Tüm Bilgi Paylaşımlarım

8th International Hybrid Conference on Management Studies (Icms)

Konferans; bilgi şöleni,bilgi ziyafeti, bilgiyi kutlamak....Latince kökenli... Fransızca dan Türkçeye girmiş... Danışma toplantısı, kamuya açık bilgilendirme.. Fikirleri bir araya getirme, müşavere" sözcüğünden alıntı" … Öyle Yazıyor Kitaplar…  8th International Hybrid Conference on Management Studies (ICMS) http://www.eurokd.com/journalpage/cpc/4   The aim of the International conference on Management Studies (ICMS-2022), Paris, France, 10 June 2022, is to provide a forum for academics and professionals to share experiences and knowledge in the fields of management, business, and economics. Although we focus on the following topics, we invite submission of any paper concerning management, business, and economics.   All accepted articles will be published in Journals. Operations and Supply Chain Management: An International Journal (ISI, Scopus) Indonesian Journal of  Sustainability Accounting and Management (ESCI Clarivate) Management and Business Research Quarterly (Copernicus, MIAR, Google Scholar) International Journal of Recent Technology and Engineering (Scopus) International Journal  of Innovative technology and exploring engineering (Scopus) International Journal of Energy Economics and Policy (Scopus) Journal of Global Entrepreneurship Research (Springer) New Challenges in Accounting and Finance Journal of Turkish Operations Management International Journal Society Systems Science (IJSSS) International Journal Information Systems and Social Change (IJISSC)   Main Themes: Strategic Management Marketing Entrepreneurship Organizational Leadership Educational Management International Business Management Human Resource Management Tourism Business Performance Management Organizational Communication   Important Dates:   Deadline for abstract Submission- March15, 2022  Notification of Acceptance -  7-10 days after abstract submission Deadline for Regular Registration -  March 30, 2022 Deadline for Full Paper Submission - June 01, 2022     Note:       Registration fee for Virtual Presentation includes conference proceedings, and review of full paper for journal publication.     www.EUROKD.com  

Yüksek Öğretimde Sessiz Devrim

   "Üniversite sadece bilim için değildir, aynı zamanda Hak, Hukuk, Adalet ve Cumhuriyet içinde üniversite gereklidir.Üniversite Cumhuriyet'in sahipliğindedir."Memleket işlerinde, millet işlerinde, gerçek işlerde, duyguya, hatıra, kardeşliğe ve dostluğa bakılmaz. "   xviii-YÖK'ün “2020 Yılı Üniversite İzleme ve Değerlendirme Raporu          https://bit.ly/3rcXAlV xvii-"yabancı dille eğitim ve öğretim yapılan programlardaki" öğretim görevlisi kadroları ile "yabancı dil dersi veren öğretim görevlisi" kadrolarına atanmak için aranan asgari puan şartı 85'e yükselti..."https://bit.ly/3fvoXA4 xvi-“özel öğrenci” statüsünün istismarına yönelik YÖK önlemleri..https://bit.ly/3aeVKrm    xv- YÖK'ten Üniversitelerin Akademisyen Alımlarına Yönelik Önemli Düzenleme            https://bit.ly/3valfDd xiv-   https://bit.ly/2LZpMXl       2020-2021 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI BAHAR DÖNEMİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA xviii-  Doçent adayları, daha önce basılı olarak postaya verdikleri eserlerini 20 Ocak 2021 tarihi itibarıyla sadece dijital ortama yükleyerek başvurularını tamamlayabilecekler. https://bit.ly/3q4lj42 xvii-YÖK'ün “2019 Yılı Üniversite İzleme ve Değerlendirme Raporu” https://www.yok.gov.tr/Sayfalar/Universiteler/izleme-ve-degerlendirme-kriterleri.aspx adresi üzerinden erişime açıldı. ​ xvi-Yükseköğretim Kurumlarımızın kampüs ve yerleşkelerinde uygulanacak enfeksiyon kontrol önlemlerine yönelik olarak ile birlikte hazırlanan kılavuz yayımlandı: https://yok.gov.tr/Documents/Yayinlar/Yayinlarimiz/2020/yuksekogretim-kurumlarinda-saglikli-ve-temiz-ortamlarin-gelistirilmesi-kilavuzu.pdf Elektronik kitap linki: https://yok.gov.tr/Documents/Yayinlar/Yayinlarimiz/2020/yuksekogretim-kurumlarinda-saglikli-ve-temiz-ortamlarin-gelistirilmesi-kilavuzu/index.html   XV-“2020 Yılı Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) Yerleştirme Sonuçları Raporu” https://www.yok.gov.tr/HaberBelgeleri/BasinAciklamasi/2020/yks-yerlestirme-sonuclari-raporu-2020.pdf xiv- Salgının bölgesel ve yerel seyrine göre  Üniversiteler 2020-2021 Akademik takvimi 1 Ekim 2020 tarihi sonrasında başlayacak https://bit.ly/3iEBiln XVİİİ- Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2020 Raporu https://bit.ly/3k1nzH5 XVİİ-Her bir üniversiteye ait İzleme ve Değerlendirme