Tüm Bilgi Paylaşımlarım

1-7 Mart Deprem Haftası

1-7 Mart Deprem Haftası: Dirençli Şehirler, Güvenli Yarınlar Deprem bir doğa olayıdır; onu felakete dönüştüren ise hazırlıksız olmaktır. Deprem dirençli kentler ve bilinçli bir toplum için şu 11 adımı hayatımızın merkezine alalım: 1. Doğru Zemin, Bilimsel Yerleşim Yeni yerleşim alanları belirlenirken mikro-bölgeleme çalışmaları esas alınmalı; zayıf zeminli, diri fay hattı üzerindeki ve sıvılaşma riski taşıyan alanlar belirlenmeli buralarda iskandan kaçınılmalıdır. 2. Mühendislikte Sıfır Taviz Yapılar; modern deprem yönetmeliklerine uygun, tam zamanlı denetim gören ve kaliteli mühendislik hizmeti almış projelerle inşa edilmelidir. "Doğru mühendislik hizmeti almamış" her yapı, potansiyel bir risk alanıdır. 3. Mevcut Yapı Stokunun Dönüşümü Özellikle 2000 yılı öncesi yapılan binalardan başlayarak, tüm yapıların Deprem Performans Analizleri vakit kaybetmeden yaptırılmalıdır. Dayanıksız olduğu tespit edilen yapılar ya kentsel dönüşümle yenilenmeli ya da ivedilikle güçlendirilmelidir. 4. Riskli Alanlardan Uzaklaşma Aşırı eğimli yamaçlar, alüvyon dolgu alanları ve yeraltı su seviyesinin yüksek olduğu bölgelerde yapılaşmadan kaçınılmalıdır. Mevcut yerleşimlerde ise bu risklere karşı ilave zemin iyileştirme sistemleri uygulanmalıdır. 5. Finansal Güvence: DASK ve Özel Sigortalar Olası bir sarsıntı sonrası maddi kayıpları minimize etmek ve hayatın normalleşmesini hızlandırmak için Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) ve konut sigortaları her yıl düzenli olarak yenilenmelidir. 6. İç Mekan Güvenliği (Yapısal Olmayan Riskler) Sarsıntı anındaki yaralanmaların büyük çoğunluğu devrilen eşyalardan kaynaklanır. Gardırop, kitaplık ve beyaz eşyalar L-braketler ile duvara sabitlenmelidir. Ağır eşyalar alt raflara, yataklar pencere kenarlarından uzağa konumlandırılmalıdır. 7. Akıllı Tesisat Sistemleri Deprem sonrası çıkabilecek yangın ve su baskınlarını önlemek için; sarsıntı duyarlı otomatik gaz kesme valfleri, yangın algılama sistemleri ve kaçak akım röleleri mutlaka tesis edilmelidir. 8. Engelsiz Tahliye Koridorları Bina girişleri, merdiven boşlukları ve yangın merdivenleri; bisiklet, bebek arabası veya saksı gibi tahliyeyi engelleyecek eşyalardan temizlenmelidir. Karanlıkta tahliyeyi kolaylaştıracak fotoselli acil durum aydınlatmaları çalışır durumda tutulmalıdır. 9. Doğru Refleks: Çök-Kapan-Tutun Okul, iş yeri ve ev gibi sık bulunduğumuz mekanlarda güvenli noktalar (sağlam bir koltuk veya baza yanı gibi) belirlenmelidir. Deprem anında panikle kaçmak yerine bu noktalarda "Çök-Kapan-Tutun" hareketi uygulanmalı, sarsıntı bitince önceden planlanan rotadan tahliye gerçekleştirilmelidir. 10. İletişim Planı ve Bölge Dışı Bağlantı Deprem sonrası hatlardaki yoğunluğu önlemek için SMS veya internet tabanlı uygulamalar (AFAD Acil Çağrı vb.) tercih edilmelidir. Aile bireyleriyle şehir içi ve şehir dışı buluşma noktaları önceden netleştirilmelidir. 11. Dijital Yedekleme ve Acil Durum Çantası Kimlik, tapu, ruhsat ve sağlık belgelerinin fotokopileri hazırlanmalı; bu belgelerin birer örneği bulut sistemlerde (dijital ortamda) yedeklenmeli veya bölge dışındaki bir yakına gönderilmelidir. İçinde en az 72 saat yetecek malzeme bulunan bir Deprem Çantası her an ulaşılabilir olmalıdır. Unutmayalım: Şehirlerimizi depreme dirençli hale getirmek bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur.

