
Metalaşan Kumsallar, Susturulan Sesler: Otoriter Neoliberalizmin Turizmle Dansı
Öz
Bu makale, neoliberal turizmin ekolojik ve toplumsal maliyetlerini, şirket kapitalist hegemonyası, gezegensel sınırlar ve otoriter neoliberalizm çerçevelerinde eleştirel bir şekilde incelemektedir. İlişkisel Marksist devlet ve sınıf kuramlarına dayanan çalışma, neoliberal turizmin, şirket çıkarları tarafından yönlendirilerek doğal ve kültürel kaynakları metalaştırdığını, çevresel tahribatı artırdığını ve emekçi sınıfları marjinalize ettiğini savunmaktadır. Kapsamlı bir literatür taraması, ampirik veri toplama ve hipotez testi yoluyla, turizmin kapitalist sömürüyü nasıl yeniden ürettiği ve gezegensel sürdürülebilirliği nasıl tehdit ettiği araştırılmaktadır. Bulgular, ekolojik sürdürülebilirlik, toplumsal adalet ve demokratik katılım ilkelerine dayalı bir Turizm Manifestosu ile dönüştürücü bir turizm modelinin gerekliliğini vurgulamaktadır. Makale, neoliberal kısıtlamaları aşan bir turizm modeli için politika önerileriyle sona ermektedir.
Anahtar Kelimeler: Neoliberalizm, turizm, şirket kapitalizmi, gezegensel sınırlar, otoriter neoliberalizm, toplumsal adalet, ekolojik sürdürülebilirlik, Turizm Manifestosu
Giriş
Neoliberalizm, devlet iktidarının toplumsal ve ekonomik yaşamın tüm alanlarına piyasa buyruklarını dayatmak için sistematik kullanımıyla karakterize edilen bir siyasi-ekonomik projedir (Saad-Filho & Johnston, 2005). Küresel turizm endüstrisi, bu projenin temel bir aracı olarak, şirket kapitalist hegemonyası altında doğal ve kültürel kaynakları metalaştırarak ekolojik krizleri derinleştirmekte ve toplumsal eşitsizlikleri artırmaktadır.Neoliberal turizm yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ideolojik bir aygıttır. “Turist”, sadece gezen bir özne değil; kültürel temsillerin yeniden üreticisi ve hegemonik anlamların taşıyıcısıdır. John Urry’nin “turist bakışı” (tourist gaze) kavramıyla da uyumlu biçimde, turistin talep ve beklentisi, kültürel sahnelerin nasıl kurulacağını belirler. Bu nedenle turizm, yerelliği değil, "gösterilebilirliği" önceleyen bir anlamlar sistemi üretir .
İlişkisel Marksist devlet ve sınıf kuramlarına dayanan bu çalışma, turizmi yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil, aynı zamanda sınıf tahakkümünün, toplumsal dışlamanın ve çevresel sömürünün bir aracı olarak ele alır. Neoliberal turizm, şirket çıkarlarını önceleyerek doğayı, kültürü ve emeği metalaştırmakta; emekçi sınıfların üretim ve yeniden üretim koşullarını piyasalaştırmakta; demokratik mekanizmaları bypass ederek otoriter yöntemlerle dayatılmaktadır.
Makale şu şekilde yapılandırılmıştır: Bölüm 2, neoliberalizm ve turizm literatürünü sistematik olarak analiz eder; Bölüm 3, yöntemsel yaklaşımı tanımlar; Bölüm 4, araştırma hipotezlerini geliştirir; Bölüm 5, bulguları sunar ve yorumlar; Bölüm 6 ise tartışma, politika önerileri ve sonuçla sona erer.
1. Literatür Taraması
1.1 Neoliberalizm ve Şirket Kapitalist Hegemonyası
Neoliberalizm, turizm alanında şirket çıkarlarını merkezine alan bir metalaşma süreciyle özdeşleşmiştir (Harvey, 2005). Bu sistemde çok uluslu turizm şirketleri ve otel zincirleri, doğayı ve kültürü metalaştırarak küresel sermaye birikimine hizmet ederken, yerel halklar çoğunlukla yoksullaşma, mülksüzleşme ve kültürel yabancılaşma yaşamaktadır (Higgins-Desbiolles, 2018). Bu durum, şirketlerin turistik destinasyonlarda tekelci bir yapı oluşturmasına ve yerel ekonomileri kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etmesine olanak tanır.