Raporları https://www.yok.gov.tr/universiteler/2018-izleme-ve-degerlendirme-raporlari / Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu 2019 e-kitap formatına ulaşmak için tıklayınız, pdf formatına ulaşmak için tıklayınız. XVI-   Uzaktan eğitimle verilebilecek ders oranı yüzde 40’a çıktı    https://bit.ly/2Mrb6Na XV-Covid-19 Bilgilendirme Sayfası’na ulaşmak için:​ https://covid19.yok.gov.tr/AnaSayfa XIV-    YÖK'ten  Doktora Mezunlarına ALES Muafiyeti https://bit.ly/2Xzhzwd xviii-   YÖK'ten Üniversite Öğrencileri İçin Kayıt Dondurma ve Erteleme Hakkı                https://bit.ly/2wL2BIK xvii- Koronavirüs nedeniyle ara verilen  yükseköğretime 23 Mart 2020 tarihinde dijital ortamda yeniden başlıyacak .Detaylar için: https://bit.ly/3d6hkhv xvi-   Yükseköğretim Kurulunca (YÖK) Üniversite  devlet üniversiteleri için 'aynı unvanlı kadro' düzenlemesi         https://bit.ly/2C1HwIS xv-Yükseköğretim Kurulunca (YÖK) Üniversite Programlarında Yeni  Düzenleme -UNESCO Uluslararası Standart Eğitim Sınıflaması referans alınarak 10 geniş alan, 53 dar alan ve 144 ayrıntılı alan altında sınıflandırılarak eş değer programlar bilim kurullarınca üzerinde uzlaşılan ortak isimler altında birleştiriliyor...  https://bit.ly/2oAzzqW xiv-Yükseköğretim Kurulunca (YÖK), adayların üniversite ve meslek tercihlerini yaparken daha bilinçli karar vermesini sağlamak amacıyla geliştirilen "YÖK Atlas"a "Meslek" ve "Tercih" listesi modülleri eklendi. Adaylara adeta dijital kariyer rehberliği hizmeti sunan ve önlisans ve lisans seviyesindeki olası tüm tercihler ile ilgili tablolara erişim imkanı sağlayan modüllere  https://yokatlas.yok.gov.tr/ adresinden ulaşılabilecek xiii-  YÖK'ün üniversitelere karne verme kriterleri https://bit.ly/2OPVTWo Yüksek Öğretim kurumunun i-Eğitim-öğretim, ii-araştırma geliştirme,Proje,ve Yayın,iii-uluslararasılaşma,iv-Bütçe ve Finansman,  v-Toplumsal Hizmet ve Sosyal sorumluluk olarak  beş ana başlıkta toladığı kriterler.    xii-Akademisyenlerin yurt dışında yabancı dil bilgilerini geliştirebilmelerini desteklemek amacıyla "YÖK-Yabancı Dil Eğitim Bursu"YÖK-YUDAB BAŞVURULARI BAŞLADI https://bit.ly/2TW6Taz xi-"Yükseköğretim tarihindeki en büyük yetki devri" https://bit.ly/2G2mK0P     "Yükseköğretim sistemimiz için onlarca yıldır beklenen, dillendirilen ama gerçekleştirilemeyen, üniversitelerimizi her düzeyde daha rekabetçi bir ortama yöneltecek, kaliteyi yükseköğretimdeki büyümenin merkezine oturtacak, YÖK’ün bazı yetkilerinin devredilerek, kararlarının dış paydaşlara da açık, daha paylaşımcı bir şekilde alınmasını sağlayacak, üniversitelerimizin bilgi üretimi ve araştırmacı insan kaynağı yetiştirme süreçlerini teşvik edecek, üniversitelerimiz ile iş dünyası arasındaki ilişkileri geliştirecek, bu şekilde yükseköğretimde bir sıçrama meydana getirecek önemli düzenlemeler Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile bugün Resmi Gazete’de yayınlandı. Mutluyuz, Yeni YÖK olarak önerilerimizin yasalaşmasından dolayı haklı bir gurur yaşıyoruz ve bu yapısal değişiklikleri yükseköğretimde sessiz devrim olarak adlandırıyoruz. “Yükseköğretimde Sessiz Devrim’ Olarak Nitelendirilen Düzenlemelere İlişkin Çıkarılan Yasaların Yönetmelik ve Usul Esas Çalışmaları Tamamlandı” Yükseköğretim sistemimiz için onlarca yıldır beklenen, dillendirilen ama gerçekleştirilemeyen, üniversitelerimizi her düzeyde daha rekabetçi bir ortama yöneltecek, kaliteyi yükseköğretimdeki büyümenin merkezine oturtacak, YÖK’ün bazı yetkilerinin devredilerek, kararlarının dış paydaşlara da açık, daha paylaşımcı bir şekilde alınmasını sağlayacak, üniversitelerimizin bilgi üretimi ve araştırmacı insan kaynağı yetiştirme süreçlerini teşvik edecek, üniversitelerimiz ile iş dünyası arasındaki ilişkileri geliştirecek, bu şekilde yükseköğretimde bir sıçrama meydana getirecek önemli düzenlemeler Üretim Reform Paketi kapsamında 1 Temmuz 2017 tarihinde yayınlanmıştı. Bu yapısal değişiklikleri ‘yükseköğretim sistemimizde sessiz devrim’ olarak isimlendirmiştik. Yapılan bu kanun düzenlemesi ile Kurulumuzun yoğun çalışması sonrasında ilgili paydaşlarımızın da katkıları da alınarak beş yönetmelik, üç usul ve esas ile 2 genelge yayınlanmıştır. Bu düzenlemeler ile birlikte, İdari ve mali özerkliğe sahip Yükseköğretim Kalite Kurulu, Yükseköğretim Eğitim Programları Danışma Kurulu, Meslek Yüksekokulları Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. Yükseköğretim kurumlarının misyon farklılaşması odaklı ihtisaslaşması sürecimiz yasal bir zemine kavuştu. MYO’ların Organize Sanayi Bölgelerinde Açılmasının Teşvik Edilmesi, İş Yeri Odaklı Eğitimin