DPUPortal - Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Bilgi Portalı
Orhan Elmacı

Prof. Dr. Orhan Elmacı

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

  • Profil
  • Kişisel
  • Eğitim Bilgileri
  • Görevler / İş Deneyimi
  • ÜAK Temel Alan
  • Dersler
  • Projeler
  • Yönetilen Tezler
  • Yayınlar
  • Tasarım/ Patent/ Ödül
  • Sanatsal Faaliyetler
  • Bilgi Paylaşımlarım
  • Galeri
  • İletişim

Hıdırellez’in Gölgesinde Yeşeren Umutlar: Hak, Hukuk ve Cumhuriyet Geri

Prof. Dr. Orhan Elmacı  -  05 Mayıs 2025

 

Hıdırellez’in Gölgesinde Yeşeren Umutlar: Hak, Hukuk ve Cumhuriyet...

 

Genişletilmiş Özet:

Bu çalışma, Türk dünyasında yüzyıllardır kutlanan gayriresmî ancak derin anlamlara sahip Hıdırellez geleneğini kültürel antropoloji ve sosyoloji perspektifinden ele alırken aynı zamanda Anadolu’nun binyıllık halk geleneği olan Hıdırellez’i, şiirsel bir anlatım üzerinden; "hak, hukuk, adalet ve Cumhuriyet" temalarıyla harmanlayarak Hıdırellez'in kökenlerini, inanç sistemleri içindeki yerini, törenlerini, sembollerini ve günümüz toplumunda yankı bulan sosyal mesajlarını incelenmekte; geçmişin kolektif hafızasına dair nostaljik izlerle, günümüz toplumsal çözülmeleri arasında kurulan bağlar değerlendirilmektedir. Çalışma aynı zamanda halk kültürünün Cumhuriyet değerleriyle nasıl kesiştiğini de gözler önüne sermektedir.

 

Anahtar Kelimeler: Hıdırellez, Cumhuriyet, Adalet, Hak, Halk Kültürü, Şiir, Ritüel, Toplumsal Bellek kültürel miras, dayanışma, doğa-insan ilişkisi, mitoloji

 

Giriş

 

5 Mayıs gecesi ile 6 Mayıs sabahı arasına denk gelen, doğanın uyanışı ile insanın ruhsal tazelenmesini bir araya getiren kadim bir gelenek: Hıdırellez. Bu özel gün, sadece takvimsel bir bahar başlangıcı değil, aynı zamanda bolluk, bereket, umut, paylaşım ve insani dayanışma sembolü. Türk dünyasında asırlardır yaşatılan bu gelenek, halkın ortak belleğinde yer etmiş bir kültürel miras. Hıdırellez, Türk dünyasında asırlardır kutlanan, resmi olmayan ama toplumsal olarak son derece önemli kabul edilen bir bayram. Hıdırellez, yalnızca mevsimsel bir dönüşümün kutlanması değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın, paylaşımın ve müşterek yaşama kültürünün de görünür kılındığı nadide günlerden biri. Bu anlamda, bireylerin çocukluk anılarında yer eden Hıdırellez kutlamaları, kolektif hafızanın şekillenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Kırsal yerleşim alanlarında Hıdırellez gecesi gençlerin maske ve kostümlerle evleri dolaşarak yiyecek ve hediye toplaması, toplumsal bağları kuvvetlendiren geleneksel pratiklerden biridir. Bu etkinlikler sırasında ev sahiplerinin, gençleri coşkuyla karşılaması ve torbalarına ikramlarda bulunması, o dönemin pazarlıksız, önyargısız ve samimi insan ilişkilerinin bir yansımasıdır.

 

Bu tür bayramlar, özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan halkın yaşamında, yılın belirli dönemlerinde gerçekleşen sosyal buluşma noktaları olarak da değerlendirilmiştir. Hıdırellez sabahında giyilen özel kıyafetler, yapılan sohbetler, paylaşılan yiyecekler ve ritüelistik uygulamalar yalnızca eğlencenin değil, aynı zamanda kültürel aktarımın ve toplumsal sürekliliğin de bir aracıdır. Ortak bir kimlik bilincinin inşasında, bu tür geleneksel pratiklerin anlamı yadsınamaz.

