DPUPortal - Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Bilgi Portalı
Orhan Elmacı

Prof. Dr. Orhan Elmacı

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

  • Profil
  • Kişisel
  • Eğitim Bilgileri
  • Görevler / İş Deneyimi
  • ÜAK Temel Alan
  • Dersler
  • Projeler
  • Yönetilen Tezler
  • Yayınlar
  • Tasarım/ Patent/ Ödül
  • Sanatsal Faaliyetler
  • Bilgi Paylaşımlarım
  • Galeri
  • İletişim

Kafkas Dağlarının Eteklerinde Cennetin Saklı Bahçesinde İlkbahar Geri

Prof. Dr. Orhan Elmacı  -  09 Haziran 2026


Ben Dağların Yalancısıyım: Çocukluğumun Saklı Vatanı POSOF
Posof'un Doğasına, İnsanına, Kültürel Hafızasına ve İlkbaharına Dair Bir Medhiyye

 

Ben Dağların Yalancısıyım: Çocukluğumun Saklı Vatanı POSOF

"Ben dağların yalancısıyım…
Dağ ne derse o olur, rüzgâr neyi fısıldarsa gerçek odur.
Dağ ne kadar susarsa, o kadar bağırır aslında."

— Tuncel Kurtiz

Ve ben...

Tuncel Kurtiz'in;

"Çocuk olsaydım Posof'ta yaşamak isterdim..."

sözünde kendi çocukluğumun yankısını işitirim.

Doğduğum ama her daim özlemle baktığım memleketim Posof...

Bir dağın ardına saklanmış, vakur bir yalnızlıkla sessizliğini koruyan kadim bir yurt...

Gece, sayılı vakti bittiğinde Kuzeydoğu'nun en kuzey coğrafyasından elini çekiyor sonraki buluşma için...

Derken güneşin ilk ışıkları düşüyor Kafkas Dağları'nın eteklerine.

Altın rengi başaklar büyük bir hazine gibi parlıyor.

Vadi güneşle sapsarı yanıyor...

Yeşiller cıvıl cıvıl...

Renkler birbirine karışıyor.

Kafkas Dağları'nın yamaçlarında, derelerin ve çayların kıyılarında bahar yeniden doğuyor.

Ufuk, bir gece ansızın sürgün yemiş memleketimiz Ahıska'nın heybetli dağlarında tüten nem dumanıyla beyaz ve mağrur bir rüzgâr gibi esiyor.

İçinde ise Posof'un bin bir çiçekli bal kokusu...

Gün yüzünü gösteriyor tüm güzelliğiyle.

Kafkas halkı gün doğuşunu izliyor.

Dünya ak bir aydınlığa kesiyor.

Posoflu...

Ahıskalı...

Günü izliyor, dünü düşünüyor...

Fonda bir türkü dolaşıyor:

"Görecek günler var daha gönül aldırma..."

Aslına bakarsanız umutsuzluk değildir içimizde taşıdığımız.

Ne hikmetse beceremiyorum umutsuzluğu...

Ama öyle kırıldı ki içimiz...

Yine de biliyorum.

Nazım'ın dediği gibi:

"Çocuklar, güzel günler göreceğiz..."

Ve biliyorum ki:

"Zulm ile âbâd olanın âhiri berbâd olur."

İşte bu yazıda sizlere "Cennetin Saklı Bahçesi Posof'ta İlkbaharı" anlatacağım.

Çünkü istiyorum ki zihnimizden yavaş yavaş silinen hatıralar bizimle birlikte yok olup gitmesin.

İçi dışı bir güzel insanların kültürü yaşasın.

O insanların toprağa nasıl maya olduğunu gelecek nesiller de bilsin.

Çünkü insanlığın sivil tarihi bellekte gizlidir.

Anlatılırsa efsane olur.

Kayda geçirilirse belge.

Ve Posof...

Her ikisidir.

Ünlü şair İlhan Berk'in dediği gibi:

"Artık uzun bir yolculuğa hazırdır yüzü,
Bütün büyük, küçük kentler,
Ve Posof...
Çünkü şiir dağlardan Banarhev köyüne iner."

Ceketi ve atının dizginleri yağmur altındadır.