Teşvik Edilmesi, BAP Projelerinden Tezli Yüksek Lisans ve Doktora Öğrencilerin Bursiyer Olarak Desteklenmesi, Emekli Öğretim Üyelerinin İhtiyaç Duyulan Alanlarda Sözleşmeli Olarak İstihdam Edilmesi, Üniversitelerde Sermaye Şirketi Statüsünden Teknoloji Transfer Ofisleri Kurulması, 7. Yıl Ücretli Araştırma İzni (Sabbatical), Doktora Sonrası Araştırmacı İstihdamı (Post Doc) süreçleri başlatıldı. Yükseköğretim sistemimiz açısından onlarca yılın beklentisi olan bu düzenlemelerin yükseköğretim camiamıza hayırlı olmasını diliyoruz. Bu düzenlemeler ile birlikte, Kalite Kutulu kuruldu: Gelişmiş ülkelerdeki yükseköğretim kurumlarının kalite süreçleri değerlendirmesi idari ve mali özerkliğe sahip bağımsız kalite ajansları vasıtası ile gerçekleştirilmektedir. Bu yasal düzenleme ile dünyada rekabet ettiğimiz ülkelerdeki kalite ajansları ile benzer yapıda, idari ve mali açıdan özerk Kalite Kurulu oluşturulacaktır. Bu değişiklik YÖK’ün çıktı kontrolü ve akreditasyona ilişkin yetkilerinin yeni kurulacak Kalite Kurulu’na devredilmesi sonucunu doğuracaktır. Mevcut durumda üniversitelerimiz genellikle birbirinin benzeri hatta aynısıdır. Bu yasal düzenleme ile YÖK’e üniversitelerimizin küresel rekabet ortamında, ülke ve bölge ihtiyaçlarımız doğrultusunda ihtisaslaşmasına yönelik çalışmalar yapması ve bu süreci koordine etmesi görevi verilecektir (Yeni YÖK bu süreci inisiyatif kullanarak başlatmıştı). “Üniversiteli işsizler” ile ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlardaki iş gücü yetersizliği, ülkemizin yakın dönemde önündeki en önemli ve öncelikli konuların arasında yer alacaktır. Bu yasal düzenleme kapsamında oluşturulacak Kurul ile YÖK’ün kontenjan planlaması kamu ve özel sektör paydaşlarının da görüşü alınarak daha rasyonel ve katılımcı bir şekilde yapılabilecektir. Ülkemizde beceri odaklı insan kaynağına çok daha fazla ihtiyaç olmasına rağmen bu ihtiyacı karşılayacak meslek yüksekokullarının ve bu okullardaki programlarına bugüne kadar yeterince odaklanılmamıştır. Bu yasal düzenleme ile oluşturulacak Kurulda, bu sürecin dış paydaşları ve sanayi de yer alacaktır.  Meslek yüksekokullarında yetişen insan kaynağı profili daha fazla sanayi ve iş dünyası odaklı olmasına karşın bu okulların iş dünyası ile ilişkileri zayıftır. Yeni yasal düzenleme ile Meslek Yüksekokullarının Organize Sanayi Bölgelerinde açılması teşvik edilecektir.  Üniversitelerimizin özellikle fen ve mühendislik alanlarında öğrenim gören öğrencilerimizin mezuniyetleri sonrasında büyük çoğunluğu sanayi’de çalışma eğilimindedir. Ancak bu öğrencilerimize eğitimleri sırasında beceri odaklı yetkinlikler yeterince kazandırmadığından, mezuniyetleri sonrasında istihdam süreçlerinde güçlükler yaşanmaktadır. Yapılan yasal düzenleme artık 1 yarıyıl süresince işyerinde eğitim yapması teşvik edilecek, bu şekilde beceri yetkinliği yüksek mezunlar iş dünyasına kazandırılacak, aynı zamanda da üniversitelerin iş dünyası ile işbirlikleri geliştirilebilecektir.  Halen mevcut yasa ve yönetmelik dâhilinde BAP bütçeleri cihaz ve sarf malzemelerine harcanırken ülkemiz küresel rekabeti açısından büyük önem arz eden insan kaynağına ödeme yapılamamaktadır. Bu yasal düzenleme ile BAP projelerinde görev alacak tezli yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burs verilebilecektir. Bu şekilde hem araştırmacı insan kaynağı kapasitemiz, hem de bilimsel araştırma üretim kapasitemiz arttırılacaktır.  Öğretim üyesi ihtiyacı sadece yeni kurulan üniversitelerimizde değil, özellikle ülkemiz için öncelikli alanlarda tüm üniversitelerimizde de bulunmaktadır. Bu düzenleme ile emekli öğretim üyelerinin ilgili bölümün ihtiyacı ve üniversitenin talebi üzerine 75 yaşına kadar yıllık uzatımlarla sözleşmeli olarak çalışabilmesi mümkün olabilecektir.  Ülkemizin 2023 yılı hedefleri kapsamında özellikle yüksek teknoloji ürünlerinin geliştirilmesi sürecinde üniversitelerde proje tabanlı bilgi üretimi, bilginin teknolojiye dönüşümü ve takibinde ticarileştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Yapılan yasal düzenleme ile artık üniversitelerimiz sermaye şirketi statüsünde teknoloji transfer şirketi kurabilecekler, bu şekilde üniversitelerimizin başta sanayi olmak üzere iş dünyası ile işbirliği geliştirme sürecine önemli katkı sağlanacaktır. Dünyada gelişmiş ve hızlı gelişmekte olan ülkelerde 6. yıldan sonra projeye dayalı “maaşlı’araştırma izni (sabbatical) kullanılmaktadır. Bu süreç hem öğretim üyelerinin kariyerlerinin gelişimi sürecine, hem de aynı zamanda da kurumsal işbirliği geliştirilmesi süreçlerine katkı sağlamaktadır. Yapılan düzenleme ile artık