadaş Listem