Tüm Bilgi Paylaşımlarım

Simav, Akdeniz (Girit) ve Japonya Depremleri ile Hürmüz Boğazı

Her gün, hatta günün farklı saatlerinde birkaç farklı mekanda deprem haberleri duyuyoruz. Birkaç gün önce Simav ile ilgili konuştuk AA muhabiri Muharrem CİN bey ile. Kütahya'dan da hissedilen 4,8 büyüklüğündeki Simav kuzeyindeki deprem elbette tedirginliğe neden olmuş, gayet normal, kim hissetse tedirgin olur. Ama depremlerin meydana gelişi de bir o kadar normal. Çünkü Dünyamız dinamik, yani canlı. İç kuvvetleri çeşitli hareketlenmelere, onlar da çeşitli yerlerde çeşitli büyüklükte depremlere neden oluyor. Bir kısmını hissetmiyoruz dahi, ama baksanız her gün onlarca deprem yaşanıyor yakınlarımızda ya da uzak coğrafyalarda... Bunlardan bazıları Ege-Akdeniz kesişiminde meydana geliyor mesela bir süredir. Çünkü Afrika levhası adını verdiğimiz ve yaklaşık kuzeye doğru hareket eden blok, Anadolu levhası adını verdiğimiz ve bizim de üzerinde yaşadığımız bloğun altına dalıyor. Hem de milyonlarca yıldır. Bir süre sonra Akdeniz kapanacak bu nedenle... Bu hareket zaman zaman depremlerle kendini hissettiriyor. Bazen küçük bazen büyük. Kıbrıs'a doğru devam eden oradan da Bitlis-Zagros bindirme kuşağı ile Anadolu topraklarını terkeden bir sistem sözünü ettiğimiz. Ölüdeniz Fay Zonu'nun da devreye girdiği bir büyük ve karmaşık sistem hem de. Şekilde, tüm bu faylar nedeniyle yaşanan hareketliliği oklarla takip edebilirsiniz. Oklar üzerlerinde bulunduğu alanların hangi yönde ve hangi hızda (uzun ok daha hızlı) hareket ettiğini gösteriyor. Bitlis-Zagros demişken Zagros kelimesini son zamanlarda sıkça duyan vardır sanırım okuyucular arasında. İran'daki sıradağların ismidir çünkü. Hürmüz boğazı ve batı/kuzeybatısında aniden yükselen dağlar vs tüm bu sistemin bir parçasıdır... Bu hat boyunca da sık sık depremler olur, işte bu nedenlerle... Bir de bugün bir haber gördü belki bazıları, Japonya'da bir deprem ve arkasından tsunami uyarısı içerikli... Buna göre; Japonya'nın kuzeydoğu açıklarında 7,4 büyüklüğünde deprem meydana geldiği duyuruldu. Revize edilen değerle 7,7 büyüklüğündeki bu deprem 10 km derinlikte ve kıyı şeridine yaklaşık 100 km uzaklıkta meydana gelmiş. Beraberinde tsunami uyarısı verildi. Japonya Meteoroloji Ajansı (JMA), tsunami dalgalarının kuzey kıyı şeridine kısa süre içinde ulaşabileceğini ifade ederek, dalgaların tekrar tekrar vurabileceğini, özellikle de Iwate, Aomori ve Hokkaido bölgelerinde 3 metreye ulaşabileceğini duyurdu. Peki Japonya'da neden sık ve büyük depremler oluyor? Çünkü Japonya ve çevresi, Pasifik, Filipin, Avrasya ve Kuzey Amerika levhaları olmak üzere dört ayrı levhanın kesişim alanında yer alır. Yani yukarıdaki tarifimizden anlaşılacağı üzere burada da hareketli yerkabuğu parçalarından (levha) var hem de çokça... Burada da bazıları diğerlerinin altına dalıyor. Büyük miktardaki düşey yönlü yerdeğiştirmeler nedeniyle de kabuğun üzerindeki su kütlesi tsunami adını verdiğimiz dev deprem dalgalarını oluşturuyor... Umarız can kaybı yaşanmamıştır ve 11 Mart 2011'de meydana gelen 9.0 büyüklüğündeki Tōhoku depremi ve ardından oluşan tsunaminin Fukushima Daiichi Nükleer Santrali'nde meydana getirdiği gibi felaketler yeniden yaşanmaz.  Aşağıdaki linkler Simav depremlerine ilişkin son röportaja ve ilişkili bazı haberlere aitttir. Herkese depremsiz günler... https://www.aa.com.tr/tr/gundem/simavda-son-bir-yilda-yaklasik-5-bin-500-deprem-meydana-geldi/3907481 https://www.trthaber.com/haber/turkiye/simavda-son-bir-yilda-yaklasik-5-bin-500-deprem-meydana-geldi-941863.html https://www.instagram.com/reel/DXMsMg_jJL3/ https://www.aksam.com.tr/guncel/simavda-deprem-firtinasi-uzman-isimden-kritik-uyari/haber-1659279 https://www.karar.com/sehir-haberleri/uzman-isim-bolgeyi-isaret-ederek-uyardi-son-1-yilda-5-bin-500-deprem-2042759 https://www.evrensel.net/haber/5979891/simavda-bir-yilda-5-bin-500-deprem-kaydedildi-bolge-yakindan-takip-edilmeli https://www.haberturk.com/yerel-haberler/kutahya-haberleri/simavda-son-bir-yilda-yaklasik-5-bin-500-deprem-meydana-geldi-41119310 Şekil: https://www.facebook.com/photo/?fbid=1610487389942269&set=a.100947630896260 den alınmıştır.

