DPUPortal - Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Bilgi Portalı
Orhan Elmacı

Prof. Dr. Orhan Elmacı

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

  • Profil
  • Kişisel
  • Eğitim Bilgileri
  • Görevler / İş Deneyimi
  • ÜAK Temel Alan
  • Dersler
  • Projeler
  • Yönetilen Tezler
  • Yayınlar
  • Tasarım/ Patent/ Ödül
  • Sanatsal Faaliyetler
  • Bilgi Paylaşımlarım
  • Galeri
  • İletişim

Demokratik Kapitalizmin Krizi... Geri

Prof. Dr. Orhan Elmacı  -  03 Şubat 2025


lk Söz:"Tarih kendini tekrar etmez, ancak kafiyelidir."
—Mark Twain'e atfedilir[1]

Martin Wolf, Demokratik Kapitalizmin Krizi'ne şu gözlemle başlıyor:

"Soğuk Savaş 1989'da sona erdiğinde, birçok kişi …

liberal demokrasinin serbest piyasa ile Batı sentezinin ideolojik

düşmanlarına karşı kesin bir zafer kazandığı konusunda hemfikirdi …

Ne liberal demokrasi ne de serbest piyasa kapitalizmi

bugün hiç de muzaffer görünmüyor" (s. 1).

Piyasa kapitalizminin "en az kötü" ekonomik sistem ve

liberal demokrasinin "en az kötü" siyasi sistem olduğunu (s. 312)

ancak her ikisinin de acilen reforma gereksinim duyduğunu

iddia etmeye devam ediyor....

Martin Wolf, bu son kitabında, demokratik kapitalizmin hâlâ en etkili ve

müreffeh sistem olmasına karşın, geleceğini tehdit eden

kritik zorluklarla karşı karşıya olduğunu savunuyor.

İlk bölüm, günümüz ile geçen yüzyılın en trajik yılları arasında

endişe verici paralellikler çiziyor...

20. yüzyılda I. ve II. Dünya Savaşları, İspanyol Gribi ve

Büyük Buhran yaşanırken, 21. yüzyılda Büyük Durgunluk,

COVID-19 salgını, otoriter bir Çin ve Putin'in Ukrayna'yı işgali yaşandı.

Sonuç olarak Wolf, "Ekonomilerimizde ve politikalarımızda neler olup

bittiğine yakından baktığımızda, özgürlük, demokrasi ve

Aydınlanma gibi temel Batı değerlerinin hayatta kalması için önemli

bir değişime gereksinim olduğunu kabul etmeliyiz" (s. xviii) diye uyarıyor...

Mesajı açık: Müreffeh toplumlar için kapitalizm ve demokrasi birbirini tamamlamalıdır.

Bu ideal olsa da, gerçek şu ki kapitalizm ve demokrasi arasındaki

ilişki genellikle gerginlikler ve zorluklarla doludur...

Ancak, özünde, her iki sistem de temel bir ilke üzerine kurulmuştur:

statü eşitliği. Wolf'un yerinde bir şekilde tanımladığı gibi,

bu sistemler "simbiyotik ikizlerdir." Demokratik bir çerçevede,

herkes endişelerini ifade etme ve neyin değiştirilmesini

istediklerini dile getirme hakkına sahiptir.

Benzer şekilde, serbest bir piyasada, bireyler istedikleri gibi mal ve

hizmet alışverişinde bulunabilirler. Kapitalizm ve

demokrasinin bir araya gelmesi, ekonomik ve

politik güçler arasında karmaşık bir etkileşim yaratır...

Piyasa Kapitalizmi Liberal Demokrasiyle Nasıl Evlendi?

Bu evliliğin hayatta kalması, politik ve ekonomik güç arasındaki ayrılığa dayanır ve

Wolf, işlerin ters gittiğine inandığı yer burasıdır.

Demokratik kapitalizmin rahatsızlığının birincil kaynağı kayırmacı kapitalizmdir...

Kitabın en güçlü bölümlerinden biri olan

"Rantier Kapitalizminin Yükselişi" başlıklı beşinci bölümde,

Wolf bir zamanlar üretken ve dinamik olan kapitalist sistemin

kayırmacı kapitalizme nasıl dönüştüğünü anlatıyor...

Wolf'a göre, politik ve ekonomik güç arasındaki dengenin

bozulmasının iki yolu vardır:

Devlet ekonomiyi kontrol altına aldığında veya

kapitalistler devleti kontrol altına aldığında.

Kapitalizm ile demokrasi arasındaki evliliğin başarılı olmasını sağlamak için

Acemoglu ve Robinson'ın (2019) "dar koridor" adını verdiği şeyi bulmalıyız.

Bu koridor, hem devlet hem de toplum özerkliğine

izin veren hassas dengeyi ifade eder.