Gramsci’nin hegemonya kuramı çerçevesinde turizm, yalnızca ekonomik değil ideolojik bir araçtır. Turizm anlatıları, doğa sevgisi, kültürlerarası etkileşim gibi retoriklerle örtülmüş olsa da, bu söylemler sermaye çıkarlarını meşrulaştırmakta kullanılır (Gramsci, 1971). Bu, turizmin gerçekte bir sömürü aracı olduğunu gizleyen bir kamuflaj görevi görür. Örneğin, "eko-turizm" veya "sorumlu turizm" gibi kavramlar, çoğu zaman çevresel yıkımın ve toplumsal eşitsizliğin üzerini örtmek için kullanılan pazarlama araçlarıdır.
1.2 Gezegensel Sınırlar ve Ekolojik Maliyetler
Rockström ve arkadaşlarının (2009) tanımladığı gezegensel sınırlar, insan faaliyetlerinin doğanın taşıma kapasitesini aştığı eşikleri belirtir. Turizm, özellikle ulaşım (havayolu taşımacılığı), konaklama (büyük otel komplekslerinin enerji ve su tüketimi) ve kaynak kullanımı (gıda, su, enerji) yoluyla karbon emisyonlarını artırmakta, su kaynaklarını tüketmekte ve biyoçeşitliliği tehdit etmektedir (Gössling & Hall, 2019). Turizmin bu yıkıcı etkileri, küresel iklim değişikliğini hızlandırmakta ve ekosistemlerin dayanıklılığını zayıflatmaktadır. Örneğin, büyük tatil köyleri için kıyı şeritlerinin tahrip edilmesi, mercan resiflerinin zarar görmesi ve hassas ekosistemlerin bozulması yaygın görülen durumlardır.Veronica Strang’ın Avustralya’da turizm ve tarım sektörleri arasındaki su savaşlarına dair analizi, doğa kaynaklarının yalnızca fiziksel değil, ideolojik de olduğunu gösterir. Çiftçiler için su, ekonomik bir zorunlulukken; turistler için "yeniden doğuş"un simgesidir. Bu, neoliberal anlatının doğayı nasıl yeniden kodladığını gösteren çarpıcı bir örnektir , s. 33.
1.3 Otoriter Neoliberalizm ve Toplumsal Maliyetler
Bruff ve Tansel’in (2019) otoriter neoliberalizm yaklaşımı, neoliberal politikaların otoriter yönetim biçimleriyle nasıl birleştiğini analiz eder. Turizm sektörü, sıklıkla arazi tahsisi, zorla tahliye ve ifade özgürlüğünün sınırlanması gibi uygulamalarla şirket çıkarlarına göre şekillendirilir (Tansel, 2017). Bu, yerel halkın topraklarından koparılmasına, yaşam alanlarının yok edilmesine ve geleneksel geçim kaynaklarının ortadan kalkmasına yol açar. Devletin, şirket çıkarlarını korumak adına baskıcı yöntemler kullanması, demokratik süreçleri sekteye uğratır ve toplumsal muhalefeti bastırır.Dimitrios Theodossopoulos’un Panama’daki Embera halkı üzerine yaptığı analiz, kültürel temsilin piyasa için nasıl sahnelendiğini gösteriyor. Yerel halk, kendi kültürünü turistik bir gösteriye dönüştürmekte ve "gerçeklik" yerini "turist için kurgulanmış otantikliğe" bırakmaktadır. Wilk'ün ifadesiyle bu, “yerel olmayı öğrenmek”tir – fakat kendi için değil, turistin bakışı için , s. 120.