Çalışmanın Amacı ve Araştırma Sorusu:

 Çalışma, Hıdırellez’in halk kültüründeki yerini, şiirsel anlatım biçimiyle birleştirerek, bu geleneğin günümüz toplumsal adalet arayışıyla nasıl kesiştiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma, kültürel antropoloji (Geertz, Turner), kolektif hafıza kuramı (Halbwachs), halk edebiyatı ve modern cumhuriyetçilik kuramları ışığında şekillendirilmiştir. Ayrıca sosyal adalet ve kolektif eylem teorileriyle (Fraser, Rawls) halk ritüellerinin adalet üretme potansiyeli sorgulanmaktadır.

Ana araştırma sorusu ;

Hıdırellez ritüelleri, halkın hak, hukuk ve adalet anlayışının şiirsel bir ifadesi olarak nasıl yorumlanabilir?

 

Literatür İncelemesi :

Hıdırellez’in Mitolojik ve Etimolojik Kökleri, "Ruz-ı Hızır" yani "Hızır günü" olarak da adlandırılır. Hızır ve İlyas peygamberlerin yeryüzünde bir araya geldikleri gün olarak kabul edilir. Anlatılara göre Hızır karada, İlyas ise denizde zor durumda olanların yardımına koşar. 5 Mayıs gecesi bir gül ağacının altında buluştuklarına inanılır. Bu buluşma, yeni bir yılın başlangıcını simgeler; bereketin ve iyiliğin dünyaya yayıldığına inanılır.

Hıdırellez, halk inancına göre Hızır (Arapça: Khidr) ile İlyas peygamberin yeryüzünde buluştuğu gün olarak kabul edilir. Hızır’ın karada, İlyas’ın ise denizde darda kalanlara yardım ettiği inancı, bu günün “yardımın ve bereketin buluşması” olarak görülmesine neden olmuştur. Arapçadaki "Ahdaru" (yeşil) kelimesinden türeyen “Hıdır”, zamanla halk ağzında "Hızır" şeklinde telaffuz edilmiştir. Bu dönüşüm, Arapçadaki ض (dad) harfinin Türkçedeki telaffuz değişimine örnek teşkil eder1.Etimolojik açıdan, “Hızır” kelimesi Arapça “yeşil” anlamına gelen "Ahdar" (أخضر) kökünden türemiştir. Arapçada ض (dad) harfi Türkçeye geçerken “z” sesine evrilmiş ve “Hıdır” zamanla “Hızır” şeklini almıştır. Böylelikle Hızır, yeşerten, hayat veren figür olarak kutsal bellekte yer edinmiştir. Hıdırellez inanışına göre, Hızır ve İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştuğu gün olarak kabul edilir. Rivayetlere göre, Hızır'ın geçtiği yerler yeşillenir ve bu durum, isminin Arapça "yeşil" anlamına gelen "Ahdar" (أخضر) kelimesinden türediği yönündeki etimolojik açıklamaları destekler niteliktedir (örneğin, "hıdmet" kelimesinin Türkçeye "hizmet" olarak geçişinde görülen ses değişimi). Ruz-ı Hızır (Hızır Günü) olarak da adlandırılan bu günde, Hızır'ın karada, İlyas'ın ise denizde darda kalanlara yardım ettiğine inanılır. 5 Mayıs gecesi bir gül fidanının gölgesinde buluşmaları, bir yıllık faaliyetlerinin muhasebesi olarak kabul edilirken, 6 Mayıs yeni bir başlangıcı simgeler. Hızır'ın yeşillendirme ve İlyas'ın rüzgarı uyandırma özellikleriyle doğanın canlanması arasındaki paralellik dikkat çekicidir. Ritüeller ve Anlam Haritası

Hıdırellez kutlamaları, kendine özgü bir dizi tören, protokol, prosedür ve ritüeli içerir. Hızır'ın uğradığı yerlere bereket getireceği inancıyla çeşitli uygulamalar gerçekleştirilir:

