DPUPortal - Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Bilgi Portalı
Orhan Elmacı

Prof. Dr. Orhan Elmacı

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

  • Profil
  • Kişisel
  • Eğitim Bilgileri
  • Görevler / İş Deneyimi
  • ÜAK Temel Alan
  • Dersler
  • Projeler
  • Yönetilen Tezler
  • Yayınlar
  • Tasarım/ Patent/ Ödül
  • Sanatsal Faaliyetler
  • Bilgi Paylaşımlarım
  • Galeri
  • İletişim

Küresel Güçler ve Yerli İşbirlikçileri.... Geri

Prof. Dr. Orhan Elmacı  -  15 Temmuz 2026


 

BİR ASİMETRİK SAVAŞ ANALİZİ: ULUSAL BİLİNÇ, TRAVMALAR VE İKTİSADİ MÜLAHAZALARIN ELEŞTİRİSİ

Giriş: 15 Temmuz ve Küresel Vesayete Karşı Direniş

15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü, Türkiye'nin demokratik kurumlarını ve anayasal düzenini hedef alan çok boyutlu bir güvenlik krizi olarak değerlendirilmektedir. Bu girişimin uluslararası bağlantıları ve dış destek boyutuna ilişkin çeşitli iddialar ve analizler literatürde yer almakla birlikte, bu konuda farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.

Hedefe ulaşılsaydı:

  • Atatürk Aydınlanması tasfiye edilecek,

  • Laiklik ilkesi tarihe gömülecek ve

  • Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı ile toprak bütünlüğü parçalanacaktı.

Milli iradeyi ve egemenliği prangaya vurmak isteyen bu hain yapılanmaların tekrarlanmaması adına, başta eğitim kurumlarımız olmak üzere tüm devlet aygıtlarında belirli cemaat, sosyal grup veya sınıfların imtiyazlı bir konum elde etmesine asla izin verilmemelidir. Devletin temel vazifesi, cumhuriyetin bekasına sadakatle hizmet edecek nesiller yetiştirmektir. Küresel güçler ve yerli işbirlikçileri Türkiye’yi bir iç savaşa sürükleme konusunda ne kadar kararlıysa; Türk milleti de son ocak sönünceye dek vatanını böldürmemeye, bayrağını indirmemeye ve ezanlarını susturmamaya o kadar kararlıdır. Bu vesileyle, canlarını siper eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve dua ile anıyoruz. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

Cumhurbaşkanlığı makamının bu konudaki kararlı duruşu, devletin ve milletin ortak iradesini şu sözlerle tescillemektedir:

"Bu örgütleri ülkemizin ve milletimizin üzerine saldırtanlara mesajımız yine aynıdır: Başaramayacaksınız! Türkiye’de ezanları susturmaya, bayrağı indirmeye, vatanımızı bölmeye, milletimizi parçalamaya, bu eli kanlı örgütlerin ve arkalarındaki güçlerin nefesi de takati de yetmeyecektir. Aziz milletimizi oluşturan tüm unsurların bir arada huzurla yaşadığı, aynı ortak geleceğe umutlarını bağladığı Gaziantep’te, saldırının yapıldığı yer ve hedef alınan kitle, ne tür bir oyun oynanmaya çalışıldığını açıkça göstermektedir. Türkiye’ye güçleri yetmeyenlerin, etnik ve mezhep temelli hassasiyetler üzerinden vatandaşlarımızı birbirlerine karşı kışkırtma senaryoları tutmayacaktır. Milletimiz, 45 yılı aşkın süredir yedi düvele ve onun silahlı gücü olan küresel mafya örgütlerine karşı sergilediği duruşu, 7 yıl önceki 15 Temmuz işgal girişiminde de göstererek bu oyuna gelmeyeceğini sayısız defa kanıtlamıştır. Bunu asla unutmayın. Hem TBMM’nin şerefli tarihini hem de içimizdeki hainlerin ihanetini unutmayın. Unutursanız acınacak hale gelirsiniz."

 

Psikolojik Harp Stratejileri: Pavlov’un Klasik koşullanma Kuramından "Tarihsel Sorgulamaya"

Pavlov'un klasik koşullanma kuramı bireysel davranışın açıklanmasına yönelik geliştirilmiş olmakla birlikte, sosyal psikoloji ve siyasal iletişim literatüründe travmanın toplumsal davranış üzerindeki etkisini açıklamak amacıyla metaforik biçimde kullanılmaktadır." Ağır travmalar, inşa edilmiş şartlı refleksleri ortadan kaldırır ve canlıyı en ilkel, en savunmasız durumuna geri döndürür.

