Tüm Bilgi Paylaşımlarım

Üak‘tan Yağmacı/şaibeli Dergiler Hakkında Açıklama

Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı, yağmacı/şaibeli dergilerin doçentlik başvurusunda kullanımı ile ilgili kriterleri belirledi. Hatırlayacağınız üzere, Ekim-2019 dönemi doçentlik başvurularının başlamasına çok kısa bir süre kaldığından bahisle, doçentliğe başvuracak adaylardan yağmacı/şaibeli dergiler konusunda nasıl bir beyan alınacağı, uygulama ile ilgili sürecin bu dönemden itibaren nasıl işleyeceği ve resmi olarak netleştiyse yağmacı/şaibeli dergi kriterlerinin doçentlik müracaatları öncesinde kamuoyuna duyurulmasının büyük önem arz ettiğini 20 Eylül 2019 tarihinde gündeme getirmiştik. Bu bağlamda, 2019 Ekim Dönemi Doçentlik başvuruları için Üniversitelerarası Kurulca hazırlanan Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları dosyasında yer alan 44 üncü soruda hangi dergilerin Doçentlik Başvuru Şartlarında( Beyannamede) kullanılamayacağı açıklanmıştır. Buna göre; Yükseköğretim Kurulu'nun 07 Mart 2019 tarihli Genel Kurulunda alınan karar gereği, 07 MART 2019 SONRASI YAYIMLANMIŞ MAKALELER İÇİN GEÇERLİ OLMAK ÜZERE; Makale kabulünden sonra yayımlanması için yazardan ücret veya ek ücret talep eden dergiler (Yağmacı/Şaibeli Dergiler), bu ilişkinin bir çıkar çatışması içermesi nedeniyle doçentlik başvuru şartlarında (beyannamede) kullanılamayacaktır. Ancak özgeçmiş ve eserler listesine eklenecektir. Öte yandan, aşağıdaki belirtilen kriterlerdeki dergiler doçentlik başvuru şartlarında (beyannamede) kullanılabilir: . Makale başvurusu sırasında -kabul/red şartına bağlı olmaksızın- ücret alan dergiler, . Abonelik usulü ile çalıştığı halde ilgili makaleyi açık erişimli yapmak için ücret talep eden dergiler, Makale basımı sürecinde yazarlardan herhangi bir ücret talep etmeyen dergiler Son olarak, başvuruda beyan edilen makalenin yayımlandığı dergi, şeklen yukarıda belirtilen "beyannamede kullanılamaz dergiler" nitelemesine uymakla birlikte, ilgili derginin bu kapsamda değerlendirilmemesi gerektiğini iddia eden adaylar gerekçesini belirterek ilgili makaleyi beyan edebilecektir.

Akademisyenlere Aylık 5538 Lira Ödeme

ÖSYM Başkanlığında, soru hazırlama işinde görevlendirilecek personele ödenecek ücretler belirlendi. Buna göre, profesöre 40 bin, öğretmenlere ise 25 bin gösterge rakamı üzerinden her ay ek ödeme yapılacaktır. Bu gösterge rakamlarına göre, soru hazırlama işinde görev alacak profesör aylık 5.538 TL, öğretmenlere ise 3.461 TL ödenecek İşte 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun geçici 3 üncü maddesi Geçici Madde 3 - (Ek madde: 27.06.2019 - 7180 S.K/Madde 14) (1) 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 350 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sayısı onu geçmemek üzere Başkanlıkta soru hazırlamak üzere görevlendirilen yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanları ile Milli Eğitim Bakanlığında görevli öğretmenlere 31/12/2021 tarihine kadar, (40.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmeyecek tutarda her ay ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin tutarı ile usul ve esasları Cumhurbaşkanınca belirlenir.