  • Bereket ve Bolluk Ritüelleri: Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağzının açık bırakılması, bolluk beklentisini simgeler. Ev, bağ-bahçe veya araba gibi dileklerin minyatürlerinin gül ağacının altına yapılması ve Hızır'dan yardım umulması yaygın bir uygulamadır.
  • Dilek Bağlama ve Ateş Yakma: Dileklerin kırmızı kurdelelere bağlanarak gül ağacına asılması ve bir yıl boyunca gerçekleşmesinin beklenmesi önemli bir ritüeldir. Bazı bölgelerde ateş yakılarak dilekler dilenir ve ardından ateşin üzerinden atlanır.
  • Doğa ile Bütünleşme Ritüelleri: Çiçek buketlerinin yapraklarının yollara serpiştirilmesi ve su kıyısındaki ağaçların çiçek yapraklarıyla çevrelenmesi, doğaya duyulan saygıyı ve onunla bütünleşme arzusunu ifade eder. Suya çiçek yaprakları atılarak dileklerin iletilmesi de bu ritüelin bir parçasıdır.
  • Gelecek Tahmini ve Şifa Arayışı: Akşamdan küplere dileklerin bırakılması ve taze soğanın yapraklarının incelenerek "sefa" veya "cefa" olarak yorumlanması, geleceğe dair ipuçları arama geleneğidir. Sabah erken kalkılarak toplanan çiyin şifalı olduğuna inanılması ve bu nedenle çayırlıklarda çiy arayışı, sağlık ve iyilik dileğini yansıtır.
  • Toplumsal Dayanışma ve Paylaşım: Hıdırellez, toplumsal dayanışma ve paylaşım değerlerinin ön plana çıktığı bir zaman dilimidir. Geçmişte köy yerlerinde gençlerin maskelerle kapıları çalarak yiyecek toplaması ve sonrasında toplananlarla eğlenmesi, bu sosyal etkileşimin ve paylaşımın bir örneğidir. Ceyiz sandıklarının açılması ise eve bereket getirme ve genç kızların iyi bir evlilik yapması dileğiyle ilişkilendirilir.

Bu ritüelleri daha spesifik halde aşağıda ki şekilde özetlemek mümkün: Hıdırellez gecesi gerçekleştirilen uygulamalar oldukça çeşitlidir ve her biri doğayla kurulan bağın, umutla yapılan içsel niyetin bir dışavurumudur. Bu ritüelleri ve anlam haritasını daha spesifik ve somut ve dahi öz olarak aşağıda ki gibi özetlemek mümkün:

  • Gül ağacının altına dileklerin küçük modellerinin yapılması,
  • Dileklerin kırmızı kurdeleye bağlanarak asılması,
  • Ateş yakılıp üzerinden atlanması,
  • Sabaha karşı taze çiyin şifasına inanılarak çayırlıklarda gezilmesi,
  • Küplere dileklerin bırakılması ve soğan yapraklarının sefa-cefa ayrımıyla değerlendirilmesi,
  • Genç kızların sandıklarını açarak bereket çağırmaları,

gibi sembolik ve pratik davranış kalıpları gözlemlenir.

Bu pratikler; bireysel umutların kolektif dualara dönüşmesidir. Doğaya duyulan saygı, insanlara duyulan sevgiyle birleşir. Darda olanın elinden tutulur, paylaşım yüceltilir. Hıdırellez, bu anlamda sadece folklorik bir tören değil, toplumsal bütünleşmenin, ahlaki değerlerin ve kolektif şifalanmanın aracıdır.

  •  

Geçmişte tarım ve hayvancılıkla geçinen kırsal toplumların en önemli sosyal etkinliklerinden biri olan Hıdırellez, imece kültürünün, dayanışmanın ve karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş haliydi. Çocukluk anılarında yer eden kapı kapı dolaşıp yiyecek toplayan gençlerin, ateş başında sabaha kadar eğlenmeleri; annenin, komşunun, akrabanın emeğiyle şekillenen o gece, sadece eğlence değil, aynı zamanda bir toplumsal sözleşmeydi.

Geleneksel bir bayram olarak Hıdırellez, günümüz dünyasındaki adaletsizlikler, gelir eşitsizlikleri ve toplumsal kopuşlar karşısında nostaljik bir özlemle hatırlanmakta; aynı zamanda bu problemleri eleştirel bir mercekten değerlendirme imkânı da sunmaktadır. İnsanlığın, paylaşımdan uzak, empatiden yoksun bir bireysellikte hapsolduğu bir çağda, Hıdırellez’in kadim mesajı; dayanışmayı, paylaşmayı ve ortak bir yaşamı yeniden inşa etme çağrısını içinde barındırmaktadır.