Bugün küresel güçlerin yürüttüğü asimetrik psikolojik harp de tam olarak bu mantıkla işlemektedir. Toplumsal hafızamıza yönelik ağır travmalar, sistematik manipülasyonlar, "Haşlanmış Kurbağa Sendromu" veya "suyu kirlenmiş bir akvaryumdaki balık" misali, milli reflekslerimizi kırmayı amaçlamaktadır. Yeni Dünya Düzeni'nin postnişininde oturan "Yüce Pir" ve onun vasıl, salik, mürid kadroları; insanlık tarihi boyunca yaptıkları katliamları, sömürüleri ve talanları meşrulaştırmak için zihinsel ve kültürel bir hegemonya kurmaya çalışmaktadır. BBC yapımı "The British" gibi diziler üzerinden, güya özeleştiri adı altında subliminal mesajlar verilmekte; kitlelerin zihinleri eşik altı büyücüler vasıtasıyla formatlanmaktadır. Dünyaya "uygarlık" ve "demokrasi" götürme bahanesiyle kendilerini "üstün ırk" olarak sunan bu yapıların en büyük tehdit olarak gördüğü unsur, ulusların ulusal bilinçleri ve tarihi kimlikleridir.

Bir ulusun reflekslerini yok etmenin en sınanmış taktiği, o ulusun tarihsel varlığını ve kurucu önderlerini tartışmaya açmaktır. Son 45 yıldır ülkemizde "demokratlık" ve "tartışma kültürü" adı altında tam olarak bu asimetrik operasyon yürütülmektedir. Eşit şartlarda kurulmayan paravan masalarda, ulusal kimliğimize yönelik asılsız ithamlar (sözde Ermeni soykırımı iddiaları gibi) ana akım medya kanalları ve fonlanmış aydınlar vasıtasıyla sürekli köpürtülmektedir. Yalan yeterince sık tekrarlandığında, gerçeğin sesi baskılanmakta ve en bilinçli bireylerde bile "ulusal benlikte ilk kırılma" yaşanmaktadır.

Benzer bir operasyon, ülkemizin etle tırnak gibi ayrılmaz bir parçası olan Doğu ve Güneydoğu bölgelerimiz üzerinde "açılım" ve "çözüm süreci" adı altında denenmiş; toplumsal dokumuz asimetrik bir savaşa maruz bırakılmıştır. Bu süreçte şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti’nin genetik kodlarını inşa eden Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk de hedef alınmıştır. Zira bir ulusu çökertmenin yolu, onun ulusal önderlerini itibarsızlaştırmaktan geçer.

Mondros Mütarekesi imzalandığında düşman askerlerinin İstanbul’a çıkışını sessizce izleyen kitlelerin düştüğü hata, işgali bir "film gibi izleme" yanılgısıydı. Bugün de zihinlerimize yönelik bir yüzyıl çıkartması yapılmaktadır. Mehmet Akif’in Çanakkale için söylediği o abidevi dizeleri hatırda tutarak, bu zihinsel işgali sadece izlemek yerine, Kurtuluş Savaşı iradesiyle bu sinsi filme "ateş etmek" gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki: Tarihte Atatürk’e düşman olup da Türk’e dost olan hiçbir unsur çıkmamıştır. Atatürk, Türk milletinin mavi gözlü bozkurtudur.

"İktisadi Mülahazalar" Adlı Eserin Metodik ve İdeolojik Eleştirisi

Toplumsal yapıyı zayıflatma girişimleri yalnızca siyasi veya askeri alanda değil, bilimsel literatür maskesi takmış ideolojik yayınlar vasıtasıyla da sürdürülmektedir. Nitekim piyasada yer alan "İktisadi Mülahazalar" adlı kitap, iktisat bilimiyle bağdaşmayan, safsata, yanlış bilgi (misinformation) ve kasıtlı çarpıtmalarla (disinformation) dolu ibretlik bir örnektir. Kitaptan rastgele seçilen şu iddialar, eserin bilim dışı ve kaderci yaklaşımını açıkça ortaya koymaktadır:

  • Sınıf Mücadelesinin Reddi ve Kadercilik: İşçi sınıfının (proletarya) tarihsel hak arayışlarını ve Sanayi Devrimi'ne karşı duruşunu "yoksulluk nedeniyle satın alınamayan cennet arayışı" olarak nitelemektedir. Mülkün mutlak surette Allah'a ait olduğunu savunarak; dilencilik, hakimlik, mahkumluk veya halifelik gibi sosyo-ekonomik rolleri ilahi birer tiyatro sahnesi gibi sunmakta, bireyleri bu rollere boyun eğmeye çağırmaktadır.