1-7 Mart Deprem Haftası

1-7 Mart Deprem Haftası: Dirençli Şehirler, Güvenli Yarınlar Deprem bir doğa olayıdır; onu felakete dönüştüren ise hazırlıksız olmaktır. Deprem dirençli kentler ve bilinçli bir toplum için şu 11 adımı hayatımızın merkezine alalım: 1. Doğru Zemin, Bilimsel Yerleşim Yeni yerleşim alanları belirlenirken mikro-bölgeleme çalışmaları esas alınmalı; zayıf zeminli, diri fay hattı üzerindeki ve sıvılaşma riski taşıyan alanlar belirlenmeli buralarda iskandan kaçınılmalıdır. 2. Mühendislikte Sıfır Taviz Yapılar; modern deprem yönetmeliklerine uygun, tam zamanlı denetim gören ve kaliteli mühendislik hizmeti almış projelerle inşa edilmelidir. "Doğru mühendislik hizmeti almamış" her yapı, potansiyel bir risk alanıdır. 3. Mevcut Yapı Stokunun Dönüşümü Özellikle 2000 yılı öncesi yapılan binalardan başlayarak, tüm yapıların Deprem Performans Analizleri vakit kaybetmeden yaptırılmalıdır. Dayanıksız olduğu tespit edilen yapılar ya kentsel dönüşümle yenilenmeli ya da ivedilikle güçlendirilmelidir. 4. Riskli Alanlardan Uzaklaşma Aşırı eğimli yamaçlar, alüvyon dolgu alanları ve yeraltı su seviyesinin yüksek olduğu bölgelerde yapılaşmadan kaçınılmalıdır. Mevcut yerleşimlerde ise bu risklere karşı ilave zemin iyileştirme sistemleri uygulanmalıdır. 5. Finansal Güvence: DASK ve Özel Sigortalar Olası bir sarsıntı sonrası maddi kayıpları minimize etmek ve hayatın normalleşmesini hızlandırmak için Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) ve konut sigortaları her yıl düzenli olarak yenilenmelidir. 6. İç Mekan Güvenliği (Yapısal Olmayan Riskler) Sarsıntı anındaki yaralanmaların büyük çoğunluğu devrilen eşyalardan kaynaklanır. Gardırop, kitaplık ve beyaz eşyalar L-braketler ile duvara sabitlenmelidir. Ağır eşyalar alt raflara, yataklar pencere kenarlarından uzağa konumlandırılmalıdır. 7. Akıllı Tesisat Sistemleri Deprem sonrası çıkabilecek yangın ve su baskınlarını önlemek için; sarsıntı duyarlı otomatik gaz kesme valfleri, yangın algılama sistemleri ve kaçak akım röleleri mutlaka tesis edilmelidir. 8. Engelsiz Tahliye Koridorları Bina girişleri, merdiven boşlukları ve yangın merdivenleri; bisiklet, bebek arabası veya saksı gibi tahliyeyi engelleyecek eşyalardan temizlenmelidir. Karanlıkta tahliyeyi kolaylaştıracak fotoselli acil durum aydınlatmaları çalışır durumda tutulmalıdır. 9. Doğru Refleks: Çök-Kapan-Tutun Okul, iş yeri ve ev gibi sık bulunduğumuz mekanlarda güvenli noktalar (sağlam bir koltuk veya baza yanı gibi) belirlenmelidir. Deprem anında panikle kaçmak yerine bu noktalarda "Çök-Kapan-Tutun" hareketi uygulanmalı, sarsıntı bitince önceden planlanan rotadan tahliye gerçekleştirilmelidir. 10. İletişim Planı ve Bölge Dışı Bağlantı Deprem sonrası hatlardaki yoğunluğu önlemek için SMS veya internet tabanlı uygulamalar (AFAD Acil Çağrı vb.) tercih edilmelidir. Aile bireyleriyle şehir içi ve şehir dışı buluşma noktaları önceden netleştirilmelidir. 11. Dijital Yedekleme ve Acil Durum Çantası Kimlik, tapu, ruhsat ve sağlık belgelerinin fotokopileri hazırlanmalı; bu belgelerin birer örneği bulut sistemlerde (dijital ortamda) yedeklenmeli veya bölge dışındaki bir yakına gönderilmelidir. İçinde en az 72 saat yetecek malzeme bulunan bir Deprem Çantası her an ulaşılabilir olmalıdır. Unutmayalım: Şehirlerimizi depreme dirençli hale getirmek bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur.