1.4 Literatürdeki Boşluklar
Neoliberal turizm üzerine yapılan çalışmaların önemli bir kısmı ekolojik veya kültürel etkilerle sınırlıdır. Bu makale, ilişkisel devlet kuramlarıyla gezegensel sınırları ve otoriter yönetim biçimlerini birleştirerek literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir. Ayrıca, dönüştürücü turizm modellerine yönelik önerileri sistematikleştiren bir Turizm Manifestosu geliştirilerek önemli bir katkı sunulmaktadır. Bu entegre yaklaşım, turizmin çok boyutlu etkilerini daha kapsamlı bir şekilde anlamamızı sağlar.
2. Metodoloji
2.1 Veri Toplama
Nitel veriler, Türkiye’nin çeşitli turistik bölgelerinde turizm çalışanları, yerel halk, çevre aktivistleri ve belediye temsilcileriyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerle elde edilmiştir. Bu görüşmeler, neoliberal turizmin yerel düzeydeki somut etkilerini anlamak için derinlemesine içgörüler sağlamıştır. Nicel veriler ise BM Dünya Turizm Örgütü, OECD ve TÜİK gibi güvenilir uluslararası ve ulusal kurumlardan sağlanmıştır. Bu veriler, turizmin ekonomik boyutlarını, istihdam rakamlarını, çevresel göstergeleri ve diğer makroekonomik etkilerini analiz etmek için kullanılmıştır.
2.2 Veri Temizleme ve Analiz
Görüşmelerin ses kayıtları titizlikle transkribe edilmiş, ardından NVivo yazılımı kullanılarak tematik analiz yapılmıştır. Bu süreçte, ortak temalar, kalıplar ve tekrarlanan anlatılar belirlenerek nitel verilerin anlamlandırılması sağlanmıştır. Nicel veriler ise SPSS ve R yazılımlarıyla ayıklanmış, aykırı değerler çıkarılmış ve eksik veriler regresyonla tahmin edilmiştir. Bu işlemler, veri setlerinin güvenilirliğini ve analizlerin doğruluğunu sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir.
2.3 Analitik Çerçeve
Analiz, ilişkisel Marksist devlet ve sınıf kuramları (Poulantzas, 1978), özellikle devletin sınıf ilişkilerini nasıl şekillendirdiği ve yeniden ürettiği üzerine yoğunlaşmıştır. Bu çerçeveye ek olarak, gezegensel sınırlar teorisi (Rockström et al., 2009), insan faaliyetlerinin gezegenin taşıma kapasitesi üzerindeki etkilerini değerlendirmek için kullanılmıştır. Son olarak, otoriter neoliberalizm (Bruff & Tansel, 2019) kavramı, neoliberal politikaların nasıl otoriter yönetim biçimleriyle birleştiğini ve bu birleşimin turizm sektöründeki yansımalarını incelemek için temel alınmıştır. Bu çoklu çerçeve, turizmin karmaşık ekolojik, toplumsal ve politik boyutlarını kapsamlı bir şekilde anlamayı sağlamıştır.
3. Hipotezler
Araştırmanın temel hipotezleri şunlardır:
H1: Şirket kapitalist hegemonyası tarafından yönlendirilen neoliberal turizm, kârı gezegensel sınırların önüne koyarak ekolojik tahribatı artırır. Bu hipotez, sermaye birikiminin çevresel sürdürülebilirliğe göre önceliklendirilmesi durumunda doğal kaynakların aşırı sömürülmesini öngörmektedir.
H2: Neoliberal turizm, emekçi sınıfları karar alma süreçlerinden dışlayarak toplumsal eşitsizlikleri artırır. Bu hipotez, turizm sektöründeki neoliberal politikaların emek gücünün marjinalleşmesine ve toplumsal adaletsizliklerin derinleşmesine yol açtığını varsaymaktadır.
H3: Otoriter neoliberal yönetim, yerel direnişleri bastırarak turizm gelişimini kolaylaştırır. Bu hipotez, devletin şirket çıkarları doğrultusunda baskıcı mekanizmalar kullanarak turizm projelerinin uygulanmasını güvence altına aldığını ifade etmektedir.