Bu bağlamda, dünyanın azınlık bir kesiminin zenginliğinin, geri kalan büyük çoğunluğun sefaletini derinleştirdiği, ekolojik tahribatın en çok bu zenginliğin üretildiği coğrafyalardan kaynaklandığı günümüz koşullarında; Hıdırellez’in “insan ve doğa merkezli” öğretileri, ahlaki bir pusula olarak değerlendirilebilir. Hıdırellez gecesi edilen dileklerin, yakılan ateşlerin üzerinden atlanarak yenilenme dileğinin, sembolik anlamı bugün her zamankinden daha güçlü biçimde karşımızda durmaktadır.

geçmişin o anlamlı ritüellerini daha da özlemle hatırlatır hale gelmiştir. Hıdırellez duasında olduğu gibi:

“Bugün ve bundan sonra her kim varsa sevdiğim,

Sevebileceğim hep sevdikleriyle olsun.

Kimin neyi eksik, hep bir yetişeni, getireni olsun.”

Hıdırellez, bireysel ve toplumsal ölçekte iyiliğin, güzelliğin ve paylaşımın yeniden hatırlandığı; hem doğaya hem de insana saygı duymanın öneminin vurgulandığı özel bir gündür. Bugün, Hıdırellez duası olarak dillendirilen iyi dilekler; bireysel niyetlerin ötesine geçerek, toplumsal etik bir çağrıya dönüşmektedir:

 

 

Bu dilekler, insanın insanla, insanın doğayla, insanın umutla kurduğu bağın ifadesidir. Bu çağrıda hem ilahi bir niyaz hem de toplumsal bir öğüt gizlidir. Günümüzde, küreselleşme ve modernleşmenin etkisiyle geleneksel toplumsal bağların zayıfladığı bir dönemde, Hıdırellez hala önemli bir kültürel miras olarak varlığını sürdürmektedir. Çalışmamızda belirttiğimiz gibi, günümüz dünyasındaki adaletsizlik, paylaşımsızlık ve empati eksikliği gibi sorunlar, Hıdırellez'in temelinde yatan iyilik dileme, paylaşımı önemseme ve doğayla uyum içinde yaşama değerlerinin yeniden hatırlanmasının önemini artırmaktadır. Hıdırellez duası, sevgi, dayanışma, bereket ve sağlık gibi evrensel insani değerlere yapılan vurguyla, modern insanın özlem duyduğu bir ideal dünyayı yansıtmaktadır. Doğa ve insan sevgisini temel alan bu bayram, bireylerin hem kendi iç dünyalarına hem de çevrelerine karşı daha duyarlı olmaları yönünde bir çağrı niteliği taşımaktadır. insanlık için ortak bir etik perspektif önerisidir. Zira, mesele dönüp dolaşıp insanın diğer bir insanla nasıl yaşamak istediğine gelir. Tercihini doğayla uyumlu, paylaşımcı bir yaşamdan yana kullananların dünyasında Hıdırellez’in anlamı yalnızca bir folklorik öğe değil, aynı zamanda ahlaki bir pusuladır. Her ne kadar çağımız bu değerlere yabancılaşmış görünse de, Hıdırellez her yıl, bu değerleri hatırlatmaya devam eden güçlü bir kültürel ve insani mirastır.

Bugün ise insanlığın geldiği noktada; gelir dağılımı adaletsizliği, sevgisiz ilişkiler, kopmuş toplumsal bağlar ve doğaya karşı duyarsızlık…

 

Hipotezler

 

Hıdırellez, halkın adalet, hak ve hukuk arayışını şiirsel ve ritüel biçiminde ifade ettiği kolektif bir bilinç formudur.

 

Cumhuriyet idealleri ile halk gelenekleri arasında sembolik ve etik bir uyum vardır.

 

Hıdırellez’in ritüelleri, neoliberal ve bireyci yaşam tarzına karşı bir kültürel direnç biçimi olarak da yorumlanabilir.

 

Metodoloji Bu çalışma, nitel araştırma yöntemi kapsamında yorumlayıcı-kuramsal analiz yaklaşımı ile gerçekleştirilmiştir. Şiirsel metin, yapılandırılmış hermenötik yorumlama yöntemiyle analiz edilmiş; içerdiği simgeler, motifler ve temalar üzerinden teorik çerçeveyle ilişkilendirilmiştir.

 

Bulgular Metin, halkın geçmişte yaşamış olduğu dayanışma, paylaşım ve imece kültürünün bugünün adaletsiz ve bencilleşmiş toplumsal yapısıyla tezat oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Hıdırellez duasında dile getirilen temenniler; sadece bireysel umutları değil, toplumsal bir hukuk düzenine duyulan arzuyu da sembolize etmektedir.