Posof'taki bir fotoğrafta uzanmış kendi yüzünü öpüyordur bir yaya.

Bütün mümkünlerin kıyısında...

İşte o kıyıda duran memlekettir Posof.

Haritada bir nokta değil;

bir vicdan coğrafyasıdır.

Bir hatıra bahçesidir.

Bir dua hâlidir.

Bir çocukluk ülkesidir.

Ve ben...

Dağların yalancısıyım.

Dağların anlattığını anlatırım sadece...

Gece, sayılı vakti bittiğinde Kuzeydoğu’nun en kuzey coğrafyasından elini çekiyor sonraki buluşma için…

Derken güneşin ilk ışıkları düşüyor Kafkas Dağları'nın eteklerine. Altın rengi başaklar büyük bir hazine gibi parlıyor. Vadi, güneşin dokunuşuyla sarıya kesiyor; yeşiller cıvıl cıvıl, diğer renkler ise adeta bir şölenin parçaları gibi birbirine karışıyor. Kafkas Dağları'nın yamaçlarında, derelerin ve çayların kıyılarında doğa yeniden nefes almaya başlıyor.

Ufuk, bir gece ansızın sürgün yemiş memleketimiz Ahıska'nın heybetli dağlarında tüten nem dumanıyla beyaz ve mağrur bir rüzgâr gibi esiyor. O rüzgârın içinde ise Posof'un bin bir çiçekten süzülmüş bal kokusu var. Gün yüzünü bütün güzelliğiyle gösteriyor. Kafkas halkı gün doğuşunu seyrediyor; dünya yavaş yavaş ak bir aydınlığa kesiyor.

Posoflu, Ahıskalı günü izlerken dünü düşünüyor...

Fonda eski bir türkü dolaşıyor:

"Görecek günler var daha gönül aldırma..."

Aslına bakarsanız umutsuzluk değildir içimizde taşıdığımız. Ne hikmetse beceremiyorum umutsuzluğu... Ama öyle kırıldı ki içimiz. Yine de insanın içindeki umut denen o inatçı kuş susmuyor. Hani şair diyordu ya:

"Çocuklar, güzel günler göreceğiz,
Güneşli günler...
Motorları maviliklere süreceğiz.
Çocuklar, inanınız,
İnanınız çocuklar..."

Ve yine biliyoruz ki;

"Zulm ile âbâd olanın âhiri berbâd olur."

İşte bu yazıda dilimizin döndüğünce sizlere "Cennetin Saklı Bahçesi'nde İlkbaharı" anlatacağım.

İstiyorum ki zihnimizden yavaş yavaş silinen hatıralar bizimle birlikte yok olup gitmesin. İçi dışı bir güzel insanların kültürü, yaşama biçimi ve insanlığı gelecek nesillere ulaşsın. Bu yazı herhangi bir taraftan yana değil; yalnızca o toprağı böylesine güzel, böylesine bereketli ve böylesine duyarlı kılan insanlardan yana kaleme alındı. O insanların güzelliğinin toprağa nasıl maya olduğunu, dağlara nasıl sindiğini, derelere nasıl ses verdiğini anlatabilmek için yazıldı.

Çünkü insanlığın sivil tarihi belleklerde gizlidir. Anlatılırsa efsaneye dönüşür, kayda geçirilirse belge olur.

Kafkas Dağları'nın eteklerinde, kötülüğü tanımamış insanların memleketi Posof'ta ilkbahar başka türlü gelir. Bir günde birkaç mevsimin yaşandığı bu coğrafyada gece dağlara kar yağarken öğlene doğru yağmur iner, ikindi vakti ise güneş bütün cömertliğiyle yüzünü gösterir. Tuncel Kurtiz'in "Çocuk olsaydım Posof'ta yaşamak isterdim" sözünü doğrularcasına doğduğum ama her daim özlemini çektiğim memleketimde bahar, adeta yeniden yaratılışın adıdır.

Erik ağaçları beyaz gelinliklerini giyer. Dikenli güller tomurcuklarını açar. Çayırlar yeniden can bulur. Dereler kar sularıyla çoğalır. Ekilmeyen tarlalar kuzuların ve tayların oyun alanına dönüşür. Vadinin dört bir yanı yeşilin binbir tonuyla bezenirken Ilgar, Arsiyan ve Yalnızçam dağlarının zirvelerinde hâlâ kışın beyaz hatırası durmaktadır.