Kurtlar Vadisi Akademi: Duygu-durumsal Bir Esaret

Üniversiteler, akademik aklın kurumsallaşması ve üretken hâle getirilmesi noktasında kurumsal misyona sahiptirler. Üniversitelerin bu misyonu hakkıyla icra edebilmesi, doğrudan akademik insan kaynağının niteliğiyle ilişkilidir. Bu yüzden bir sosyolojik entite olarak akademik camianın örgütlenişi, benimsemiş olduğu kültürel kodlar ve sahip olduğu davranış örüntüleri üzerinde zihin yormak gerekmektedir. Bu noktada, özerk bir toplumsal yapı olarak akademik camianın düşünce ve değer dünyalarına, üretmiş oldukları sivil kodlara, mesleki normlara ve eylem pratiklerine dair eleştirel bir içgörünün geliştirilmesi zorunludur. Bu özerk topluluğun kendi bünyesinde etkileşimler üzerinden ürettiği toplumlaşma biçimlerinin irdelenmesi icap ediyor. Bütün bu irdeleyici çabalar, akademik camiamızın yüzleşmekte olduğu organik yapısal sorunların tespiti/tahlili açısından önem arz etmektedir. Bu tespitler/tahliller, akademik dünyanın kendisine ayna tutma imkânı var etmesi açısından da kıymetlidir. Akademi dünyamız, bizatihi akademik işin anlam/değer yitimine uğramasından ötürü, ne yazık ki derin bir entelektüel çoraklaşma, özgüven yitimi ve düşünsel yetmezlik duygusuna düçar olmaktadır. Bu durumun ortaya çıkmasında, dünya ölçeğinde akademiyi belirli ölçülerde esir alan küresel üniversite mitinin yıkıcı rüzgârlarının da etkisi olduğu ifade edilebilir. Akademisyen kendisini teori ile pratik, değer ile çıkar, gelenek ile modernite, statüsel kimlik ile akademik kimlik arasında salınan varoluşsal bir gerilim içerisinde bulmaktadır. Bu durum akademik camiayı, derin kopuşların ve ikilemlerin yıkıcılığı karşısında çaresiz bırakmaktadır. Söz konusu kopuşlar, akademinin düşünce ve değer dünyasını besleyecek damarların kurumasına yol açmaktadır. Yetersiz bir içgörü ve kifayetsiz bir fikir iklimi salgın bir hastalık gibi bütün akademik bünyeyi sarmaktadır. Bu iklimi besleyen temel yıkıcı etmenlerden birisini de haset ve kıskançlık duygusu oluşturmaktadır. Akademi dünyamız, düşünsel zenginlik ve verimliliğin temini açısından akranlar arasında dayanışmayı ve akademik iş ortaklığını gerekli kılmaktadır. Ancak haset ve kıskançlık duygularının girdabına sürüklenmiş akademik insan kaynağımız sahici bir bilim geleneği üretebilecek bir ortaklaşmayı mümkün kılmamaktadır. Sistematik biçimde üretilen yadsıyıcı ilişki ağları ve çarpık kültürel zemin, akademide haset duygusunu beslemektedir. Kendisinin sahip olmadığı nitelik ve yetkinlikler üzerinden akranını/meslektaşını haset etme duygusu, akademide etik bir körelmeye yol açmaktadır. Kuşkusuz, akademinin araştırma veya bilgi üretme mekanizması, epistemik cemaatleşmeyi ve kolektif bir çabayı gerektirmektedir. Ancak haset etme duygusu, irrasyonel biçimde var olanı yok sayma, değersizleştirme, görmemezlikten gelme veya aldatıcı referanslama pratiklerine yol açmaktadır. Hâlbuki bilgisel gelişim ancak, yatay bir ilişki düzeneğinde kurulacak olan bilgi/bilim topluluğu marifetiyle mümkün olabilir. Bu yüzden, akademik camianın bünyesel anlamda birbirini besleyen bir davranış kültürüne ve kodlarına sahip olması gerekmektedir. Bu patolojik duygu durumu, üniversite bünyesindeki akademik birimlerin gelişimini de sekteye uğratmaktadır. İlgili birimlerde görevli/sorumlu akademisyenlerin bilimsel kaygı düzeyleri tayin edici olmaktadır. Bu birimlerde sorumlu olan akademisyenlerin kimi zaman temellük edici tutumları, ilgili akademik birimlerin güdükleşmesine yol açmaktadır. Bu duygu durumunu besleyen temel etkenlerden birisini, özgüven eksikliği ve kifayetsizlik hissi oluşturmaktadır. Akademisyenliğin bilgi merkezli bir iktidar alanı olarak değil de idari ve/ya statüsel bir otorite aygıtı olarak görülmesi bu patolojik hâlin sürmesine yol açmaktadır. Kimi zaman kadro tahsislerindeki yıkıcı rekabet koşulları da bu durumu teşvik etmektedir. Akademik titrlerin, idari statülerin, görece tanınırlılığı yüksek olan üniversitelere mensubiyetin gölgesinde barınmak zihinsel ataletin doğurduğu yetersizliği örtmek için kullanılmaktadır. Bu durum, akademinin duygu-durumsal anlamda dumura uğramasına yol açmakta ve üretken bir akademik aklın yeşermesini imkânsızlaştırmaktadır. Akademi dünyamız kuşkusuz, kendisini kısırlaştıran bu hastalıklı hâlden arınabilmenin iç dinamiklerini ve davranış kodlarını üretebilecek bir olgunluktadır. Bu noktada akademik camiamız, liyakat merkezli bir kurumsal alenileşme saikiyle sahih bir ethos geliştirmek durumundadır. Aksi hâlde bu çoraklaşma, tüm akademik bünyeyi saracaktır. Prof. Dr. Muharrem Kılıç'ın 16.10.2016 tarihli yazısı...