 

Sonuç ve Tartışma

Sonuç

 

Hıdırellez, baharın müjdecisi olmanın ötesinde, Türk kültüründe derin kökleri olan, toplumsal dayanışmayı, bereketi ve umudu simgeleyen önemli bir kültürel etkinliktir. Ritüelleri ve inanışları aracılığıyla doğayla uyum içinde yaşama, paylaşma ve iyilik dileme gibi değerleri yeniden hatırlatan bu bayram, modern dünyanın getirdiği sorunlara karşı bir umut ışığı ve kültürel bir direnç noktası olarak varlığını sürdürmektedir. Hıdırellez'in yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması, kültürel kimliğimizin korunması ve toplumsal bağlarımızın güçlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Hıdırellez, doğa ve insan sevgisi ekseninde şekillenmiş, halkın hukukunun sessiz ama güçlü sesi olmuştur. Bu çalışmada, kolektif bilinç ve kültürel ritüellerin; adalet, eşitlik ve hak arayışlarıyla ne kadar iç içe geçtiği ortaya konmuştur. Hıdırellez’in şiirsel anlatımı, adeta halkın Cumhuriyet’le kurduğu vicdani bağı yeniden hatırlatmaktadır. Gelecek çalışmalarda farklı halk bayramlarının da benzer şekilde analiz edilmesi, halkın hukuk tahayyülünün daha kapsamlı anlaşılmasına katkı sağlayabilir.

 

Kısıtlar:

 Bu çalışma yalnızca şiirsel bir metne dayalı olup, geniş çaplı alan araştırması içermemektedir. Bu nedenle sonuçlar daha çok kuramsal ve kavramsal bağlamdadır.

 

Kaynakça

 

Bourdieu, P. (1984). Distinction: A Social Critique of the Judgement of Taste. Harvard University Press.

 

Durkheim, E. (1912). The Elementary Forms of the Religious Life. New York: Free Press.

 

Turner, V. (1969). The Ritual Process: Structure and Anti-Structure. Aldine Publishing.

 

Türk Dil Kurumu (2023). Gelenek ve İnançlar Sözlüğü. Ankara: TDK Yayınları.

 

Yaman, A. (2015). "Hıdırellez ve Anadolu’da Bahar Kutlamaları", Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 75, 41-58.

 

Fraser, N. (2008). Scales of justice: Reimagining political space in a globalizing world. Columbia University Press.

 

Geertz, C. (1973). The Interpretation of Cultures. Basic Books.

 

Halbwachs, M. (1992). On Collective Memory. University of Chicago Press.

 

Rawls, J. (1971). A Theory of Justice. Harvard University Press.

 

Turner, V. (1969). The Ritual Process: Structure and Anti-Structure. Aldine Transaction.

 

 

Okuma Parçası (Birlikte Okuyalım)

 

Bugün Hıdırellez!..

Bugün, doğa sevgisinin, bereketin ve umudun günü: Hıdırellez.

Hıdırellez, Türk dünyasına huzur, bolluk, sağlık ve bereket getirsin...

Hıdırellez Bayramınız kutlu olsun!

Türk dünyasında asırlarca kutlanan, resmî olmayan ama halkın gönlünde taht kurmuş önemli bir bayramdır Hıdırellez. Baharın, canlılığın, bereketin, güzelliklerin, iyiliklerin; doğruluğun, hakkın, adaletin simgesidir. Kadim değerlerin kod adı! Resetlenmiş bir dünyanın tekrar formatlanması!..

Rivayet olunur ki Hıdır geçtiği yerleri yeşillendirirmiş. Zaten adı da "yeşil" demek. "Hıdır" kelimesi, Arapçadaki “yeşil” anlamına gelen "Ahdaru" (أخضر) kökenlidir. Arapçadaki ض (dâd) harfi, z sesine çarptırılan bir "d" şeklinde telaffuz edilir. Bu yüzden, “hıdmet-hizmet” örneğinde olduğu gibi, bu harfi içeren kelimeler Türkçeye geçerken “d” sesini kaybedip “z” ile telaffuz edilir. Yani Hıdır olur Hızır!.. Böyle yazıyor kitaplar... Böyle söylüyor konunun uzmanları...

Ruz-ı Hızır (Hızır Günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olarak kabul edilir. Yıl boyunca Hızır karada, İlyas denizde dara düşenlerin imdadına yetişir. Ne vakit ki 5 Mayıs gecesi gelir, Hızır ile İlyas bir gül fidanının gölgesinde buluşur, bir yıl boyunca yaptıklarını birbirlerine anlatırlar.