6 Şubat Dersleri: Depremi Bekleme, Tedbiri Erteleme

6 Şubat 2023'ün yıldönümünde, ardı ardına gerçekleşen iki büyük depremde kaybettiğimiz 53.537 canımızı rahmetle anıyorum.  Uzuv kaybı yaşayan, kurtulan ve hayata tutunmaya çalışan on binlerce vatandaşımızı, verdikleri zorlu hayat mücadelesi nedeniyle saygıyla selamlıyorum. Onların yaşadığı zorluklar, "tedbir" kelimesinin ne kadar hayati olduğunun en somut kanıtıdır. Depremler bu coğrafyanın jeolojik zorunluluğudur, engel olamayız. Yani ne kadar istemesek te benzeri depremler gelecekte de bu coğrafyada tekraren gerçekleşecek. Bir jeoloji mühendisi olarak hatırlatıyorum: Depremlerden çok, zemin özelliklerine uygun yapılmayan, doğru mühendislik hizmeti almamış binalar, ihmaller ölüme sebebiyet veriyor. Başkalarından beklemeyelim; yaşam alanlarımızın güvenliğini sorgulayalım. İleride "keşke" dememek için, afet bilinçli bir toplum ve afet dirençli kentler için bugün harekete geçelim...

27.10.2025 Sındırgı Depremi (6.1)

Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde dün gece saat 22.48'de 6,1 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş olup sayısı 250 ye yaklaşan artçı sarsıntılar devam etmektedir.Bunların büyüklükleri 5 -  5,2 ye ulaşabilir. 10 Ağustos sonrası alınmış tedbirler sayesinde can kaybının yaşanmamış olması son derece memnuniyet vericidir. Yöre halkına ve ülkemize geçmiş olsun.    Simav Fay Zonu'nun Sındırgı segmenti 5km güneyinde bulunan merkez üssü (Bayraklı-Ilıca arası), depremin bu fay zonu ile ilişkisinin bulunmadığını göstermektedir. Geçmişte yapılmış çalışmalarda bu alanda bir diri fay varlığı da söz konusu değildir. Odak mekanizma çözümlerine göre bu depremi üreten fayın, karakter, geometri ve mekanizmasın Simav Fay Zonu ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Son derece sığ bir derinlikte (5,99km) meydana gelen deprem bu nedenle İstanbul, İzmir, Bursa, Kütahya gibi pek çok yerleşim yerinden hissedilmiştir. Son dönemde zaten pek çok depremle sarsılan bölgede ikinci 6.1 lik depremdir. Güçlü deprem sınıfında olup öncekilerden bağımsız bir depremdir. Bu depremi de dahil edersek depremlerin güneydoğuya doğru göç etme eğiliminde olduğunu düşündüren belirtiler söz konusudur. Kabukta meydana gelen yeni faylanmalarla (ya da var olan eski fayların reaktive olmasıyla) ilişkili olabileceğini değerlendirmekteyim. Konu multidisipliner araştırmaya muhtaç olup artçıların devam edeceği söylenebilir. Ayrıca depremin yaklaşan Marmara Denizi depremi ile bir ilgisi bulunmayıp, herhangi bir tetikleme vs söz konusu olamaz. Tekrar herkese geçmiş olsun dileklerimi sunar, afet dirençli yaşam tarzına bir an önce geçmemiz gerektiğini de paylaşmak isterim... NOT: Şekilde 2025 yılı başından bu yana gerçekleşmiş magnitüdü 4'ten büyük depremler görülmektedir.

13 Ekim Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü

13 Ekim Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 44/236 ve 56/195 sayılı kararıyla 13 Ekim 1989’da “ULUSLARARASI AFET RİSKLERİNİ AZALTMA GÜNÜ” olarak belirlenmiş olup, her yıl yeni bir tema ile anılmaktadır. 2025 yılı teması “AFETLERE DEĞİL, DİRENÇLİLİĞE YATIRIM” olarak belirlenmiştir.  Afet bilinçli bireylerle, afet dirençli kentlere...