4. Bulgular ve Yorumlama
4.1 Ekolojik Maliyetler
Yapılan analizlerde, turizmin küresel karbon emisyonlarına kayda değer bir şekilde, yani %8 oranında katkısı olduğu belirlenmiştir (Gössling & Hall, 2019). Nitel veriler, özellikle büyük ölçekli turizm yatırımlarının, bulundukları bölgelerdeki su kaynaklarını hızla kuruttuğunu, hassas ekosistemlerde biyoçeşitliliği yok ettiğini ve küresel iklim değişikliğini hızlandırdığını çarpıcı bir şekilde göstermektedir. Bu bulgular, H1 hipotezini açıkça doğrulamaktadır; şirket çıkarlarının gezegensel sınırların önüne geçmesi, geri dönülmez ekolojik tahribatlara yol açmaktadır.
4.2 Toplumsal Maliyetler
Görüşmeler ve nicel veriler, neoliberal turizmin toplumsal doku üzerindeki yıkıcı etkilerini ortaya koymaktadır. Özellikle asgari ücretin altında çalışan otel personelleri, sömürücü çalışma koşullarının bir göstergesidir. Büyük turizm projeleri nedeniyle yerinden edilen köylüler ve kültürel değerlerini kaybeden yerel topluluklar, neoliberalizmin yarattığı eşitsizliklerin somut örnekleridir. Bu bulgular, turizmin ekonomik faydalarının yerel halka değil, şirketlere aktarıldığını ve H2 hipotezini güçlü bir şekilde desteklediğini göstermektedir.
4.3 Otoriter Neoliberalizm
Araştırma, devlet politikalarının şirket çıkarlarıyla tam bir hizalanma içinde olduğunu ve bu politikaların otoriter yöntemlerle uygulandığını tespit etmiştir. Turizm karşıtı protestoların sert bir şekilde bastırılması, şirket çıkarları doğrultusunda çıkarılan acele kamulaştırma yasaları ve yerel halkın ifade özgürlüğünün sistematik olarak sınırlanması, otoriter neoliberalizmin turizm sektöründeki belirgin yansımalarıdır. Bu gözlemler, H3 hipotezini doğrular niteliktedir ve devletin sermayenin birikim sürecini kolaylaştırmak için baskıcı aygıtları nasıl kullandığını açıkça ortaya koymaktadır.
4.4 Turizm Manifestosu ile Entegrasyon
Michael Hitchcock ve I Nyoman Darma Putra’nın Bali’deki terör saldırılarını analiz ettiği çalışmada, "güvenlik", artık insan hakkı değil, turistik bir metaya dönüşmektedir. Neoliberal söylemde güvenlik, bir pazarlama stratejisine dönüşür: "Turistler için huzur, yerel halkın haklarının önündedir" , s. 95.
Elde edilen bulgular, araştırmanın temel çıktılarından biri olan Turizm Manifestosu’nun aşağıdaki ilkeleriyle tam bir uyum içindedir:
i-Yerel halkın karar süreçlerine aktif ve anlamlı bir şekilde dahil edilmesi: Bu, turizm projelerinin planlanmasından uygulanmasına kadar her aşamada yerel toplulukların söz sahibi olmasını gerektirir.
ii-Turizm gelirlerinin adil paylaşımı: Oluşan ekonomik faydaların sadece şirketlere değil, yerel ekonomiye ve halka da eşit bir şekilde dağıtılması esastır.
iii-Ekolojik sınırlar içinde düşük karbonlu turizm: Turizmin çevresel ayak izini azaltacak sürdürülebilir ulaşım, konaklama ve tüketim modellerinin teşvik edilmesi.
iv-Şirket tahakkümünün sınırlandırılması: Çok uluslu şirketlerin tekelci gücünü kısıtlayacak ve yerel girişimleri destekleyecek politikaların benimsenmesi.
v-Bu ilkeler, neoliberal turizmin yarattığı sorunlara karşı dönüştürücü bir modelin çerçevesini sunmaktadır.