6 Mayıs, bu anlamda yeni bir yıl demektir. Hızır geçtiği yerleri yeşillendirirken, İlyas denizlerde rüzgârları uyandırır. Bu yüzden Hıdırellez günü hem yemyeşil hem de rüzgârlıdır...

Dara düşenlerin gül fidanı dibinde dileklerini şekle büründürmeleri bundandır. İnsanın en zor anında, sen kimsin, nesin, necisin demeden yardımına koşup sonra da sessizce kayboluveren bir âdemi kim sevmez ki? Bu anlamda Hıdırellez, iyiliğin sınırları kaldırıp hem içimizi hem çevremizi yeşillendirdiğine bir kanıttır.

Umutlarını gül fidanının kuytusunda işleyerek gülün dallarına bağlamaları bu yüzdendir.

“Hızır geçerse görsün, halimi bilsin de darlığıma yetişip genişletsin” diye...

5 Mayıs, buluşma ve hasbihâl günü.

Hıdırellez, cümle âlem için bir “dilek” günü. Elbette onun da bir töresi, bir protokolü, bir prosedürü ve ritüelleri var!

Hıdırellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılageldi yıllarca…

Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdırellez gecesi gül ağacının altına istediklerinin küçük bir modelini yapar; Hızır’ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar. Dileklerini kırmızı kurdeleye bağlayıp gül ağacına asarlar. Bir yıl boyunca dileklerinin yerine gelmesini beklerler.

Bazı kimseler ateş yakar, dilek diler. Sonra yaktıkları ateşin üstünden atlarlar. Eline yığınla aldığı çiçek buketlerinin yapraklarını, tek tek yollara serpiştirenler olur. Su kıyısındaki ağaçların çevresine çiçek yapraklarından çember çevirirler. Sonra bu yapraklardan birkaç tutamı sulara savurup dileklerini fısıldarlar…

Akşamdan küplerin içine dilek salınır. Taze soğanın yaprağı ikiye ayrılır; birine “sefa”, diğerine “cefa” denir. Sabahına heyecanla bakılır: Sefa mı uzadı, cefa mı?..

O gecenin sabahında, sabah ezanında kalkılır. O sabahın çiği çok önemlidir. Bu yüzden, kaya ya da çayırlara çıkılır. Her türlü şifaya kaynak olduğuna inanılan çiğ ile şifalanmak için genç yaşlı, kadın erkek, çayırlıklarda bu çiğin peşine düşerler...

Kimi sabah gün doğarken kırlara çıkar, Hızır’ın ayak izlerine basarak bolluğa ulaşmayı düşler. Genç kızlar için hazırlanan sandıklar açılır. Ceyiz sandıkları! Eve bereket dolsun, genç kızımız da hayırlı bir evlilik yapsın diye…

Hıdırellez günü, doğa ve insan sevgisi çok önemlidir. Çünkü Hızır ve İlyas; insanları, doğayı, iyiliği ve cömertliği seven, bereketin simgesi olan kutsal varlıklardır.


Paylaşımı ve İyi Dilek Temennilerini Hıdırellez’de duydum...

Bu akşam, 5 Mayıs akşamı, başlayan Hıdırellez anma, kutlama ve dilek tutma günü. Geleneği çocukluğumda köy yerinde yaşadık. Gençlerin, hoş kostümleri ve maskeli nur yüzleriyle kapıları çaldığı o geceyi hatırlıyorum. Annem, gelen gençleri selamlar, torbalarına yiyecek ve hediyeler koyardı.

Sonra gençler toplanır, yaktıkları ateşin etrafında sabaha kadar yer, içer, sohbet ederdi. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan insanların tek eğlencesi bu tür bayramlar ve etkinliklerdi. Bu yüzden herkes Hıdırellez’i önemser ve katılırdı.

Sabah herkes, Hıdırellez kostümü giyeni konuşur, akşamın güzelliğini anlatırdı.

Sonradan öğrendim ki, o paylaşım ve insan ilişkileri aslında geleneğin özüymüş. Anne, baba ve komşularımdan gördüğüm pazarlıksız, önyargısız ilişkiler ve samimi yardımlaşma, bana sevginin ne olduğunu öğretti.

İmeceyle hasat kaldırılan, yardımlaşmanın esas olduğu günleri gördüm. Ama en önemlisi, sevgi karşılıksızdı.