  • İktisadi Yasaların İnkarı: İktisadi krizlerin önlenmesini orta sınıfın erimemesine bağlarken; genel iktisat yasalarını yok sayıp piyasa mekanizmalarını tamamen rıza ve ilahi hüküm eksenine indirgemektedir. Sınıfsal mücadele yerine iktisadi cihat kavramını koymakta ve işçi haklarını savunmak için grev yapmak yerine, tarihsel bir kurum olan "hisbe" (pazar denetleme) mekanizmasını yegane çözüm olarak sunmaktadır.

  • Çelişkili ve İrrasyonel Yaklaşımlar: Sermaye birikiminin sadece tasarrufla değil; bağış, miras veya tesadüfi hazine bulma gibi rasyonel olmayan yollarla da büyüyebileceğini iddia etmektedir. Daha da trajikomiği, işçilerin kendilerine verilen ücreti "fazla" bularak itiraz etmesi, işverenlerin ise "uygun" diyerek ısrar etmesi gerektiği gibi hayali, ütopik ve sınıfsal gerçeklikten kopuk bir toplumsal model vazetmektedir.

Bu trajik yaklaşım, kapitalist sömürü mekanizmalarını dini retorikle örterken arkada işlerin aynen devam etmesini sağlayan küresel "Business as usual" (Her zamanki işler) anlayışının yerli bir tezahüründen başka bir şey değildir.

Sonuç ve Akademik Duruş

Gerek fiziki darbe girişimleri gerekse bilimsel ve kültürel alandaki asimetrik manipülasyonlar karşısında, üniversitelerimizin ve akademik camiamızın takınması gereken yegane tavır; akıl, bilim ve milli egemenlik ilkelerine tavizsiz bir şekilde sahip çıkmaktır. Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) tarihi beyanatında da vurgulandığı üzere:

"Yüce milletimizin iradesine karşı düzenlenen, demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçecek bu girişimi şiddet ve nefretle kınıyoruz. Demokrasinin en önemli savunucularından olan üniversitelerimiz için gün, demokrasiye sahip çıkma günüdür. Bütün akademik camiamız milletin iradesine saygı ve demokrasiye sahip çıkma noktasında tek vücut halindedir."

 

Türkiye Cumhuriyeti'nin entelektüel birikimi, içeriden ve dışarıdan yöneltilen her türlü vesayet odağına karşı bilimsel rasyonalite ve ulusal bilinçle direnmeye devam edecektir.

Sağlıcakla kalın, cumhuriyetin ışığıyla aydınlanmış yarınlarda buluşmak dileğiyle.

BU MAKALEYİ İLK OYLAYAN SİZ OLUN! Makaleyi oylamak için oturum açınız.

Prof. Dr. Orhan Elmacı

Tweet

15 Temmuz 2026 - 4103 defa görüntülendi

Geri
DPU

T.C. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi

DPUPortal Platformu

DPUPortal Nedir?

DPUPortal, Üniversitemiz ailesine mensup akademik ve idari tüm personelimizin kişisel bilgilerinin yer aldığı bir sistemidir.

Ayrıca değerli akademisyenlerimizin alanları ile ilgili güncel akademik yazılarına ulaşabileceğiniz önemli bir akademik kaynaktır.

Hızlı Erişimler

  • Kütahya Dumlupınar Üniversitesi
  • Merkez Kütüphane
  • Öğrenci Bilgi Sistemi
  • Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı
  • Bilgi İşlem Daire Başkanlığı

Uygulamalar

DPUMobil uygulamasını telefonunuza kurarak üniversitemiz hakkındaki herşeye cep telefonunuzdan ulaşabilirsiniz.

AppStore Android
© 2024 T.C. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi - Dijital Dönüşüm ve Yazılım Ofisi Koordinatörlüğü , Tüm hakları saklıdır.
  • Kullanım Koşulları