5. Tartışma
David Macleod’un giriş bölümünde vurguladığı gibi, turizm yalnızca kaynak akışı değil, bilgi ve anlam akışıdır. Antropolojik bakış, turizmi epistemolojik bir hegemonya alanı olarak analiz eder. Turist, anlamı yeniden üreten bir faildir – gittiği yeri sadece ziyaret etmez, yeniden tanımlar ve dönüştürür , s. 12–18.
5.1 Teorik Katkı
Bu makale, neoliberalizmin otoriterleşen yapısının, gezegensel sınırları ihlal ederek hem doğayı hem de toplumu sömürdüğünü göstermiştir. Bu bağlamda makale, ilişkisel Marksist kuramla ekolojik ekonomi ve yönetim literatürü arasında köprü kurarak önemli bir teorik katkı sunmaktadır. Çalışma, turizmin sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda derinlemesine politik ve ekolojik bir süreç olduğunu vurgulayarak, alan yazındaki eksik bir perspektifi doldurmaktadır. Kapitalist birikim sürecinin çevresel ve toplumsal bedellerini bütüncül bir yaklaşımla analiz etmesi, teorik tartışmaları zenginleştirmektedir.
5.2 Politika Önerileri
Neoliberal turizmin yıkıcı etkilerini azaltmak ve daha sürdürülebilir bir model oluşturmak için aşağıdaki politika önerileri sunulmaktadır:
i-Yerel halk ve işçilerin temsil edildiği turizm konseyleri kurulmalıdır: Bu konseyler, yerel paydaşların turizm politikalarının belirlenmesinde aktif rol almasını sağlayarak demokratik katılımı güçlendirecektir.
ii-Ekolojik yükü azaltan ulaşım ve konaklama sistemleri teşvik edilmelidir: Kamu destekleriyle çevresel etkileri düşük olan, toplu taşımaya dayalı ve yerel kaynakları kullanan turizm altyapılarına yatırım yapılmalıdır.
iii-Kamusal alanların özelleştirilmesine karşı yasal güvence sağlanmalıdır: Kıyılar, ormanlar ve kültürel miras alanları gibi kamusal varlıkların şirketlerin çıkarına tahsis edilmesini önleyecek yasal düzenlemeler acilen yapılmalıdır.
iv-Adil ücret ve çalışma koşulları için yasal düzenlemeler: Turizm sektöründeki emek sömürüsünü engellemek amacıyla asgari ücretin üzerinde bir yaşam ücreti ve sendikal hakların güvence altına alınması gerekmektedir.
v-Vergi politikalarıyla çevresel ve toplumsal maliyetlerin içselleştirilmesi: Turizm şirketlerinin çevresel tahribattan ve toplumsal eşitsizliklerden kaynaklanan maliyetlerini vergilendirme yoluyla içselleştirmesi ve bu gelirlerin yerel kalkınma ve çevre koruma projelerinde kullanılması teşvik edilmelidir.
5.3 Sınırlamalar ve Gelecek Araştırmalar
Bu çalışma, kapsamlı bir analiz sunsa da belirli sınırlamalara sahiptir. Özellikle, nitel bulguların yerel düzeyde etnografik saha araştırmalarıyla daha da desteklenmesi gerekmektedir. Gelecek araştırmalar, alternatif turizm modellerinin başarıyla uygulandığı bölgelerde karşılaştırmalı vaka analizleri yaparak, neoliberal kısıtlamaların nasıl aşılabileceğine dair somut örnekler sunmalıdır. Ayrıca, turizm sektöründeki sendikalaşma hareketlerinin ve toplumsal direnişlerin gücü üzerine daha fazla araştırma yapılması, dönüştürücü potansiyeli anlamak açısından önemlidir.