6 Şubat Dersleri: Depremi Bekleme, Tedbiri Erteleme

6 Şubat 2023'ün yıldönümünde, ardı ardına gerçekleşen iki büyük depremde kaybettiğimiz 53.537 canımızı rahmetle anıyorum.  Uzuv kaybı yaşayan, kurtulan ve hayata tutunmaya çalışan on binlerce vatandaşımızı, verdikleri zorlu hayat mücadelesi nedeniyle saygıyla selamlıyorum. Onların yaşadığı zorluklar, "tedbir" kelimesinin ne kadar hayati olduğunun en somut kanıtıdır. Depremler bu coğrafyanın jeolojik zorunluluğudur, engel olamayız. Yani ne kadar istemesek te benzeri depremler gelecekte de bu coğrafyada tekraren gerçekleşecek. Bir jeoloji mühendisi olarak hatırlatıyorum: Depremlerden çok, zemin özelliklerine uygun yapılmayan, doğru mühendislik hizmeti almamış binalar, ihmaller ölüme sebebiyet veriyor. Başkalarından beklemeyelim; yaşam alanlarımızın güvenliğini sorgulayalım. İleride "keşke" dememek için, afet bilinçli bir toplum ve afet dirençli kentler için bugün harekete geçelim...

27.10.2025 Sındırgı Depremi (6.1)

Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde dün gece saat 22.48'de 6,1 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş olup sayısı 250 ye yaklaşan artçı sarsıntılar devam etmektedir.Bunların büyüklükleri 5 -  5,2 ye ulaşabilir. 10 Ağustos sonrası alınmış tedbirler sayesinde can kaybının yaşanmamış olması son derece memnuniyet vericidir. Yöre halkına ve ülkemize geçmiş olsun.    Simav Fay Zonu'nun Sındırgı segmenti 5km güneyinde bulunan merkez üssü (Bayraklı-Ilıca arası), depremin bu fay zonu ile ilişkisinin bulunmadığını göstermektedir. Geçmişte yapılmış çalışmalarda bu alanda bir diri fay varlığı da söz konusu değildir. Odak mekanizma çözümlerine göre bu depremi üreten fayın, karakter, geometri ve mekanizmasın Simav Fay Zonu ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Son derece sığ bir derinlikte (5,99km) meydana gelen deprem bu nedenle İstanbul, İzmir, Bursa, Kütahya gibi pek çok yerleşim yerinden hissedilmiştir. Son dönemde zaten pek çok depremle sarsılan bölgede ikinci 6.1 lik depremdir. Güçlü deprem sınıfında olup öncekilerden bağımsız bir depremdir. Bu depremi de dahil edersek depremlerin güneydoğuya doğru göç etme eğiliminde olduğunu düşündüren belirtiler söz konusudur. Kabukta meydana gelen yeni faylanmalarla (ya da var olan eski fayların reaktive olmasıyla) ilişkili olabileceğini değerlendirmekteyim. Konu multidisipliner araştırmaya muhtaç olup artçıların devam edeceği söylenebilir. Ayrıca depremin yaklaşan Marmara Denizi depremi ile bir ilgisi bulunmayıp, herhangi bir tetikleme vs söz konusu olamaz. Tekrar herkese geçmiş olsun dileklerimi sunar, afet dirençli yaşam tarzına bir an önce geçmemiz gerektiğini de paylaşmak isterim... NOT: Şekilde 2025 yılı başından bu yana gerçekleşmiş magnitüdü 4'ten büyük depremler görülmektedir.

13 Ekim Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü

13 Ekim Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 44/236 ve 56/195 sayılı kararıyla 13 Ekim 1989’da “ULUSLARARASI AFET RİSKLERİNİ AZALTMA GÜNÜ” olarak belirlenmiş olup, her yıl yeni bir tema ile anılmaktadır. 2025 yılı teması “AFETLERE DEĞİL, DİRENÇLİLİĞE YATIRIM” olarak belirlenmiştir.  Afet bilinçli bireylerle, afet dirençli kentlere...