sabbatical süreci üniversitelerimizde de uygulanacak, bu da yükseköğretim kurumlarımızın araştırma kapasitesinin yanısıra ulusal ve uluslararası işbirliklerini de arttıracaktır. Dünyada gelişmiş ve hızlı gelişmekte olan ülkelerde, doktora eğitimi sonrasında doktora sonrası araştırmacı (post-doc) olarak çalışmasına yönelik olarak araştırma süreçleri odaklı esnek kariyer geliştirme profilleri bulunmaktadır. Yapılan bu düzenleme ile artık post-doc uygulama süreci artık ülkemiz üniversitelerinde de uygulanabilecek, bu şekilde yükseköğretim kurumlarımızın araştırma kapasitesi arttırılacak ve ayrıca ülkemizin öncelikli hedefleri arasında yer alan daha fazla doktoralı insan kaynağı geliştirilmesi mümkün olabilecektir.  Araştırma görevliliği, akademik kariyer sürecinin en önemli aşaması olmasına karşın mevcut durumda araştırma görevlilerinin önemli kısmı kariyerlerinin tümünü araştırma görevlisi olduğu kurumda devam ettirmektedir. İçeriden türeme (inbreeding) anlamına gelen bu durum, hem kişinin, hem de kurumun performansını olumsuz etkilemektedir. Bu düzenleme ile performans odaklı bir yaklaşıma geçilecektir. Yükseköğretim sistemimiz açısından onlarca yılın beklentisi olan bu düzenlemelerin yükseköğretim camiamıza hayırlı olmasını diliyor, bu düzenlemelerin gerçekleşmesi sürecinde bizleri her aşamada destekleyen başta Sayın Başbakanımız olmak üzere Hükümetimize, Meclisimize, özellikle de önerilerimize Üretim Reform Paketinde yer veren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza yüksek öğretim camiası adına teşekkür ediyoruz.   Birinci etap hamdolsun tamamlandı. Yeni YÖK olarak ikinci yapısal değişiklik paketimiz ile ilgili çalışmalarımızı başlattık! Selam, saygı ve sevgi ile"Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Yekta Saraç   Prof. Dr. Saraç, Türkiye'de son dönemde öğretim üyelerinin yayın sayılarındaki artışın etki değeri yüksek yayın gruplarında olmadığına değinerek, son dönemde etki faktörüne göre yayınların gruplandırıldığı bir çalışma yapıldığını bildirdi. Buna göre, dünya genelinde yayınlanan makalelerin ağırlıklı olarak yüzde 44'ünün etkinlik çarpanına göre ilk yüzde 25'lik dilimde yer alan dergilerde yayınlandığını, Türkiye'de ise yayınların toplamının ancak yüzde 25'inin bu ilk dilimde yer aldığına işaret eden Saraç, "Bu yıldan itibaren hocalarımıza etki değeri yüksek dergilerde yayınlarını yapmaya yönelik teşviklerimiz de olacak." http://bit.ly/2kQ43TK i-Doçentlik Yönetmeliği https://goo.gl/6QRq5n ii-Yükseköğretim Kurumlar Sınav (YKS) Sistemi İle ilgili Puan Türleri Güncellendi (04.01.2018) https://goo.gl/MYNM1t iii-“Yardımcı Doçentliğin Kaldırılması” ve “Doçentlik”  https://goo.gl/kbRpcp / https://goo.gl/2sbY7m iv-"Üniversitelerin Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması" temalı proje  http://bit.ly/2oO6EM2 v*YÖK-YUDAB Programı  https://goo.gl/NAeVNR Devlet üniversitelerinin araştırma görevlisi kadrolarına atanan ve doktora eğitiminin tez aşamasındaki öğrenciler mecburi hizmet yükümlülüğüne ilişkin hükümler uygulanmaksızın, en az 6 ay en fazla 1 yıl süreyle tezleri ile ilgili araştırmalar yapmak üzere yurt dışına gidebilme olanağı.. YÖK - YUDAB Programı ile başarı öncelenerek, doktora eğitiminde tez aşamasında olan araştırma görevlilerine kendi alanlarında yurt dışında araştırma yapma olanakları ve “YÖK-Yurtdışı Doktora Araştırma Bursu” . vi-Üniversitelerin araştırma projelerinde görev yapacak yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yükseköğretim tarihinde ilk kez verilecek olan burs miktarlarını belirlendi http://yok.gov.tr/web/guest/lisansustu-ogrencilere-burs-mujdesi … vii-Yeni Akademik  Teşvik Yönetmeliğ https://bit.ly/2MtEssk  viii-   YÖK-DİL EĞİTİMİ BURSU" https://bit.ly/2KHjkOx ix-Türkiye'deki vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin detaylı bilgileri ilk kez "Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2018" adlı raporda . http://yok.gov.tr/web/guest/yok-ten-vakif-yuksekogretim-kurumlari-2018-raporu … X-YÖK’ÜN YAPTIĞI TERCİH ANKET SONUÇLANDI http://www.yok.gov.tr/documents/10279/38771823/yok_un_tercih_anketi_sonuclandi.pdf xi-    "Yükseköğretim tarihindeki en büyük yetki devri" https://bit.ly/2G2mK0P xii-YÖK’ün girişimi ile başlatılan yasal süreç sonucunda, lisansüstü tezlerin elektronik ortamda erişime açılması ile birlikte erişime açık tez sayısının oranı 2017 yılında %56,3 iken, 2018 yılında %98,7’ye yükseldi. xiii- 2018 YKS Yükseköğretime Geçişte İl - Bölge Başarıları ve Nüfus Hareketliliği Raporu” https://bit.ly/2QSvgiY  xiv-YÖK, Akademide "Açık Erişim ve  Açık Bilim" Çalışmalarını Başlattı https://bit.ly/2FZ76lF   xv-   Yükseköğretim Kurulunca (YÖK) vakıf üniversitelerinin toplam öğrenci gelirinin en az yüzde 1'i kadar araştırma-geliştirme (Ar-Ge) bütçesinin olmasına, reklam-tanıtım giderlerinin de öğrenci gelirlerinin yüzde 1'ini aşmamasına karar verildi    https://bit.ly/2OQpWRv