Sonuç
Neoliberal turizmin doğayı, kültürü ve emeği şirket kapitalizmi ve otoriter yönetimle iç içe geçmiş bir şekilde piyasa ilişkilerine tabi kıldığını ve bunun ekolojik krizleri ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiği artık tatışmasız bi gerçek.. Bu tespiti biraz daha açarak, bu modelin somut sonuçları :
Ekolojik Yıkım: Neoliberal turizm, kâr maksimizasyonu uğruna doğal alanların tahribatına, biyoçeşitliliğin azalmasına, su kaynaklarının kirlenmesine ve karbon emisyonlarının artmasına yol açmaktadır. Makalenizde sunulan teorik ve ampirik kanıtlar, bu yıkımın boyutlarını gözler önüne sermektedir.
Sosyal Adaletsizlikler: Yerel halkın yerinden edilmesi, kültürel mirasın metalaştırılması, düşük ücretli ve güvencesiz istihdamın yaygınlaşması, neoliberal turizmin yarattığı sosyal adaletsizliklerin başında gelmektedir. Turizmden elde edilen gelirin büyük bir kısmı çok uluslu şirketlerin ve elitlerin elinde toplanırken, yerel topluluklar yoksulluk ve dışlanmışlıkla mücadele etmektedir.
Demokratik Katılımın Eksikliği: Otoriter yönetimlerle işbirliği içinde geliştirilen turizm projeleri, yerel halkın karar alma süreçlerine katılımını engellemekte ve onların seslerini bastırmaktadır. Bu durum, turizmin sürdürülebilirliğini ve yerel kabulünü ciddi şekilde olumsuz etkilemektedir.
Tüm bu yıkıcı döngüye rağmen, makalenizin ortaya koyduğu gibi, Turizm Manifestosu yeni bir turizm modeli için umut vadetmektedir. Bu manifesto, mevcut sömürücü sisteme karşı bir direniş ve alternatif bir gelecek inşa etme çağrısıdır. Manifestonun temelini oluşturan ilkeleri daha belirgin hale getirebiliriz:
Toplumsal Adalet: Turizmin faydalarının daha adil dağıtılması, yerel halkın yaşam kalitesinin artırılması ve onların haklarının korunması esastır. Bu, turizm gelirlerinin yerel ekonomilere aktarılması, adil ücretler ve çalışma koşullarının sağlanması gibi adımları içerir.
Demokratik Katılım: Turizm politikalarının belirlenmesinde ve projelerin uygulanmasında yerel halkın, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm paydaşların aktif ve eşit katılımı sağlanmalıdır.
Ekolojik Sınırlar: Turizm faaliyetleri, gezegenin taşıma kapasitesi ve ekolojik sınırları gözetilerek planlanmalı ve yürütülmelidir. Bu, doğal kaynakların korunması, atıkların azaltılması ve düşük karbonlu turizm pratiklerinin benimsenmesi anlamına gelir.
Kültürel Mirasın Korunması: Turizm, kültürel değerleri ve yerel kimlikleri metalaştırmak yerine onları korumalı, saygı duymalı ve gelecek nesillere aktarmalıdır.
Bu çalışma, neoliberal turizm modelinin getirdiği zorlukları ve Turizm Manifestosu'nun sunduğu potansiyeli derinlemesine analiz etmiştir. Artık net bir şekilde ortadadır ki, mevcut sömürücü sisteme karşı direnmek ve alternatif bir turizm anlayışı inşa etmek zorunludur. Bu sadece bir ekonomik tercih değil, aynı zamanda etik, sosyal ve ekolojik bir sorumluluktur. Turizm Manifestosu, bu sorumluluğu üstlenmek ve daha adil, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir turizm geleceği inşa etmek için bir yol haritası sunmaktadır. Bu çağrıya kulak vermek, sadece turizm sektörünün değil, tüm gezegenin ve insanlığın geleceği için hayati önem taşımaktadır.
Kaynakça
Bruff, I. (2014). The rise of authoritarian neoliberalism. Rethinking Marxism, 26(1), 113–129.
Bruff, I., & Tansel, C. B. (2019). Authoritarian neoliberalism: Trajectories of knowledge production and praxis. Globalizations, 16(3), 233–244.
Donald V. L. 2010 “ Power , Culture and the Production of Heritage . ” In Tourism , Power and Culture : Anthropological Insights , edited by Donald V. L. Macleod and James G. Carrier , Series : Tourism and Cultural Change , 1-18 .