Rektörden Tebdil-i Kıyafet Denetim

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Rektörü Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir, ‘hasta bakılmıyor’ şikayeti üzerine hasta kılığına girerek gittiği Kuşadası International Dent Care diş polikliniğini kapattı. Şikayetler üzerine tebdil-i kıyafet denetime çıkan Aldemir, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Rektörü Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir, polikliniğe gittiğinde doktor ve çalışanların, ‘Hasta bakmıyoruz, doktorlar izinli, başka hastaneye gidin’ demesi üzerine rektör olduğunu açıklayarak hastaneyi kapattı. Muayene olmak isteyen rektörü elinde sigara ile karşılayan personel, “Muayene olamazsınız, doktor yok, başka hastaneye gidin” dedi. Personel, rektör “Doktor ne zaman gelecek. Dişim ağrıyor” diye üsteleyince, “Neden bu kadar çok soru soruyorsunuz? Başka hastaneye gidin, doktorlar izinli. Bir aydır doktor yok” diyerek onu tersledi. ‘VATANDAŞIN MAĞDUR EDİLMESİNE VE İSRAFA KARŞIYIM’ Vatandaşın mağdur edilmesine ve devletin israfa uğramasına karşı olduğunu söyleyen rektör Aldemir, “Şikayetler üzerine hastaneye gittim. Görevliler, muayene olmadığını, doktorların izinli olduğunu belirterek başka hastaneye gitmemi istedi. Ben de ‘Siz niye buradasınız o zaman’ dedim” ifadesini kullandı. Çalışanların davranışlarının laubali olduğunu belirten Aldemir şöyle devam etti: “Üç katlı binanın klimaları da çalışıyordu. İsraf olduğunu ve hastalara saygısızlık yapıldığına karar verdim. Kapattık orayı. Rektör olduğumu da söyledim. Yeni doktorlarla en kısa zamanda açacağız.” Aldemir, Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi Başhekimiyle görüşerek kendisini tedavi etmeyen, tersleyen ve laubali davranan poliklinik çalışanlarının başka yere kaydırılması ve Kuşadası’nda polikliniğin kapatılması yönünde talimat verdi. ‘HASTA BAKMAYAN VE LAUBALİ DAVRANAN PERSONELİ AFFETMEM’ Aldemir, vatandaşa nasıl davranıldığını ve sistemin nasıl aksadığını gördüğünü vurgulayarak şunları söyledi: “Hasta bakmayan ve laubali davranan personeli affetmem. Bir aydır hasta bakılmıyor, ama o personel her gün orada. Klima çalışıyor, elektrik yanıyor. Hastaya hizmet vermeyen bir yeri kapattık. Beni tanımamaları çok önemli değil. Önemli olan hasta bakmamaları ve davranış şekilleri.

Ösym, Akademisyenlere Soru Hazırlama Ücreti Ödeyecek

Bugün yayımlanan kanuni düzenleme ile ÖSYM tarafından gerçekleştirilen sınavlar için hazırlanan sorularda görev alan öğretmen ve akademisyenlere soru hazırlama ücreti ödenebilecek! 7180 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 05 Temmuz 2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Söz konusu kanunun 14 üncü maddesi ile 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanuna aşağıdaki hüküm eklenmiştir. "4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 350 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sayısı onu geçmemek üzere Başkanlıkta soru hazırlamak üzere görevlendirilen yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanları ile Milli Eğitim Bakanlığında görevli öğretmenlere 31/12/2021 tarihine kadar, (40.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmeyecek tutarda her ay ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin tutarı ile usul ve esasları Cumhurbaşkanınca belirlenir." Bu düzenleme çerçevesinde, ÖSYM tarafından gerçekleştirilen sınavlarda soru hazırlamak üzere görevlendirilen akademik personel ile Milli Eğitim Bakanlığında görevli öğretmenlere 40.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısını geçmeyecek tutarda ödeme yapılabilecek. (Bugün itibarıyla 40000*0,138459=5,538,36 aşmayacak tutarda)
Arkadaş Listem