
Simav Fay Zonu'nun en batı ucundaki parçası olan Sındırgı Fayı'nda meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki deprem, normal fay üzerinde gerçekleşmiştir. Üretebileceği maksimum deprem büyüklüğünün 6,89 olduğu değerlendirilen bu hattın 6,1 lik bir depremle bir bölümünün enerjisini boşalttığını ve artçılarıyla enerjinin sönümlenerek devam edeceğini öngörebiliriz. 5 büyüklüğüne erişebilecek artçılar söz konusu olabileceğinden hasarlı ya da sağlamlığı yönünden kuşkulu binalardan uzak durulması yerinde olacaktır. Bölge halkına geçmiş olsun...
Simav Fay Zonu'nun en batı ucundaki parçası olan Sındırgı Fayı'nda meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki deprem, normal fay üzerinde gerçekleşmiştir. Üretebileceği maksimum deprem büyüklüğünün 6,89 olduğu değerlendirilen bu hattın 6,1 lik bir depremle bir bölümünün enerjisini boşalttığını ve artçılarıyla enerjinin sönümlenerek devam edeceğini öngörebiliriz. 5 büyüklüğüne erişebilecek artçılar söz konusu olabileceğinden hasarlı ya da sağlamlığı yönünden kuşkulu binalardan uzak durulması yerinde olacaktır. Bölge halkına geçmiş olsun...
GÜNCELLEME
(15.08.2025)
Öncelikle yaşamını yitiren büyüğümüze Allah'tan rahmet kederli ailesine başsağlığı dilerim. Yaralı olarak kurtulanlara da acil şifalar... Elbette hiç kaybımız olmasın isterdik. Depremde 675’i konut, 70’i iş yeri, 86’sı ahır ve depo olmak üzere toplam 831 bağımsız bölümün ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edildiği açıklandı. Bu hasar yaklaşık 8 şiddetinde bir etki demek. Oysa 8,8 büyüklüğündeki Kamçatka depreminde de bir can kaybı olmuştu. Bu depremin şiddeti ise 5 gibi oldu yanılmıyorsam. Ve tusunami etkisini saymazsak fazla hasar da yok. Tıpkı 1952 deki 9 büyüklüğündeki depremde olduğu gibi. Elbette tektonik ve jeolojik koşullar çok farklı ama yine de yapı kalitemizin ne denli kötü olduğunun bilimsel başka bir ifadesidir bu can kaybı ve rakamlar...
10 Ağustos tarihli ana şoktan sonra meydana gelen yaklaşık 2500 depremin dağılımına bakıldığında büyük çoğunluğunun Simav Fay Zonu güneyinde gerçekleştiği görülmektedir. Bu dağılımın bize anlatıkları şunlar olabilir;
Öncelikle Simav Fay Zonu yüksek olasılıkla kuzeye eğimli normal faylardan oluşan bir fay zonu olduğundan (Farklı bir görüş doğrultu atımlı olduğunu savunmaktadır), artçıların da fay zonunun kuzeyinde gözlenmesi beklenir. Oysa durum bunun tersinedir. Bu farklılığın nedenini anlamak için ana şoktan sonra meydana gelen depremler detaylı incelendiğinde bazılarının odak mekanizma çözümleri (AFAD) beklendiği üzere normal fay mekanizması ile ilişkilidir (yani hiç bir şekilde doğrultu atımla ilişkilendirilemez). Normal fay karakteri sunan bu faylar;
1-Simav Fay Zonu ile benzeri karakterli olmakla birlikte daha güneyde, diri fay haritasında bulunmayan başka faylar üzerinde meydana geliyor olabilir.
2-Güneye eğimli düşük açılı Düvertepe Fay Zonu'nda meydana gelen bir ana şokun artçıları olabilir ki bu mümkün değildir. Çünkü hem fay karakteri hem de deprem derinlikleri bu ihtimali desteklememektedir.
Bunun yanında deprem kümesindeki bazı sarsıntıların ise doğrultu atımlı faylar tarafından üretildiği anlaşılmaktadır. Ancak bunlar K-G doğrultulu olup Simav Fay Zonu ile ilişkilendirilemez. Yani bu depremlerden bazıları ana şoku oluşturan ve/veya benzeri faylardan tamamen farklıdır. Dolayısıyla bu kümelenme içerisindeki depremlerin tümü artçı deprem statüsünde değerlendirilemez.
Yani bu faylar (ana şokun ardından Simav Fay Zonu güneyinde bulunup diri fay haritasında çizili olmayan ancak ana şok sonrası tetiklenerek deprem üreten faylar) Simav Fay Zonun'ndan bağımsız deprem üreten küçük boyutlu yaklaşık K-G doğrultulu faylar olmalıdır. Bu nedenle hem ana şok sonrası artçılar hem de bu tetiklenmiş faylar nedeniyle bölgedeki ana şok sonrası deprem etkinliği olağandan daha uzun sürebilir.
Ayrıca, Sındırgı depremi ana şokundan sonra hem Gelenbe ve Düvertepe Fayları'nda, hem Akhisar dolaylarında hem de Hisarcık doğusunda bazı depremlerin meydana gelmeye başladığı gözlenmiştir. Bu depremler, söz konusu alanlarda stress birikiminin ya da kabukta stress aktarımının sonuçları olarak yorumlanabilir. Müstakil başka depremlere yol açabilirler.
Simav Fayı'nın en uzun ve en büyük olası deprem üretme potansiyeline sahip segmenti olan Çaysimav Segmenti üzerinde bir deprem etkinliği söz konusu olmayıp, Sındırgı depremlerinin bu hatta bir stress yüklemediğini düşündürmektedir. Dolayısıyla birkaç hafta içerisinde tetiklemeli bir deprem potansiyeli görünmemektedir.
Bilgiler bilimsel temele dayanmakla birlikte, bilimin henüz bir depremin ne zaman olacağı sorusuna (gün, saat ve büyüklük vererek) yanıt veremediği de unutulmamalıdır. Dolayısıyla yapabileceğimiz en iyi şey bir deprem ülkesi olduğumuzu ve depremlerin günlük hayatımızın bir parçası olması gerekliliğini unutmadan bilinçli ve tedbirli davranmaktır. En büyük artçının henüz 5 büyüklüğüne erişmediği ve erişme ihtimalinin yüksekliği de dikkatlerden kaçmamalıdır.
Varsa bilinçli bireyler, dönüşmez afete depremler...