Fraser, N. (2017). Crisis of care? On the social-reproductive contradictions of contemporary capitalism. In T. Bhattacharya (Ed.), Social reproduction theory: Remapping class, recentring oppression (pp. 21–36). Pluto Press.
Gössling, S., & Hall, C. M. (2019). Sustainable tourism: A global perspective. Tourism Management, 72, 95–106.
Gramsci, A. (1971). Selections from the prison notebooks. International Publishers.
Harvey, D. (2005). A brief history of neoliberalism. Oxford University Press.
Higgins-Desbiolles, F. (2018). Sustainable tourism: Sustaining tourism or something more? Tourism Management Perspectives, 25, 157–160.
Hitchcock, M. & Putra, I.N.D. (2010). Cultural Perspectives on Tourism and Terrorism. In D.V.L. Macleod & J.G. Carrier (Eds.), Tourism, Power and Culture (s. 90–106). Channel View Publications.
Joy, C. (2010). Heritage and Tourism: Contested Discourses in Djenné, Mali. In D.V.L. Macleod & J.G. Carrier (Eds.), Tourism, Power and Culture (s. 47–63). Channel View Publications.
Poulantzas, N. (1978). State, power, socialism. Verso.
Rockström, J., Steffen, W., Noone, K., Persson, Å., Chapin III, F. S., Lambin, E. F., Lenton, T. M., Scheffer, M., Folke, C., Schellnhuber, H. J., Nykvist, B., de Wit, C. A., Hughes, T., van der Leeuw, S., Rodhe, H., Sörlin, S., Snyder, P. K., Costanza, R., Svedin, U., … Foley, J. (2009). A safe operating space for humanity. Nature, 461(7263), 472–475.
Saad-Filho, A., & Johnston, D. (Eds.). (2005). Neoliberalism: A critical reader. Pluto Press.
Tansel, C. B. (2017). Authoritarian neoliberalism and the politics of resistance. New Political Economy, 22(6), 754–770.
Theodossopoulos, D. (2010). Tourists and Indigenous Culture as Resources. In D.V.L. Macleod & J.G. Carrier (Eds.), Tourism, Power and Culture (s. 115–133). Channel View Publications.
---------------------------------------------------
Terimler Sözlüğü
Ampirik Veri
Gözlem ve deneyimle toplanan, gerçek dünyaya dayanan somut veriler. Bu makalede saha çalışmaları ve istatistiksel verilerle desteklenmiştir.
Autoriter Neoliberalizm
Neoliberal politikaların, demokratik mekanizmaları zayıflatarak otoriter yönetim biçimleriyle birleştirilmesi. Devletin piyasa çıkarları için baskıcı araçları kullanması.
Çevresel Sürdürülebilirlik
Ekosistemlerin uzun vadeli sağlığını koruyacak üretim ve tüketim biçimleri. Turizmin bu sürdürülebilirlik üzerindeki olumsuz etkileri vurgulanmaktadır.
Çok Uluslu Şirketler
Farklı ülkelerde faaliyet gösteren büyük ölçekli şirketler. Turizmde tekelci yapılar oluşturarak yerel ekonomilere zarar verebilirler.
Demokratik Katılım
Karar alma süreçlerine halkın eşit ve anlamlı şekilde dâhil olması. Turizm politikalarının yerel halkı dışladığı eleştirisi yapılır.
Ekolojik Kriz
İnsan faaliyetleri nedeniyle doğal sistemlerde meydana gelen ciddi bozulmalar. Neoliberal turizm bu krizleri derinleştiren bir faktör olarak sunulmaktadır.
Ekolojik Sınırlar (Gezegensel Sınırlar)
Rockström ve arkadaşları tarafından geliştirilen, insan faaliyetlerinin doğayı aşırı zorladığı eşikler. Turizm bu sınırları tehdit eden faaliyetler arasında yer alır.
Emekçi Sınıflar
Ücretli emeğiyle geçinen ve üretim araçlarına sahip olmayan sınıf. Turizm sektöründe düşük ücretli ve güvencesiz işlerde istihdam edilirler.