Simav Depremleri

28 Eylül 2025 saat 12:59'da Yemişli-Simav (Kütahya) merkez üslü ve büyüklüğü Kandilli kayıtlarına göre ML 5.5, AFAD verilerine göre Mw 5.4 olan bir deprem meydana gelmiştir. Depremin odak derinliği AFAD verilerine göre 8.46km, Kandilli verilerine göre ise 6.0 km olup sığ odaklı bir depremdir. Depremin odak mekanizma çözümüne bakıldığında yaklaşık KB-GD uzanımlı bir normal fay üzerinde meydana geldiği anlaşılmaktadır. Saat 13;13'te de aynı fay üzerinde 4.0 büyüklüğünde artçısı meydana gelmiştir. Yine aynı gün 19:43'te yakın ancak farklı bir noktada yine aynı karakterde 4.0 büyüklüğünde bir deprem daha oluşmuştur. Bu depremle hemen hemen aynı lokasyonda, günün gecesinde saat 01:48'de 4.5 büyüklüğünde bir deprem daha meydana gelmiştir. Bu deprem de diğerleri gibi normal fay mekanizmasını yansıtmaktadır. Bu noktanın yaklaşık 1.5km kuzeydoğusunda bugün meydana gelen deprem İstanbul ve İzmir dahil pek çok kentten hissedilmiş ve geniş bir coğrafyayı yeniden tedirgin etmiştir. Mw=4.9 büyüklüğündeki bu deprem doğrultu atımlı bir fay üzerinde meydana gelmiştir. Yani hareket mekanizmaları tamamen farklıdır ve yörede gerçekleşen ve kümelenen depremler bir ana deprem ve onun artçıları gibi değerlendirilemez. Bölgede birbirine çok yakın lokasyonlarda ancak birbirinden farklı mekanizmalarla gerçekleşen bu depremler Şubat ayından bu yana süregelmektedir. Depremlerin dağılımı ve mekanizmalarındaki bu ve benzeri farklılıklar, onların aynı fay tarafından türetilmediklerini birbirine yakın farklı uzanımlardaki kırıklar üzerinde oluştuklarını göstermektedir. Yılbaşından bu yana Simav ilçe sınırları içerisinde 3250 deprem kaydedilmiştir. İlk başlarda 4.5 büyüklüğünü geçmeyen bu depremler, bölgedeki derin sondajlarla ilişkili olma ihtimalini düşündürürken, bugün için büyüklüğü 5.5'e erişmiş olmaları nedeniyle bu ihtimalin zayıfladığını söylemek olasılık dahilindedir. Bu alana ait yapılmış önceki çalışmalarda haritalanmış fayların bulunmayışı, ancak dar bir alanda, deprem fırtınası şeklinde ancak farklı mekanizmalarla çok sayıda depremin söz konusu oluşu bu bölgede detaylı çalışmaların yapılması gerekliliğini zorunlu kılmaktadır. Yapılacak kapsamlı çalışmalarla, depremlerin yüzeyde izine rastlanılmayan, birbirine yakın çok sayıda tetiklenmiş küçük faylardan mı yoksa derinden yüzeye yaklaşarak kabuğu zorlayan bir magma yükseliminden mi kaynakladığı sorusunun cevabını bulmamıza yardım edecektir. Bunların yanında gerek Sındırgı dolayları, gerek Simav kuzeyinde gerçekleşen bu çok sayıdaki depremin bölgede bilinen ve haritalanmış diğer faylara stress yüklüyor olma ihtimalini de düşündürmektedir. Bunlar içerisinde bardağın taşması noktasına kadar enerji biriktirmiş bir fay söz konusu ise, meydana gelen bu depremler bardağı taşıracak o son damlayı oluşturabilecektir. Söz konusu fayların varlığından haberdarız, potansiyel büyük deprem üretme kabiliyetlerinin de farkındayız ancak fayların geçmişlerine ilişkin detay veriler elimizde bulunmamaktadır. Bu nedenle hangi fayın enerjisinin yıkıcı bir deprem üretme noktasına kadar ulaştığını söyleyebilmek zor. Dolayısıyla telaşa kapılmadan ancak ciddi önlemlerle hayatımızı sürdürmenin gerçekliğini artık kavramalı ve bu bilinçle ömrümüzü sürdürmeliyiz. Unutmayalım, afet bilinçli bireylerle ancak afet dirençli kentler mümkündür. Bu vesileyle başta yöre halkına geçmiş olsun dileklerimi iletir, Rabbim'den tüm yurdumuzu yıkıcı depremlerden korumasını niyaz ederim.