Modavıca2021

Konferans; bilgi şöleni, bilgi ziyafeti, bilgiyi kutlamak....Latince kökenli... Fransızca dan Türkçeye girmiş...Danışma toplantısı, kamuya açık bilgilendirme.....Fikirleri bir araya getirme, müşavere" ...sözcüğünden alıntı" Öyle yazıyor Kitaplar.. MÖDAVICA 2021 DOKTORA KOLOKYUMU PROGRAMI / DOCTORAL COLLOQUIUM PROGRAM MÖDAVICA 2021 AYRINTILI KONFERANS PROGRAMI - (DETAILED CONFERENCE PROGRAM)    MÖDAVICA 2021 E-BİLDİRİLER KİTABI / E - PROCEEDINGS of MODAVICA 2021 MÖDAVICA 2021  KAYIT İÇİN TIKLAYINIZ  - CLICK FOR REGISTRATION     MODAVICA 2021          MÖDAVICA 2021  https://bit.ly/3oiDWSm 18. Uluslararası Muhasebe Konferansı Muhasebenin Yeni Dinamikleri-Teori ve Uygulamadaki Dönüşüm ________________________________________________________________ MÖDAVICA, alanında öncü muhasebe akademisyenlerini, araştırmacıları ve uygulayıcıları bir araya getirmeyi amaçlayan, her yıl uluslararası katılım ile düzenlenen bir konferanstır. Katılımcılarına muhasebe tecrübelerini, araştırma sonuçlarını paylaşma imkânı sunan bu konferans serisi aynı zamanda muhasebe alanındaki yeni gelişmeleri, eğilimleri inceler ve uygulamada karşılaşılan zorluklara ve geliştirilen çözüm önerilerine disiplinler arası bir bakış açısıyla katkı sunar. İlgilenenler, MÖDAVICA 2021, 18.Uluslararası Muhasebe Konferansı’na orijinal ve daha önce başka bir yerde basılmamış, kavramsal, teorik veya deneysel çalışmaları ile başvurabilirler. Bu yıl “Muhasebenin Yeni Dinamikleri -Teori ve Uygulamadaki Dönüşüm” teması ile gerçekleştirilecek olan konferansımız aşağıda belirtilen konularda muhasebe alanı ile doğrudan ve dolaylı ilgili farklı yaklaşımları olan çalışmalara da açıktır. Finansal Muhasebe, Yönetim ve Maliyet Muhasebesi, Denetim, İç Denetim, Vergi Muhasebesi, Adli Muhasebe ve Hile Denetimi, BT Yönetimi ve Denetimi, Yönetişim Risk Yönetimi ve Kontrol, Kurumsal Yönetim ve Sürdürülebilirlik, Finansal ve Finansal Olmayan Raporlama, Sosyal Sorumluluk Raporlaması, Entegre Raporlama, Yeni İş Modelleri ve Muhasebe, Doğal Sermaye Yönetimi ve Muhasebe, Muhasebe Teorisi ve Yeni Perspektifler, Gelecekteki Eğilimlerin İş ve Muhasebeye Etkileri, COVİD 19’un Muhasebe ve Denetime Etkisi, Kriz Yönetimi ve Muhasebe, Muhasebe ve Denetim Standartlarını Uygulamada Sorunlar, Yeşil Muhasebe Genişletilmiş Özetler 10.09.2021* tarihine kadar gönderilmelidir. Genişletilmiş özet şu bölümleri içermelidir; 1. Özet ve Anahtar Kelimeler, 2. Giriş, çalışmanın amacı ve araştırma sorusu, ilgili teorileri içeren literatür, hipotezler ve araştırma sonuçlarını içermelidir. 3. Metodoloji, araştırma sorusuna uygun olarak seçilmiş ve teorik altyapı ile desteklenmiş yöntemin detayını içermelidir. 4. Bulgular, deneysel çalışmalarda varsa yapılan çalışmanın bulgularını ya da ön bulgularını içermelidir. 5. Sonuç, bulgulardan çıkan genel sonuçlar, çalışmanın uygulama ve araştırma alanına katkıları, kısıtlar, gelecek çalışma önerilerini içermelidir. 6. Kaynakça. Bölümler farklı başlıklara ayrılabilir ve alt başlıkları içerebilir. Genişletilmiş özetler 5 sayfayı geçmemelidir (tablo ve referanslar dahil), Times New Roman 11 punto, normal kenar boşluklu, APA formatında ve dili İngilizce ya da Türkçe olarak hazırlanmalıdır. Bildiri özetleri kitabı basılarak elektronik ortamda katılımcılarla paylaşılacaktır. Konferans sonrasında, bildiri sahipleri çalışmalarını Muhasebe Bilim Dünyası Dergisinin hızlı değerlendirme sürecine dâhil etme şansına sahip olacaktır. Bildiri başvuruları modavica2021@modav.org.tr adresine gönderilmelidir. ÖNEMLİ TARİHLER: 10 Eylül 2021* Genişletilmiş Özet Bildiri Gönderme Son Tarih 08 Ekim 2021 Değerlendirme Sonuçlarının Bildiri Sahiplerine Gönderilmesi 30 Ekim 2021 Son Erken Kayıt Tarihi Ayrıntılı bilgi için: www.modav.org.tr *Talep üzerine MÖDAVICA 2021 - 18. Uluslararası

Bitmeyen Sürgün Acısı... Ahıska Türkleri