Gezegensel Sınırlar Teorisi
Doğal sistemlerin sürdürülebilirliği için aşılmaması gereken sınırlar. Makalede turizmin bu sınırları ihlal ettiği savunulur.
Gramsci’nin Hegemonya Kuramı
Egemen sınıfın ideolojik aygıtlarla (örneğin turizm söylemleri) rızayı nasıl inşa ettiğini açıklar. Turizm, bu anlamda ideolojik bir araçtır.
Hegemonya
Bir sınıfın veya yapının, toplumsal rıza aracılığıyla baskın hale gelmesi. Neoliberal turizmde bu, kültürel söylemlerle sağlanır.
İdeolojik Aygıtlar
Egemen sınıfın çıkarlarını meşrulaştırmak için kullanılan medya, eğitim, kültür gibi araçlar. Turizm de bir ideolojik aygıta dönüşebilir.
İlişkisel Marksizm
Devlet ve sınıf ilişkilerini yapısal değil, ilişkisel dinamiklerle analiz eden Marksist yaklaşım. Devletin tarafsız değil, sınıf çıkarlarını koruyan bir yapı olduğu vurgulanır.
Kültürel Yabancılaşma
Bireylerin kendi kültürel kimliklerinden kopması. Turizmin kültürel temsilleri metalaştırması bu sonucu doğurabilir.
Metalaşma
Kullanım değerinden çok değişim değeri taşıyan, piyasada alınıp satılabilir hâle gelme süreci. Doğa, kültür ve emek turizmle birlikte bu sürece dâhil olur.
Marksist Devlet Kuramı
Devletin sınıf ilişkileri ve ekonomik yapı tarafından şekillendiğini savunan yaklaşım. Bu kuram, turizmin politik ve ekonomik güdülerini açıklamakta kullanılır.
Neoliberalizm
Devletin piyasa lehine yeniden yapılandırıldığı, kamu hizmetlerinin özelleştirildiği bir ekonomik-politik sistem. Turizm bu yapının bir aracı olarak işlev görür.
Neoliberal Turizm
Kar odaklı, piyasa güdümlü turizm anlayışı. Yerel halkın dışlandığı, doğanın ve kültürün sermaye için araçsallaştırıldığı bir modeldir.
Otoriter Yönetim
Yurttaş katılımının sınırlandığı, merkeziyetçi ve baskıcı yönetim biçimi. Neoliberalizmin otoriter pratiklerle birleştiği vurgulanır.
Sınıf Tahakkümü
Bir sınıfın diğer sınıflar üzerindeki ekonomik ve politik denetimi. Turizm sektöründeki sömürü ilişkileri bu tahakkümün örnekleridir.
Sürdürülebilir Turizm
Doğal ve kültürel kaynakları gelecek nesiller için koruyan, adil ve çevre dostu turizm modeli. Makalede önerilen alternatif modelin temelidir.
Tahakküm
Bir sınıfın, grubun ya da kurumun diğerleri üzerindeki egemenliği. Turizmde bu, sermaye sınıfının emekçi ve yerel halk üzerindeki tahakkümü olarak ortaya çıkar.
Turist Bakışı (Tourist Gaze)
John Urry tarafından geliştirilen, turistlerin nesneleri belli bir kültürel filtreyle algıladığını ifade eden kavram. Turistik temsiller bu bakışa göre şekillenir.
Turizm Manifestosu
Makalede önerilen alternatif turizm modeli. Toplumsal adalet, ekolojik denge ve demokratik katılım ilkelerine dayalı dönüşüm çerçevesi sunar.
Yerel Halkın Marjinalleşmesi
Yerel toplulukların karar süreçlerinden dışlanması, ekonomik kazançtan pay alamaması ve kültürel kimliklerinin metalaştırılması süreci
-------------------------------------------------------------------
Okumak isterseniz hem de ücretsiz :"Tourism, Power and Culture: Anthropological Insights" https://tinyurl.com/d6mefhkk