Bu bakış açısından, kurumlar devlete kamu malları sağlamak ve

yasal standartları uygulamak için gerekli yetkiyi vermeli,

aynı zamanda otoriterliğe yol açabilecek ve kişisel özgürlükleri ve

özerkliği ihlal edebilecek aşırı gücü sınırlamalıdır.

Wolf, kapitalistlerin devleti kontrol altına almasıyla güç ve

serveti ayıran duvarların yıkılmasıyla "dar koridordan"

plütokrasiye doğru ilerlediğimizi savunuyor...

Antik Yunan'a kadar uzanan yazarların bozuk bir

demokrasinin sonuçları konusunda nasıl uyarılarda

bulunduklarını gösteriyor.

Örneğin Platon, siyasi ve ekonomik seçkinler ortalama vatandaştan

daha fazla iç içe geçip uzaklaştıkça toplumun zenginlere

karşı bir koruyucu arayacağına inanıyordu.

Platon, gelecekle ilgili güvensizliğin, korkunun ve

kızgınlığın tiranlığa yol açabileceğine inanıyordu...

Bu tanımın bugün bile ne kadar doğru kaldığı dikkat çekici...

Dünyanın dört bir yanındaki popülist hareketler ve liderler

bu kızgınlığı yakıt olarak kullanıyorlar. Yozlaşmış seçkinlere

"karşı" olduklarını iddia ediyorlar ve kendilerini

halkın koruyucuları olarak sunuyorlar...

Ancak Wolf'un haklı olarak belirttiği gibi, bu liderler

kendileri rekabet eden bir seçkinler grubu ve

bu da onun "plüton-popülizm" dediği şeye yol açıyor...

Ne yazık ki, Wolf demokratik kapitalizmden ve popülist

hareketlerin yükselişinden duyulan memnuniyetsizliğin

birincil nedeni olarak yandaş kapitalizmi ve

bunun sonucunda ortaya çıkan eşitsizliği doğru

bir şekilde tanımlarken, temel nedeni ele almayı başaramıyor.

Aslında, onun soruna ilişkin analizi piyasa güçleri tarafından

devletin ele geçirilmesiyle sınırlı. Sorunu, iyi niyetli veya saf politikacıların

"açgözlü kapitalistler" tarafından yanlış yönlendirildiği

bir çerçeveye oturtmak yerine, iki grup arasındaki çıkarların

işbirliğini fark etmek hayati önem taşıyor ve bu da onların oyunun

kurallarını kendi avantajlarına göre şekillendirmelerine olanak tanıyor...

Sorunun doğru bir şekilde tanımlanması önemlidir çünkü bu,

sorunu çözmenin bir yolu olarak daha fazla hükümet müdahalesi

çağrısında bulunmayı caydırabilir.

Sonuçta,

hem devlet hem de iş adamı bu hileli sistemden sorumluysa,

neden birileri daha fazla devlet müdahalesinin çare olacağına inansın ki?

Dahası, Wolf, kurumların bireylerin sisteme zarar vermesini önlemek

için şekillendirilmesinin önemini kabul ederken,

bireysel ahlaka yaptığı vurgu abartılmış olabilir:

"bu nihayetinde sorumluluk pozisyonundaki kişilerin

dürüstlüğüne ve güvenilirliğine bağlıdır" (s. 377).

Ahlaki ve etik düşüncelerin bireysel davranışı etkileyebileceği

doğru olsa da, kayırmacı kapitalizm gibi yapısal sorunlar, bireysel

Wolf, Londra'daki Financial Times'ın baş ekonomi yorumcusudur ve

oradaki yazılarının birçok hayranı, bu kitapta kapitalizmin ve

demokrasinin başarısızlıklarına yönelik açık ve bilgili eleştirilerini ve

daha iyisini nasıl yapabileceğimize dair yapıcı ve güçlü önerilerini tanıyor.

Diğer ülkelere daha az dikkat ederek ABDi ve Birleşik Krallık'a odaklanıyor.

Kitap, 30 sayfalık referanslarda ve yaklaşık 800 dipnotta belgelendiği gibi,

yaklaşık 400 sayfa uzunluğunda ve yüzlerce ekonomik ve

politik analizden yararlanan, hızlı veya gelişigüzel okunacak bir kitap değil.

Ancak kitap, zamanımızın kritik ekonomik ve politik zorluklarıyla ilgilenen

herkes için son derece eğitici ve keyifli bir okuma....

Dünyada kopan büyük fırtına, gelir dağılımındaki ağır eşitsizlikler,

covid felaketi, iklim değişimi, durduralamayan savaşlar ve

göçmen sorunu ve yarattığı anti göçmen aşırı sağcı dalga ve

popülist liderler ve halkın pasifleşip tepkisizleştirilmesi, vb.

bir avuç zenginin dünya hakimi olması ve

bir azınlık seçkinler sınıfının kayrılıp dokunulmazlıklar alması, vb.