14 Kasım 1944 Bu tarih üzerinden bugün 77 yıl geçti. İlk söz: “Yaşanmış gerçeklilik anlaşılmadan, yaşanan gerçeklilik anlaşılmaz” "Bu tarih, Türk ve Dünya tarihinin en acı günlerinden birisidir. Ata topraklarım Ahıska bölgesinden, 14 Kasım 1944 yılında 2 saat içinde 90 bin 538 kardeşimiz topraklarından, anılarından, evlerinden, hayatından, eşinden, dostundan zorla kopartılarak hayvan vagonları ile bilinmezliğe doğru sürgün edildi. Bir ay kadar süren bu sürgünde, binlerce soydaşımız yollarda açlık, hastalık ve soğuktan hayatını kaybetti. Zalim Stalin'in aldığı insanlık dışı bu karar halen daha sürmektedir. 77. yılında Ahıska sürgününü acıyla anıyor, bir gün Ahıska topraklarının tekrar öz evlatlarına kavuşmasını özlemle bekliyoruz." (*)     Gazi Üniversitesi  öğretim Üyesi Yunus Zeyrek hoca "Bizim Ahiska" dergisinde http://www.ahiska.org.tr/ Bitmeyen sürgünü bilimsel olarak tüm ayrıntıları ile anlatıyor.Bu yazısının altını çizdiğim önemli satırlarını birlikte okuyalım: "Çarlık Rusyası dönemindeki baskı ve zulümler Sovyet Gürcistan’ı döneminde de devam etti. Onlar hem Rus, hem de Gürcü mezâlimi ile karşı karşıya kaldılar. Türk ve Müslüman olarak yaşamanın bedeli ağırlaşmaya başladı. Bu baskı, Stalin zamanında en yüksek noktaya çıktı. Ahıska Türklerinin önde gelen aydınları, çeşitli düzme suçlarla tutuklanıp ya öldürüldüler, yahut da sürüldüler. Masum insanlar için düzme suçlar icat ediliyordu: Türkçülük, Kemalistlik ve Türkiye taraftarlığı hattaTroçkistlik! Bu yıllar aynı zamanda Gürcü şovenizminin azgınlaştığı bir zamandı. Birçok Türk’ün soyadı değiştirildi: Paşaoğlu,Paşaladze; Alioğlu, Alidze; Dadaşoğlu, Dadaşidze; Zeyneloğlu, Zenişvili… 1938 Sovyet anayasasının kabulünden sonra Ahıskalıların bir kısmını Azerbaycan milleti(!) diye yazdılar. Aynı yıl Ahıska ve çevresine sınır koruması adı altında on binlerce asker yerleştirildi. Bu, yakında çıkabilecek Türk-Sovyet savaşının hazırlıklarıymış! II. Dünya Savaşı yıllarına kadar askere alınmayan Ahıska Türkleri, savaş başlayınca askere alınmaya başlandı. 40.000 civarında insan, Almanlarla savaşmak üzere silâh altına alınarak cepheye gönderildi. Geride kalan kadınlar ve yaşlılar da, Ahıska-Borcom  demiryolu inşaatında çalıştırıldılar. Bu hat 1944 ekiminde tamamlandı. Ahıskalılar, kendilerini vatana hasret bırakacak trenlerin yolunu, kendi elleriyle yapmışlardı!   15 Kasım 1944 tarihi, yalnız Türk tarihinin değil, insanlık tarihinin de kara sayfasıdır. Zira bu tarih, bir kış gecesi 200′den fazla köy ve kasabada yaşayan binlerce insan, birkaç saat içinde ocağından sökülerek yük ve hayvan vagonlarında, Sibirya, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a sürülmüşlerdir. Sürgün edilenlerin birçoğu yollarda öldü. Sağ kalanlar da, ata vatanından ebedî ayrılığa mahkûm edildiler. Yıllarca dünya kamuoyundan gizlenen sürgünün belgeleri bugün artık sır değil. 31 Temmuz 1944 tarihli “Devlet Savunma Komitesi”nin gizli kaydıyla kaleme alınan kararının altında Gürcü diktatörü Stalin’in imzası bulunmaktadır. Bu karar: “Ahıska, Adigen, Aspinza, Ahılkelek ve Bogdanovka rayonlarıyle Acaristan Özerk SSC’den Türk,  Hemşin olmak üzere toplam 86.000 kişiden meydana gelen 16.700 hanelik nüfustan, 40.000′i Kazakistan SSC’ye, 30.000′i Özbekistan SSC’ye ve 16.000′i de Kırgızistan’a tahliye edilsin.” emriyle başlıyordu. Tahliyenin, SSCB Halk İçişleri Komiseri Beriya tarafından 1944 yılı kasım ayında gerçekleştirmesi isteniyordu. Ahıska Türklerinin malı mülkü de buralara getirilerek iskân edilecek Gürcü ve Ermenilere peşkeş çekiliyordu. Bu hususta şu emirler veriliyordu: “Bölgeye iskân edilen çiftçilere sınır bölgesi için uygun görülmüş miktarlarda arsalar dağıtmak; buradan tahliye edilmiş nüfustan kalan kamu ve hususî bahçe ve bağları yedi yıl vadeli kredi şeklinde yeni gelenlere devretmek; bu bölgeye iskân edilen nüfusu 1945 yılında her türlü vergilerden muaf tutmak; iskân edilenlere Gürcistan Hükûmeti imkân ve fonları çerçevesinde ev hayvanları vermek; boşaltılan bölgeye yeni iskân edilecekleri parasız nakletmek. Taşınma masrafları Gürcistan Hükûmeti’ne özel olarak ayrılmış paralarla karşılanacaktır.“ Bu karar gereğince, 14 kasımı 15′ine bağlayan gece, Türk köyleri askerler tarafından kuşatıldı. Kapılar dövüldü. Birkaç saat içinde, küfür, tüfek ve dipçiklerle köy meydanlarına toplanan halk, kamyonlarla demiryolu boylarına getirilerek hayvan vagonlarına dolduruldu. İnsanlar, haftalar sürecek bir ölüm yolculuğuna çıkarıldılar. Gittikleri yerlerde yıllar sürecek  zorbalıklara ve acılara maruz kaldılar. Sürgünü gerçekleştiren L. Beriya, 28 Kasım 1944 tarihli yazıyla, icraatını Stalin’e rapor ediyordu: “Türklerin ve Hemşenlilerin Gürcistan SSC sınır bölgesinden tahliye işlemleri tamamlanmıştır. Türkiye’nin sınıra yakın kısmındaki nüfusla akrabalık bağları bulunan söz konusu halkın önemli bir çoğunluğu kaçakçılık yapmakta olup muhaceret eğilimi gösteriyor ve Türkiye istihbarat makamları için casus angaje etme ve çete grupları oluşturma kaynağı teşkil ediyordu. Tahliye işlemlerine hazırlık tedbirleri bu yılın 20 Eylül gününden 