Bir tarafta kar, diğer tarafta çiçek...

Bir tarafta kış, diğer tarafta bahar...

İnsan aynı anda iki mevsimin içinde yürür Posof'ta.

Kiraz, erik, ceviz, ayva, badem, ahududu, böğürtlen, vişne, kayısı, on çeşit armut ve yirmi altı çeşit elma ağacı çiçeklere durur. Ama hepsinden öte dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan içi dışı kırmızı Posof elması vardır. Tıpkı Posof insanı gibi... İçi dışı bir, sözü özü bir...

Sabahın ilk ışıkları çiğ tanelerinin üzerine düştüğünde her damla küçük bir yıldız gibi parlar. Ormanların derinliklerinde ağaçların arasından süzülen ışıklar, sanki toprağın altına gizlenmiş altın hazinelerin işaretidir.

Bu zengin flora cennetinde Kafkas arısı yeniden çalışmaya başlar. Kardelenlerden, çiğdemlerden, kır çiçeklerinden taşıdığı polenlerle tabiatın büyük senfonisine katılır. Çiçekten çiçeğe dolaşan her arı, aslında baharın sessiz işçileridir.

Ben dağların yalancısıyım...

Dağların anlattığını anlatırım sadece.

Çünkü bu dağlar yalnızca taş ve topraktan ibaret değildir. Onların hafızası vardır. Bulutları vardır. Türküleri vardır. Göçleri, ayrılıkları, kavuşmaları vardır. Ve her ilkbahar geldiğinde karların altına gizlenmiş bütün hikâyeler yeniden filizlenir.

Posof'un üstünde bulutlar çoğalır. Bulutların üstünde yıldızların gözleri. İlkbaharın yağmurları vadilere bereket taşırken, güneş her gün biraz daha uzun kalır gökyüzünde. Dağların yamaçları sarı, beyaz, mor ve kırmızı kır çiçekleriyle süslenir. Ressamın paletindeki bütün renkler doğanın eline geçmiş gibidir.

İşte bu yüzden ben her ilkbaharda yeniden doğduğumu hissederim.

Ve her bahar aynı duayı fısıldarım:

"Her gecenin bir sabahı vardır."

Çünkü bahar, tabiatın umuda yazdığı en güzel şiirdir.

Sağlıcakla kalın...

Yüreği;

"Berkehan ve Bilgehan Deniz" kadar temiz bütün insanların,

günleri hep aydınlık olsun...

Yüreklerindeki sevgi daim olsun...

Kaynakça

  • Ahıskalılar Platformu
  • Posof’ta Görülmesi Gereken 40 Yer
  • “Cennetin Saklı Bahçesi Posof” Belgeseli
  • “Ahıska – Ömür Dediğin” Mustafa Hacıoğlu’nun Hayat Hikâyesi
BU MAKALEYİ İLK OYLAYAN SİZ OLUN! Makaleyi oylamak için oturum açınız.

Prof. Dr. Orhan Elmacı

Tweet

09 Haziran 2026 - 6454 defa görüntülendi

Geri
DPU

T.C. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi

DPUPortal Platformu

DPUPortal Nedir?

DPUPortal, Üniversitemiz ailesine mensup akademik ve idari tüm personelimizin kişisel bilgilerinin yer aldığı bir sistemidir.

Ayrıca değerli akademisyenlerimizin alanları ile ilgili güncel akademik yazılarına ulaşabileceğiniz önemli bir akademik kaynaktır.

Hızlı Erişimler

  • Kütahya Dumlupınar Üniversitesi
  • Merkez Kütüphane
  • Öğrenci Bilgi Sistemi
  • Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı
  • Bilgi İşlem Daire Başkanlığı

Uygulamalar

DPUMobil uygulamasını telefonunuza kurarak üniversitemiz hakkındaki herşeye cep telefonunuzdan ulaşabilirsiniz.

AppStore Android
© 2024 T.C. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi - Dijital Dönüşüm ve Yazılım Ofisi Koordinatörlüğü , Tüm hakları saklıdır.
  • Kullanım Koşulları