İşte tüm bu sonuçlar, kapitalizmin yenildiğini ortaya koyuyor ve

liberal demokratlar feryat figan etmeye başlıyor, deniz bitti dünya bitti, diye!

Ve ama liberal yazarların ağzından 'vatanseverlik' olmadan

vahşi kapitalizme karşı savaşamayız laflarını duymak çok garibime gidiyor!

Dünyada o denli kökten değişiklikler oldu ki örneğin hemen herkeste

sağcı solcu liberal gibi eski siyasi bağlılıklar-mensubiyet-aidiyet ortadan kalktı!

Fikirleri köklü şekilde değişenlerin en başında da düne kadar

liberal demokrasinin önde gelen çok meşhur yazarları var!

Financial Times ekonomi başyazarı Martin Wolf'un

'Demokratik Kapitalizmin Krizi' adlı kitabı yıllardır

yazıp çizdiklerimizin özeti gibi, sanki oturmuş bu kitabı ben yazmışım gibi!

Kapitalizmin demokrasiyi nasıl çökertip yok ettiğini anlatıyor!

Kapitalizme bir isim de koymuş: 'yağmacı kapitalizm' ve 'ahbap çavuş kapitalizmi'!

Kitap çok şey anlatıyor, en başta, kapitalizmin demokrasiyi nasıl ortadan kaldırdığını,

bunu da 'statü kaybı'yla açıklıyor!

Statü Kaybı, şu, bireyler hem gelirleri hem de kişilik hakları

hem de meslekleriyle son kırk yılda ellerindeki bütün hakların alındığını düşünüyor!

Trump, Orban, Tayyip gibi popülist liderlerin de bu yüzden önü açıldı, diyor!

Daha çok şey söylüyor, mesela 'devlet müdahalesi' artık zorunlu diyor,

kapitalizmin sendikaları ve işçi partilerinin işini nasıl bitirdiğini anlatıyor!

Ve bam yeri, her şeyi ele geçiren küresel şirketlere

karşı kim ve nasıl mücadele edecek? Bizim iddiamız,

milli devletlerin bağımsızlık ve kurtuluş savaşlarından gelen

milli tarihi gücünden başka küresel şirketlerin

önüne neyi koyacaksın görüşüdür, işte bu soruya çok yakın yanıtlar

bulunca şaşkınlıktan küçük dilimizi yuttuk!

Sonuç, kapitalizm, bir kanserdi, dini, ahlakı, insan haklarını, anayasaları,

toplumları, milli iradeyi, sanatı vb. çürüterek yaşar!

Ve, bu vahşi kapitalizmi durduracak bir gücümüz var mı,

sorusuna, şöyle karşılık verir, önce kapitalizmi nasıl dizginleriz

diye bir düşüncemiz olmalı, diyor!

Peki kapitalizmi dizginleyecek demokratik kazanımları yeniden öne

çıkartacak bir düşüncemiz küresel çetenin hakimiyet kurduğu

bu medya ortamında mümkün mü?

Bu sorunun yanıtı için beyin fırtınası bizi bu çürümüş kurumları canlandıracak olan

yine seçimle başa geçip devleti güçlü kılmak ve devletin sömürgeci şirketlere

karşı gücünü ortaya koymasına çalışmaktır, gibi bir sonuca getiriyor!...

Ve şu gerçek, 40'lı yıllarda naziler ve faşistlerin ele geçirdiği

büyük medya gücünü artık küresel şirketler ele geçirdi,

yani, değişen bir şey yok...

Kitapta kullanılan bir kavram da hoşuma gitti,

kapitalizm 'hiper-süper bireyler' ortaya çıkarttı, diyor!

küresel çetenin yeni seçkin sınıfıyla Tarım Toplumunun asilzadeleri ve

din adamları ve aristokrasisi aynı dokunulmazlık sahibi ve

egemen sınıfın kaymağı haline geldi...

Artık, kapitalizmin sonsuz yalanlarının olduğu bir dünyada yaşayacağız,

çünkü bir haydut grubu iş başında, insanlara sürekli

çocuk gibi muamele ediyorlar ve keyfi despotizm,

her yerde, diyor!

Küresel çetenin hegemonyasıyla yerleşik demokrasilere ve

parlementolara ve mahkemelere ve siyasi kurumlara güven çok azaldı, diyor!

Bu yüzden kitleler popülist adaylara ve sistem karşıtlarına oy veriyor...

Ve bütün insanlık kendileri ve aileleri için daha ödüllendirici

bir yaşam beklerken kitleler artık sadece 'ayakta kalma' savaşı veriyor!

Şimdi gelelim kitabın 238. sayfasına, olmazsa olmaz diye

kapitalizmi dizginlemek için yapılacaklara bakalım!