15 Kasım gününe kadar alınmıştır. Nitekim tahliyeye tâbi tutulan kişilerin sınırı geçmesini önlemek için Türkiye ile devlet sınırımızın korunma ve gözetimi azami şekilde takviye edilerek kuvvetlendirilmiştir. Adigen, Aspinza, Ahıska, Ahılkelek ve Bogdanovka rayonlarında tahliye işlemleri 15-18 Kasım; Acaristan Özerk Cumhuriyeti’nde ise 25-26 Kasım günlerinde gerçekleştirilmiştir. Toplam  91.095 kişi tahliye edilmiştir. Tahliye edilenleri taşıyan katarlar hareket hâlinde olup Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’daki yeni iskân yerlerine doğru yol almaktadırlar. Tahliye işlemleri düzenli ve olaysız bir şekilde tamamlanmıştır. Adı geçen sınır rayonlarına Gürcistan’ın toprak sıkıntısı çekilen bölgelerinden 7.000 köylü hanesi iskân edilecektir.“ 1944 sürgününün tahminî rakamları şöyledir: Ahıska: 64 köy, 30.000; Adigön: 72 köy, 40.000; Aspinza: 59 köy, 35.000; Ahılkelek: 11 köy, 5.000; Bogdanovka: 2 köy, 5.000 olmak üzere 208 köyle birlikte toplam 115.000 kişi sürgüne gönderilmiştir.   Stalin bu sürgünü, Kars ve Ardahan’ı Gürcistan’a ilhak etmek için bir hazırlık mahiyetinde gerçekleştirmiştir. Batılı gözlemciler de bu kanaattedir: “Onların sürgün sebebi, Sovyetlerin, Türkiye üzerine yapmayı düşündüğü bir saldırıda, stratejik önemi olan bu bölgeyi Türk unsurundan temizleme maksadıydı.“ Nitekim Sovyet yönetimi, sürgünden hemen sonra bu talebini açığa vurmuş, iki Gürcü profesörüne sözde ilmî yazılar yayınlatmıştır. Stalin’in de bir Gürcü olduğu hesaba katılırsa sürgünün esas sebebinin bu olduğu söylenebilir.     Stalin, Ahıska Türklerini Orta Asya’ya sürerken onların Orta Asya Müslüman Türk boyları arasında eriyip gideceklerini, böylece tarihî kahramanlıkları, Rus askerî arşivlerini dolduran halkın tarihe karışıp gideceğini hesaplamıştı. Hâlbuki onlar dil, din, kültür ve geleneklerini bırakmadı, nerede yaşarsa yaşasın asimile olmadılar.    Savaştan dönen gaziler ve madalyalı kahramanlar, köylerine döndüklerinde ailelerini bulamadılar. Boş evlerde, kimsesiz sokaklarda akrabalarını aradılar! Onların sürgüne gönderildiklerini öğrenince, Orta Asya yollarına düştüler. Bu çile de yıllarca sürdü. Birçoğu aradıkları yakınlarına hiç kavuşamadılar.    Bu trajik olayın kahramanlarından biri Hatem Kurbanoğlu’dur. Onun yaşadığı uzun macerayı özetleyelim: “1916′da Aspinza’nın Van köyünde doğdu. Pedagoji Enstitüsünü bitirip öğretmen oldu. Nişanlandı. Düğüne bir hafta kala 1939′un karakışında askere çağrıldı. Savaşın en çetin safhalarına katıldı, yaralandı. Birçok madalya aldı. Savaş bittikten bir yıl sonra 1946′da terhis edildi. Son iki yıl boyunca evinden haber alamamıştı. Sürgünden haberi yoktu. Tiflis’e geldiğinde, “Bölgede karışıklık var!” denilerek Ahıska’ya bırakılmadı. Sürgün haberini aldı. Orta Asya’da aylarca ailesini aradı. Nihayet buldu ve bollukta nasip olmayan düğün, sürgünde, darlıkta yapıldı. Yeniden Rus dili tahsili yaptı. Öğretmen oldu. Çocuklarının, “Baba madem bu madalyaları kazanacak başarılar gösterdin, niçin sizi sürdüler?” sorularına cevap veremedi. 1987′de emekliye ayrıldı. Kazakistan’da Çimkent’te yaşayan Kurbanoğlu ailesi, ölmeden önce vatana dönmek istiyor.“  1956 yılına kadar hiçbir Ahıskalı oturduğu köyü terk edemez, akrabasını görmek için komşu köye bile gidemezdi! Stalin’in sürgüne gönderdiği Karaçay, Balkar, Çeçen, İnguş ve Kalmuk gibi Kafkasya halkları, Komünist Partisi’nin XX. Kongresinden sonra ana yurtlarına dönme izni aldılar. Kırım Türkleri ile Ahıska Türklerine dönüş izni çıkmadığı gibi eski vatanlarını ziyaret etmeleri de yasaklandı. 31 Ekim 1956′da Yüksek Sovyet, gizli polis teşkilâtının kontrolünde devam eden sıkı rejim şartlarını kaldırdı. Fakat yurda dönüş izni vermedi. Ellerinden alınan malları da iade edilmedi. Ahıska Türklerinin temsilcileri, 1957′de Moskova’ya gelerek vatana dönmek için ilk müracaatlarını yaptılar. Kendilerine, “Siz Azerîsiniz! O hâlde Azerbaycan’a dönebilirsiniz…” diye cevap verildi. 1958′de, bazı aileler bunu kabul ederek, kendi vatanlarına yakın gördükleri Azerbaycan’a geldiler. Buradan Ahıska’ya geçmek kolay olur diye düşünüyorlardı. 1964 Şubatında Taşkent’te yapılan Halk Kongresine diğer sürgün bölgelerinden de gelen 600 civarında delege katıldı. Burada  “Millî Hakların Müdafaası İçin Türk Birliği”  kuruldu. Başkanlığına da Enver Odabaşev seçildi. 1968 Nisanında Taşkent yakınlarındaki Yengiyol’da yapılan gösteri yüzünden yüzlerce kişi tutuklandı. Ahıska Türklerinin sürgünü konusunda -açıkça olmasa da- yapılan ilk açıklama, SSCB Yüksek Prezidyumu’nun 30 Mayıs 1968 tarihli kararnamesidir. Böylece Stalin’in cinayetlerinden biri daha su yüzüne çıkmış oluyordu. Bu garip belgede, devletin kusurundan bahsedilmemekte, Sovyetlerin böyle bir meselesi yokmuş gibi bir üslûp kullanılmaktadır! 