Bugün insanlığın geldiği noktada adaletsizlik, paylaşım eksikliği, empatiden uzaklaşmış gelir dağılımı bozukluğu ve sevgisizlik, geçmişi daha da özletir oldu.

Hıdırellez duasına bir kez daha bakınca görüyoruz: Geleneğin önemsediği iyilik dilemek, paylaşımı yüceltmek ne kadar önemli…

Çevresi, ekonomisi ve sosyal dengesi bozulmuş, kirlenmiş ve birbirinden kopmuş bir dünya artık çözüm arıyor. Dakikada milyon dolarlar kazanan birkaç kişinin, dünyanın gelirinin yarısına sahip olduğu bu düzende, insanlar çöplüklerde gıda ararken; en çok kirleten ülkelerde yaşayanların dünyayı yönetmesi, adaletsizliğin ta kendisi.

İnsan ve doğadan yana olmak ya da olmamak, yaşama bakışımızı belirliyor.

Mesele dönüp dolaşıp, insanın başka bir insanla birlikte nasıl yaşamak istediğine geliyor. Doğanın yasalarından yana olanlar, paylaşımı önemsiyor. "Ben-merkezci" tercihler yapanlarsa bugünkü yaşanılamaz dünyayı yaratanlar olarak gözümüzün önünde duruyor. Keşke gözü doymaz, empati bilmez, insanı insan göremez olanlar bir kez de Hıdırellez duasını okusalar, fena mı olur?..


Hıdırellez Duamız ve Dileğimiz:

Bugün ve bundan sonra,
Her kim varsa sevdiğim, sevebileceğim,
Hep sevdikleriyle olsun…
Kimin neyi eksikse, hep bir yetişeni, getireni olsun.
Her neyimiz varsa bir olsun, bölüşecek birileri olsun!

Bu zor zamanlarda hepimizin sağlığı iyi, yüzü güleç olsun.
Evimizden neşe, işimizden bereket, kalbimizden aşk eksik olmasın!

Birbirimize saygımız, hürmetimiz olsun…
Muhabbetimiz sevgiden, gönül dilinden olsun.

Bir elin verdiğini öbürü bilmesin,
Yaptığımız iyilik göstermelik olmasın.
Soframızdan bolluk eksik olmasın, kahkahamız içten olsun.

Karnımız da, gözümüz de tok olsun.
Elimiz dar’a düşmesin,
Düşerse de kapımız çalınır olsun!

Bu Hıdırellez, her kim iyilik, güzellik dilerse,
Hepsi gerçek olsun…

Bu bahar hepimize kutlu olsun!
Dilekler kabul olsun,
Yürekleri “Berkehan” ve “Bilgehan Deniz” kadar temiz olan tüm insanların…

Günleriniz hep aydınlık,
Yüreklerinizdeki sevgi daim olsun!..

 


OE -05.05.2023

-----------------------------------------------

(*)Kafkas Dağlarının ( 2540 rakımlı Ulgar dağı ) etekleri, cennet memleketimin  bakmaya doyamadığınız rengarenk çiçekleri!...

 

BU MAKALEYİ İLK OYLAYAN SİZ OLUN! Makaleyi oylamak için oturum açınız.

Prof. Dr. Orhan Elmacı

Tweet

05 Mayıs 2025 - 3278 defa görüntülendi

Geri
DPU

T.C. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi

DPUPortal Platformu

DPUPortal Nedir?

DPUPortal, Üniversitemiz ailesine mensup akademik ve idari tüm personelimizin kişisel bilgilerinin yer aldığı bir sistemidir.

Ayrıca değerli akademisyenlerimizin alanları ile ilgili güncel akademik yazılarına ulaşabileceğiniz önemli bir akademik kaynaktır.

Hızlı Erişimler

  • Kütahya Dumlupınar Üniversitesi
  • Merkez Kütüphane
  • Öğrenci Bilgi Sistemi
  • Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı
  • Bilgi İşlem Daire Başkanlığı

Uygulamalar

DPUMobil uygulamasını telefonunuza kurarak üniversitemiz hakkındaki herşeye cep telefonunuzdan ulaşabilirsiniz.

AppStore Android
© 2024 T.C. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi - Dijital Dönüşüm ve Yazılım Ofisi Koordinatörlüğü , Tüm hakları saklıdır.
  • Kullanım Koşulları