Bir liberalin ağzından duyamacağımız şeyler söylüyor,

bir, vatanseverlik esastır, diyor, çünkü vatanseverlik siyaset üstüdür,

iki, yurttaşlık inşa edilmeli, diyor, (milli irade, halk iradesi)!

Asıl altı kalın çizgilerle çizilecek ise, şu cümleleri: 'asıl tehlike kimlik siyasetidir'! '

Çok güçlü dini ve etnik kimlikler vatansever sadakatını engeller' ve,

şu cümleler: 'dar ve dışlayıcı etnik ve dini kimlikler demokratik siyaset için sorunlu bir temeldir!'

Ve 'ortak kimlik 'vatandaşlık olmalı' diyor!

Yetmedi, seçkinler-elitler için şöyle konuşuyor,

'seçkinlerin doğum ve servet ayrıcalıklarına göre değil',

aksine, nezaket, güvenilirlik, dürüstlük, öz saygı, çalışkanlık ve

yasalara duyulan saygı ödüllendirilmelidir! 'bağımsız' gibi kelimeleri

kullanmakta utangaçlık gösterse de bu ifadeleri de bizim için yeterli!

Ve şunları da söylüyor: 'halk seçkinlerin kendilerini küçük gördüğüne

ikna olursa kendilerini aşağılanmış ve öfkeli hissedecek ve intikamcı olacaktır!,

Yani diyor, 'seçkinci düzen, demokraside asla baskın olmamalı'!

Bir liberal demokrat, kapitalizmi kökünden suçlayıp alarm sirenleri çalarak,

neden bunları söyleme gereğini hissediyor!

Çünkü Trump ve bizdeki benzerleriyle, analarının ..... gördüler!...

Ve şimdi 'halkın refahı olmadan demokrasi işleyemez' diyor ve

vatanseverlik olmadan vatandaşlık olmayan kapitalizmin

ortadan kaldırdığı demokratik değerleri kazanamayız diyen bir noktaya,

Basra harap olduktan sonra nihayet geldiler! Tabii burada sorulması gereken

"bu küresel çetenin muslukları kimin elinde?"

Vatanseverliğe kimler savaş açtı yurttaşlığı kimler bitirdi ?

sendika ve sosyal partiler gibi halkın itiraz ve direniş kurumlarının işini kim bitirdi?

Yağmacı kapitalizmin dümenindeki küresel çete ve

savaş makinesi bugüne kadar kimlerin elinde yükseldi?..

Demokrasiyi ortadan kaldıran düşmanların adını yüzeysel olsa da

yine de koyabilmiş hiç değil ise, soyut kavramlara sığınıp köklü bir özeleştiri yapmış!

Bu ve benzeri kitaplar neden mi önemli, artık devlet müdahalesi ve halkın aktifleştirilip harekete geçmesi ve vatanseverlik duyguları, hiç beklemediğimiz yükseklerde dahi, canhıraş konuşulmaya çoktan başladı!

Son Söz:Vatandaşlığın Geri Kazanılması

"Bizim için burada önümüzde kalan büyük göreve adanmış olmak daha ziyade şudur: Bu onurlu ölülerden, son tam bağlılık ölçüsünü verdikleri davaya artan bir bağlılık almamız; Bu ölülerin boşuna ölmemiş olmaları konusunda burada kararlı olmamız; Bu ulusun, Tanrı'nın altında, özgürlüğün yeni bir doğuşuna sahip olması ve Halkın, Halk tarafından, Halk için olan hükümetinin yeryüzünden yok olmaması. —Abraham Lincoln[1]"



 

BU MAKALEYİ İLK OYLAYAN SİZ OLUN! Makaleyi oylamak için oturum açınız.

Prof. Dr. Orhan Elmacı

Tweet

03 Şubat 2025 - 2753 defa görüntülendi

Geri
DPU

T.C. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi

DPUPortal Platformu

DPUPortal Nedir?

DPUPortal, Üniversitemiz ailesine mensup akademik ve idari tüm personelimizin kişisel bilgilerinin yer aldığı bir sistemidir.

Ayrıca değerli akademisyenlerimizin alanları ile ilgili güncel akademik yazılarına ulaşabileceğiniz önemli bir akademik kaynaktır.

Hızlı Erişimler

  • Kütahya Dumlupınar Üniversitesi
  • Merkez Kütüphane
  • Öğrenci Bilgi Sistemi
  • Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı
  • Bilgi İşlem Daire Başkanlığı

Uygulamalar

DPUMobil uygulamasını telefonunuza kurarak üniversitemiz hakkındaki herşeye cep telefonunuzdan ulaşabilirsiniz.

AppStore Android
© 2024 T.C. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi - Dijital Dönüşüm ve Yazılım Ofisi Koordinatörlüğü , Tüm hakları saklıdır.
  • Kullanım Koşulları