1968 Kasımında Sovyet KP Merkez Komitesi Sözcüsü B.P. Lakovlev, kendisine gelen Türk temsilci heyetine, vatanları olan Ahıska yöresine dönüşlerine müsaade edileceğini vaad etti. Bu vaade sevinerek Ahıska’ya hareket eden yüzlerce Türk ailesi, mahallî yöneticilerin engellemeleriyle karşılaştılar. Çalışma belgeleri verilmedi, askerlik problemi çıkarıldı ve taşınmak için vasıta verilmedi. Azerbaycan’dan gelenler de Gürcistan hududunda durduruldular. Eşyalarını bırakarak girenler de Gürcü idareciler tarafından sınır dışı edildiler. Ahıska Türkleri vatana dönüş hareketinin lideri Enver Odabaşev, arkadaşları Muhlis Niyazov, İslâm Kerimov, T. İlyasov’la birlikte Türkiye’nin Moskova Büyükelçiliği’ne müracaat ettiler. 2 Mayıs 1970′te “Biz Türküz!” diye başlayan bir beyannameyi açıkladılar. Bu beyannamede şu görüşlere yer veriliyordu: SSCB yetkili adli makamları ve Bakanlar Kurulu bir tahkikat yapmalı ve biz Türkleri sürgüne gönderenleri cezalandırmalıdır. Yüksek Sovyet Prezidyumu, Türklerin kendi yurtlarına iskân ve milletlerin mevcut determinant haklarını vererek, başkenti Ahıska olmak üzere bir Türk Muhtar Cumhuriyeti veya Özerk Vilâyeti kurulmasını kabul etmelidir. Sürgünden dolayı uğranılan zarar ziyan tazmin edilmelidir. Eğer bu talepler yerine getirilmeyecekse Türkiye’ye göç etmemize müsaade edilmelidir. Bu tebliğin yayınlanması çok önemlidir. Zira o güne kadar Batı âlemine ulaşan en aydınlatıcı belge budur. Ayrıca millî kimliklerini en açık şekilde dile getirmeleri de mühimdir. Şu var ki, Sovyet makamları bu tebliğe yanıt vermemiştir. Yine 1970 yılı içinde  vatana dönme teşebbüsleri, Gürcistan yetkililerince şiddetle engellenmiştir. O zamanın İçişleri Bakanı olan Eduard Şevardnadze yönetimi, Ahıska’ya dönmek üzere Tiflis’e gelen binlerce Ahıska Türkü’nü cop, basınçlı su vs. ile geri çevirmiştir. 1972 yılında hareketin yeni önderi Reşit Seyfatov, Sovyet KP Sekreteri Brejnev, BM Genel Sekreteri Waldheim ve Türkiye Başbakanı Ferit Melen’e müracaat etti. Bu müracaatlardan da yazık ki, sonuç alınamadı...". Gazi Üniversitesi  öğretim Üyesi Yunus Zeyrek hoca'nın "Bu Yolda" şiir kitabından geçmişte yaşanan ve hala devam eden tüm acıları dile getiren  "Ben Ahiska’yım" şiirini birlikte okuyalım:  "Bayraksız direğim, ezansız minarem, Susmakta şimdi Kars, Erzurum, Ardahan, Ki her biri eski ciğerpârem. .............................. Dost hain çıktı, düşman zalim Ümitleri örümcek ağında örülen benim. ...................... Son söz: Vatan , Şehitlerimizin bize emanetidir. Vatan, Sultan Alparslan'dır. Vatan, Sultan Mehmet Han'dır. Vatan, Mustafa Kemal Atatürk'tür... Tarihte ATATÜRK’e düşman olupta TÜRK’e dost olan çıkmamıştır! Bunun tek bir istisnası bile yoktur! Çünkü ATATÜRK, Asyadan Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan bu memleketin ve büyük TÜRK milletinin “Mavi Gözlü Bozkurtudur     Arif Nihat Asya'nın şiirinden bir kaç satır:   "Biz,kısık sesleriz minareleri, Sen,ezansız bırakma Allahım! Bizi sen sevgisiz,susuz,havasız; Ve vatansız bırakma Allah’ım !...." 77 yıl önce sürgünde şehit olan kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum. Nurlarda Yatsinlar Cennet Ehli onlar!.... Saygılarımla. Sağlıcakla kalın! Günleriniz hep aydınlık olsun! Yüreğinizde sevgi daim olsun! Yüreği "Berkehan ve Bigehan Deniz" kadar temiz olanların! Kötülüğü tanımamış insanların memleketi Posof... Kafkas Dağlarının Eteklerinde “Cennetin Saklı Bahçesi“ Memleketim Posof .. Her nedense hep İçim burkularak izledim Mustafa Hacioğlu'nu..... Birlikte izleyelim.... (Ahıska "Ömür Dediğin" Mustafa Hacioğlu) https://www.youtube.com/watch?v=1AEaX1_3NV8 Cennetin Saklı Bahçesi :POSOF https://www.youtube.com/watch?v=ztjl7md_BNQ    --------------------------------------------------------------- Referans: http://ahiskalilar.org/ahiska/ (*)Kaan Gündoğdu  https://www.facebook.com/kaan.gundogdu.18?fref=ts

8. Uluslararası Muhasebe ve Finans Araştırmaları Kongresi (Icafr‘21)

"kongre" Birlikte yürümek, birlikte adım atmak, birlikte mücadele etmek anlamında Latince bileşik bir kelime..Sempozyumdan daha üst seviyede... Ağırlıklı olarak aynı bilim dalında uzmanlaşmış bilim insanlarının/uzmanlarının çağrıldığı, konuların daha derinliğine konuşulduğu toplantı.  Öyle yazıyor kitaplar....   http://www.icafr.org/ https://bit.ly/3GQwuGN http://www.icafr.org/ .   Kongre Programını (Güncel) İndirmek İçin Tıklayınız https://drive.google.com/file/d/1YEpX2wQ8Zrh4GlOlpF1S361UUHFMgt-3/view